Anastasiades: Türkiye, ‘Türk uluslararası hukuka’ dayalı olarak hareket ediyor

89

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiades Türkiye’nin deniz bölgelerinin sınırlandırılmasını ve durumu oldubittiye getirme girişimini “Türk uluslararası hukuku” olarak niteleyerek Türkiye ile Libya ulusal birlik hükümeti arasında imzalanan mutabakatı “kuşkulu meşruiyet” muhtırası olarak adlandırdı.

7. Enerji Sempozyumunda konuşan Anastasiades, genişletilmiş bu işbirliği ağının ne kimseyi oyun dışı bıraktığını nede herhangi bir üçüncü ülkeye karşı olduğunu yeniden dile getirerek, bunun, işbirliğini ve diyaloğu teşvik ettiğini ve özellikle kırılgan olan Doğu Akdeniz bölgesinde ortak barış, güvenlik ve istikrar amacını güçlendirdiğini söyledi. Söz konusu işbirliği ağının uluslararası hukuk ve özellikle Birleşmiş Milletler Deniz Hukukuna saygıya dayandığını vurguladı. Bu uluslararası hukuka, uluslararası deniz hukuku anlaşmalarına saygı gösteren her ülkenin konuşma hakkı ve oynayacakları bir rolü olduğunu sözlerine ekledi.

Anastasiades, “Dolayısıyla Türkiye dışarıda bırakılmıyor, yeter ki, kendi keyfi yorumuna göre ‘Türk uluslararası hukuka’ değil, devletlerin egemenlik haklarına saygıyı öngören uluslararası anlaşmalarda ve Birleşmiş Milletler Şartında belirtildiği şekliyle uluslararası hukuka saygı göstersin” dedi.

Türkiye’nin son eylemlerinin bununla uyumlu ve bu hedefe yardımcı olmadığını belirten Cumhurbaşkanı, bu eylemlerin sadece Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölgesi’nin (MEB) yasa dışı çiğnenmesiyle bağlantılı olmadığını ‘Türk uluslararası hukuku’ temelinde iki ülke arasında deniz sınırlarının belirlenmesi amacıyla Türkiye ile Libya arasında imzalanan ve kınanan deniz yetki alanı sınırlandırma mutabakatıyla da bağlantılı olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı, “bu, sahil ülkelerinin yasal haklarını göz ardı eden yasa dışı bir eylemdir ve yine Deniz Hukuku ve MEB alanındaki adalar ve kıta sahanlığı Örf ve Adet Hukuku’na tamamen ters düşmektedir” dedi.

Cumhurbaşkanı Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kararlılığını yineleyerek “hiç kesintisiz enerji planlarımızı ilerleteceğiz ve keşfedilen doğal gaz kaynaklarımızı değerlendireceğiz” diyerek şöyle devam etti:

“Bunlar, sadece işbirliği, kalkınma ve refah kaynağı oluşturmaktadır. Egemen ve bağımsız bir devlet olarak egemen haklarımızı kullanmaya devam edeceğiz. Devlete ve dev şirketlere karşı olan sözleşmelerimizi onurlandırarak bunları gerçekleştirme yönünde ilerleyeceğiz”.

“Söz konusu planların komşularla sıkı ilişkilerimizin güçlendirilmesine dayalı olduğunu dikkate alarak, Doğu Akdeniz ve Avrupa ülkeleriyle enerji ortaklıklarımızı artırma girişimlerimize devam edeceğiz.

Cumhurbaşkanı buna ek olarak, Kıbrıs, Mısır, İsrail ve Lübnan arasında kurulan işbirliklerine ve aralarındaki MEB’in belirlenmesi anlaşmalarının önemine de dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı bazılarının potansiyel üçlü askeri işbirliği ile üçlü ortaklıkları karıştırdığını sözlerine ekleyerek “böyle bir durumda Kıbrıs Cumhuriyeti veya Kıbrıs Cumhuriyeti Egemenlik haklarının ne kadar savunmasız olacağını tahmin edebiliyorsunuz” dedi.

Bu işbirliklerinin, askeri değil, enerji işbirlikleri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı, sözlerine şöyle son verdi:

“Kıbrıs – Mısır, Kıbrıs – İsrail, Kıbrıs – Lübnan arasındaki deniz bölgeleri deniz hukukuna göre sınırlandırılmasaydı, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kaderi bugün nasıl olacaktı, düşünün. O zaman da, bir oldubitti yaratmak amacıyla Türkiye – Libya arasındaki mutabakatın olduğu gibi yine bir yasa dışılık gündeme gelecekti. Bu mutabakat (Türkiye Libya) uluslararası hukuka dayalı değildir. Aynı şey, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarını sorgulayacaktı ve komşu devletlerle sınırlar belirlenmeden bu üçlü işbirlikleri olmayacaktı”.

Kha