AB’nin Türkiye kararına Türkiye ve KKTC cephesinden tepkiler…

80

Özersay: “AB’nin tutumu Kıbrıs Türk’ünün iradesine saygısızlıktır”

KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Avrupa Birliği’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetleri nedeniyle yaptırım kararı almasına tepki gösterdi.
Özersay, yaptığı açıklamada, “AB Dış İlişkiler Konseyi tarafından alınan son karar Avrupa Birliği’nin Kıbrıs Türk Halkının iradesini de, Doğu Akdeniz’deki doğal zenginlikler üzerindeki haklarını da yok saymaya çalışan yeni bir basiretsizlik örneği teşkil etmektedir” dedi.
Özersay, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Avrupa Birliği bu bölgedeki doğal zenginliklere dair görüşmelerin Türkiye ile Kıbrıs Rum yönetimi arasında yapılması yönündeki çağrısıyla irademize saygısızlık etmektedir. Bu kaynakların ortağı olan Kıbrıs Türkünden kelime olarak dahi bahsetmekten çekinen AB, sadece Kıbrıs sorununun çözümüne dair süreçlerde değil doğal zenginliklere dair süreçlerde de hiçbir biçimde tarafsız olamayacağını, bu nedenle bu konularda hiçbir rol üstlenemeyeceğini ve üstlenmemesi gerektiğini bir kez daha hepimize göstermiştir.
Doğu Akdeniz bölgesinin de, bu bölgedeki doğal zenginliklerin de geleceğini içerecek şekilde kapsamlı çözümü Rum tarafıyla müzakere eden esas muhatap Kıbrıs Türk Halkı iken, şimdi Avrupa Birliğinin bu konuları Türkiye ile Kıbrıs Rum yönetimi görüşsün demesi, Kıbrıs Türkünü kendi haklarına dair bir sürecin dışına itmeye çalışması ne akla ne de mantığa sığar. 2011’den bu yana Rum tarafını bizimle ve bölgedeki tüm ilgili aktörler ile diyalog kurmaya ve işbirliği yapmaya teşvik edeceklerine, bu konuda az da olsa bir cesaret göstereceklerine durumu daha da kötüleştirecek hamleler yapıyorlar.
Avrupa Birliği hakkaniyetten uzak ve bir uluslararası uyuşmazlığın taraflarından birini dışlayan, görmezden gelen bu tutumuyla Kıbrıs Rum tarafını şımartmaya devam etmektedir. Bu türden bir sırt sıvazlamayı tecrübe edinen Kıbrıs Rum tarafının ne kapsamlı çözüm yolunda ne de doğal zenginlikler konusunda makul bir diyalog süreci içine girmesi beklenebilir. Bu yaklaşımla Kıbrıs Rum liderliği gerçeğin ötesine geçen bir gücü olduğuna inanır, kendisini dev aynasında görürse Doğu Akdeniz bölgesinde istikrarı muhafaza etmek çok zorlaşır ve riskler artar.
Avrupa Birliği’nin “üye devletler arasındaki dayanışma” kavramı arkasına sığınarak uyuşmazlıkların taraflarını dahi görememeye başlaması, 2004 yılında çözüm olmadan Kıbrıs Rum yönetimini tam üye yapmakla yaptığını açıkladığı hatadan gayet memnun ve mutlu olduğunu, kendi hatasının tutsağı olmaktan pek de rahatsızlık duymadığını göstermektedir.
Bu kaynakların sahiplerinden birisi olan Kıbrıslı Rumlar çözüm olmadan önce de bu kaynaklardan yararlanabiliyorken neden Kıbrıs Türklerinin bu kaynaklardan yararlanması çözüm olması şartına bağlanmaktadır? Bu adanın ve bölgenin geleceğini belirleyecek kapsamlı çözümün nasıl olacağını müzakere etme hakkı olan Kıbrıs Türk Halkı nasıl olur da bu kaynaklar söz konusu olduğunda Avrupa Birliği tarafından devre dışı bırakılmaya çalışılır?
Gelin bu kaynakları birlikte çıkaralım, birlikte işletelim ve bu konuda işbirliği yapalım çağrısı yapıyoruz. 2011’den bu yana yapıyoruz. Avrupa Birliği kendisinin göremediği bu fırsatı, bu yaklaşımları ve sırt sıvazlamalarıyla Kıbrıs Rum tarafının da görmesini engelleyecekse bu yaz aylarından itibaren yan yana duran farklı kazı platformlarından birbirimize el sallayacağız demektir. Zira AB gibi aktörler kendi ellerindeki kozları bölgesel işbirliği için kullanmayacaklarsa biz verdiğimiz lisanslar üzerinden barışçı ama kararlı ve sonuç alıcı şekilde kendi kozlarımızı kullanacağız.”

————-

Burcu: “GKRY, Kıbrıs Türk tarafına ve Türkiye’ye aynı şeyi yapmaktan başka bir seçenek bırakmamıştır”

KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, GKRY’nin; Kıbrıs Türk tarafının bütün ısrarlı uyarılarına rağmen hidrokarbon faaliyetlerini tek yanlı olarak sürdürmeye devam edince, Kıbrıs Türk tarafına ve Türkiye’ye aynı şeyi yapmaktan başka bir seçenek bırakmadığını kaydetti.
Burcu yazılı açıklamasında, GKRY’nin bu şekilde yarattığı gerginlik ortamının değiştirilmesi ve tansiyonun düşürülmesi adına Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın “hidrokarbon çalışmalarının birlikte ele alınması için ortak bir komite kurulması” önerisini detaylı bir biçimde Rum Lider Anastasiadis’e sunduğunu anımsattı.
Burcu, Cumhurbaşkanının bu önerisinin adanın ve etraftaki coğrafyayı, aynı zamanda enerji çeşitliliği ve güvenliği bakımından alternatifler arayan AB’yi de rahatlatacak bir öneri olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
“Önerilerimiz henüz karşı tarafın değerlendirmesine açık bir durumdayken, beklentimiz AB’nin Rum Yönetimine bu önerilerimizi ciddiyetle ele alıp değerlendirmesini telkin etmesi yönündeydi. Bunu yapmayıp tam tersi olarak AB’nin Türkiye’ye karşı bazı yaptırım kararları alması sorunun çözümüne katkı koymayan, adil olmayan, kabul edilemez bir durumdur.
AB’nin bu tutumu Doğu Akdeniz’deki gerginliği azaltmadığı gibi, Kıbrıs’taki çözüm çabalarına da hiçbir katkı koymamaktadır. Bölgemizdeki gerginliğin azaltılmasına ve tıkanıklıkların aşılmasına yönelik arayışlar için çıkış yolu, cezalandırmaktan değil diyaloğa dayalı hakkaniyetli bir işbirliğinden geçmektedir.”

—————-

Çavuşoğlu: “Doğu Akdeniz’de üç gemimiz var, dördüncü gemiyi de göndereceğiz”

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Doğu Akdeniz’de üç gemimiz var, dördüncü gemiyi de göndereceğiz” dedi.
Bakan Çavuşoğlu, Kuzey Makedonya ziyareti kapsamında, Üsküp’te mevkidaşı Nikola Dimitrov ile görüşmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
AB’nin Türkiye’ye ilişkin aldığı kararları değerlendiren Çavuşoğlu, “Çok da ciddiye almaya gerek yok çünkü Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) kesintilerini daha önce yapmışlardı. Bunlar basit şeyler, bizi etkileyecek şeyler değildir.” ifadelerini kullandı. Çavuşoğlu, sivil havacılık görüşmelerinin, Rum kesimi nedeniyle zaten durmuş olduğuna işaret ederek, geçmişte de bazı fasılların bloke edildiğine dikkat çekti.
Bu kararların bağlayıcı olmadığını vurgulayan Çavuşoğlu, “Aldıkları kararların uygulanmasının mümkün olmadığını kendileri de biliyor. Neden? Rum kesimini tatmin etmek için. Saçma sapan dayanışma anlayışıyla Rum kesiminin ve Yunanistan’ın baskısıyla, kararlar almak durumunda kaldılar.”
Sorunun, Kıbrıs Türk halkının ada etrafındaki haklardan eşit şekilde yararlanamaması olduğunu belirten Çavuşoğlu, şunları söyledi:
“Rum kesimi, paylaşım AB üyeliğini de suistimal ederek, şımarık bir çocuk gibi bunu yapmak istememektedir. Biz yıllarca uyarı yaptık, ‘Eğer siz bunu yapmazsanız, Birleşmiş Milletler (BM) yapmazsa, biz bunu yapacağız. Garantör ülke olarak Kıbrıs Türk halkının hakkını koruyacağız ve biz de sondaja başlayacağız.’ dedik ve başladık.”
Çavuşoğlu, bundan sonraki süreçte Türkiye’nin atacağı adımlara ilişkin ise şunları kaydetti:
“Eğer Türkiye’ye yönelik böyle kararlar alırsanız, faaliyetlerimizi artıracağız. Doğu Akdeniz’de üç gemimiz var, dördüncü gemiyi de göndereceğiz. Türkiye ile böyle yöntemlerle baş edemeyeceklerini anlasınlar. Kendi kıta sahanlığımızda ne yapacağımıza biz karar veririz.
Kıbrıs halkının hakkını garanti altına almadıkları sürece oradaki faaliyetlerimizi artırmaya devam edeceğiz. Rum kesimi de AB’yi arkasına almasın, Türk tarafıyla otursun. Bizim muhatabımız Rum kesimi değildir. Burada paylaşım için Rum kesiminin muhatabı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir. Hakça paylaşım için masaya otursunlar. Aksi takdirde Kıbrıs Türk halkının hakkını kimseye yedirmeyiz.”

———————

Türkiye’den AB’ye Doğu Akdeniz tepkisi

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, AB Dış İlişkiler Konseyinin aldığı kararların Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon faaliyetlerini sürdürme yönündeki kararlılığını hiçbir şekilde etkilemeyeceğini bildirdi.
Bakanlık, AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarının katılımıyla önceki gün Brüksel’de yapılan Dış İlişkiler Konseyi Toplantısında alınan kararlara ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada, “AB Dış İlişkiler Konseyinin önceki gün yaptığı toplantıda aldığı kararlar, ülkemizin Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon faaliyetlerini sürdürme yönündeki kararlılığını hiçbir şekilde etkilemeyecektir. Bu kararlarda, Kıbrıs Adası’nın doğal kaynakları üzerinde eşit haklara sahip Kıbrıs Türklerinden hiç bahsedilmemesi ve Kıbrıs Türkleri yokmuş gibi hareket edilmesi, AB’nin Kıbrıs konusunda ne kadar ön yargılı ve taraflı olduğunu göstermektedir.” ifadeleri kullanıldı.
“Bu kararların, Rum/Yunan ikilisinin, AB üyeliklerini kendi maksimalist pozisyonları doğrultusunda nasıl suistimal ettiklerinin ve diğer AB ülkelerinin de buna nasıl alet olduklarının en son örneği olduğu” vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Geçmişte de defaaten vurguladığımız üzere, Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon faaliyetlerimizin, kendi kıta sahanlığımızdaki haklarımızın korunması ve Ada’nın ortak sahibi olan Kıbrıs Türklerinin, Ada’nın hidrokarbon kaynakları üzerindeki eşit haklarının korunması olmak üzere iki boyutu vardır. İlk boyutta, Türkiye’nin Kıbrıs meselesi çözülmeden GKRY ile deniz yetki alanlarını sınırlandırmak için görüşmelere başlaması söz konusu değildir. Zira Kıbrıs Cumhuriyeti, 1963’ten beri Kıbrıs Türklerini temsil etmediği için, bizim ve Kıbrıs Türklerinin gözünde gerçek bir devlet değildir.”
Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların siyasi eşitliği üzerine kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, 1963’te sona erdiği hatırlatılan açıklamada, “Kıbrıs meselesinin bugüne kadar çözümsüz kalmasının sebebi de Kıbrıslı Rumların 1963’ten bu yana Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitliğini kabul etmemesidir.” ifadesi kullanıldı.
Kıbrıs Rum Yönetimi’nin muhatabının Türkiye değil, KKTC olduğunun altı çizilen açıklamada, “AB’nin bu gerçekleri kabul etmeden, Kıbrıs Türklerini azınlık olarak değil, Kıbrıs Adası’nın ortak sahibi olarak görmeden, Kıbrıs meselesini anlaması ve yapıcı bir katkıda bulunması mümkün değildir.” ifadesine yer verildi.
Açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“İkinci boyutta bir çözüm bulunması ise ancak Kıbrıs Türklerinin haklarının garanti altına alınması ile mümkün olabilir. Bu bağlamda, Kıbrıs Türklerinin, 13 Temmuz’da yaptığı ve ülkemizin de tam destek verdiği kapsamlı iş birliği önerisi çözüm için önemli bir fırsat teşkil etmektedir. AB’nin bu fırsatı değerlendirmek ve hidrokarbon kaynakları konusunda Ada’daki iki tarafı bir araya gelmeye teşvik etmek yerine, Türkiye aleyhinde kararlar almaya yönelmesi etkisiz, gerçeklikten kopuk ve yapıcı olmayan bir hareket tarzıdır.”
Türkiye’nin, hem kendi haklarını, hem de Kıbrıslı Türklerin haklarını bundan önce olduğu gibi bundan sonra da kararlılıkla korumaya devam edeceğine işaret edilen açıklamada, Türkiye’nin bu yöndeki faaliyetlerini daha da artıracağı vurgulandı.
Açıklamada, “Bu hususta, Kıbrıs Türklerine verdiği sözleri 26 Nisan 2004’ten beri tutmayan AB’nin bize söyleyeceği bir sözü de yoktur. Bu kararların, 15 Temmuz hain darbe girişiminin üçüncü yıl dönümü gibi Türk halkı için çok önemli bir günde alınmış olması da manidardır.” değerlendirmesinde bulunuldu.

—————–

Türkiye Doğu Akdeniz’deki çalışmalar için dördüncü gemiyi gönderiyor

Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, “Fatih ve Yavuz Sondaj gemilerimiz ve Barbaros Hayreddin Paşa sismik arama gemimizle bölgede sürdürdüğümüz faaliyetlerimize şimdi dördüncü gemimizi de dahil ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Bakan Dönmez, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Doğu Akdeniz’de yaşanan son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki arama ve sondaj faaliyetlerine aynı azim ve kararlılıkla devam ettiğini ifade eden Dönmez, Türkiye’nin hem kendi kıta sahanlığında hem de KKTC’nin Türkiye Petrolleri’ne verdiği ruhsat alanlarında çalışmalarını aralıksız sürdüreceğini vurguladı.
Doğu Akdeniz’deki arama ve sondaj gemilerinin bölgedeki bütün operasyonlarını planlandığı şekilde yürüttüğünü ve yürütmeye devam edeceğini aktaran Dönmez, şunları kaydetti:
“Türkiye bölgedeki kaynakları arama, üretme ve uluslararası pazarlara iletme kabiliyet ve gücüne sahiptir. Fatih ve Yavuz sondaj gemilerimiz ve Barbaros Hayreddin Paşa sismik arama gemimizle bölgede sürdürdüğümüz faaliyetlerimize şimdi dördüncü gemimizi de dahil ediyoruz. Ağustos 2017’den bu yana Karadeniz ve Marmara’da sismik araştırmalarını sürdüren MTA Oruç Reis sismik araştırma gemimiz de Marmara’daki çalışmalarının hemen ardından, Akdeniz’deki sismik araştırmalarını yapmak üzere bölgeye gönderilecek. Öte yandan, Türkiye’nin bölgedeki egemenlik haklarını yok sayacak her türlü girişim karşısında ilgili bakanlıklarımızla beraber koordinasyon içerisinde gerekli tedbirleri almaya devam edeceğiz.”

—————-

Kılıçdaroğlu: “Doğu Akdeniz’deki haklarımızı sonuna kadar savunacağız”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin hakları olduğunu ve bunların sonuna kadar savunulacağını söyledi.
Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, izlenen dış politikayı eleştirdi.
“Şimdi Doğu Akdeniz’de yalnız kaldık.” diyen Kılıçdaroğlu, “maceracı, öngörüsüz dış politikanın; Türkiye’nin yalnızlığa itilmesinin faturasının ağır olacağını” söyledi.
Kılıçdaroğlu, “Avrupa Birliği (AB) Doğu Akdeniz dolayısıyla bize yaptırım uygulama kararı almış. Doğu Akdeniz’de bizim haklarımız var, Doğu Akdeniz’deki haklarımızı sonuna kadar savunacağız, kimsenin bundan da endişesi olmasın.” diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
“AB, Türkiye’ye hep çifte standart uygulamıştır, samimi olmamıştır. Dediler ki ‘Kıbrıs’ta barışı sağlayacağız, Annan Planı’nı referanduma sunacağız. Eğer Kıbrıs’taki Türkler buna (evet) derse, sorun çözülecek. Rumlar (hayır) dediği takdirde KKTC ile oturup ticaret yapacağız.’ Söz verdiler. Annan Planı’na Türkler ‘evet’ dedi, Rumlar ‘hayır’ dedi. Nerede peki bu Avrupa Birliği? Hani nerede bu doğrudan ticaret tüzüğü? Neden verdiğiniz sözleri yerine getirmiyorsunuz? Kalkmışlar şimdi bize ambargo uygulayacaklar. Sen önce verdiğin sözü tut, verdiğin sözün arkasında dur. Türkiye’nin çıkarları aynı zamanda Orta Doğu’nun çıkarları demektir. Eğer Türkiye, bölgede barış istiyorsa, siz bu barış talebine destek vermek zorundasınız. Kıbrıs Rum kesimini hangi gerekçeyle aldınız AB’ye? Sizin sözleşmenizde hükümler var ‘sınır sorunu olanlar alınamaz’ diye. Niye aldınız?
Bize ahkam kesiyorlar, yaptırım uygulayacaklarmış, kabul etmiyoruz, şiddetle reddediyoruz. Ne yaparlarsa yapsınlar, AB, Türkiye’ye uyguladığı çifte standarttan vazgeçmediği sürece, AB’nin bu topraklarda değeri yoktur.
Sanılmasın ki ben bunu Türkiye’ye söylüyorum. AB’de görüştüğüm herkese, her yetkiliye bunu söyledim. Her yerde, herkese söyledim. En yetkilililere söyledim. ‘Siz Türkiye’ye karşı çifte standart uyguluyorsunuz’ dedim. Uygulamaya da devam ediyorlar.”

——————

Çelik: “AB yaptırımlarının Türkiye için hiçbir etkisi olmayacak”

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerine yönelik kararlarıyla ilgili, “Bu yaptırımların Türkiye için hiçbir etkisi olmayacaktır.” dedi.
Çelik, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.
Çelik, AB’nin Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerine yönelik kararlarıyla ilgili, AB’nin “Ada’da iki tarafın birleşmesi” şeklinde bir tutum içinde olduklarını söylediğine işaret ederek, “Fakat ortaya koydukları tavrın Ada’daki bölünmüşlüğü derinleştirmekten başka bir işe yaramayacağı açıktır. Bu yaptırımları ortaya koymalarının Türkiye için hiçbir etkisi olmayacaktır.” ifadesini kullandı.
AB’nin daha önce açık bir şekilde “Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti tarafı üzerine düşeni yapmıştır.” dediğini ama arkasından Rum tarafını tutmaya devam ettiğini aktaran Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şunu net bir şekilde ortaya koyalım; Avrupa Birliği sözünü tutmayan bir kurum haline gelmiştir. Mülteci anlaşmasıyla birlikteki mesele sadece ‘3 artı 3 milyon avro’ değildi; üst düzey diyalog toplantıları gerçekleşecekti, fasıllar açılacaktı, başka hususlar hayata geçecekti. O arada bir ay içerisinde 4-5 kere Türkiye’yi ziyaret edenler daha sonra verdikleri sözlerin hiçbirini tutmadılar. Kıbrıs konusunda da artık Avrupa Birliği herhangi bir şekilde tarafsız ya da gözlemci statüsü olan bir odak olma vasfını kaybetmiştir.
Burada Rum kesimi ile ortaya koydukları dayanışma, bir demokratik dayanışma, bir siyasi ilkeler dayanışması da değildir. Maalesef tipik bir mahalle dayanışmasıdır. Tipik mahalle dayanışmasıyla Türkiye’yi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin çıkarlarını ya da Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarlarını korumaktan herhangi bir şekilde alıkoyamayacaklarını bilmeleri gerekir. ‘Fatih’ gemimiz, ‘Yavuz’ gemimiz görev yapmaya devam edecek. Orada kıta sahanlığımız içerisindeki egemenlik haklarımızı korumaya devam edeceğiz. KKTC’nin ruhsat verdiği alanlarda bunları korumaya devam edeceğiz.”
AK Parti Sözcüsü Çelik, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Deniz Kuvvetleri’nin koruma görevini yerine getireceğinin altını çizerek şöyle konuştu:
“AB bu yaptırımı ortaya koyduğu, Yunanistan Dışişleri Bakanı bu devlet adamına yakışmayan tavrı ortaya koyduğu zaman, Rum kesiminin ‘Akdeniz’in şımarık, haylaz çocuğu’ olarak AB tarafından bu şekilde korunması söz konusu olduğunda Türkiye’nin yapacağı şey kendi hak ve çıkarlarını, KKTC’nin hak ve çıkarlarını koruma konusunda vites yükseltmekten ibarettir. Dolayısıyla sözünü tutmayan, bir mahalle dayanışması içinde olan, demokratik ilkelerden giderek uzaklaşan AB’nin ortaya koyduğu bu yaptırımlar bize sadece samimiyetsizliğin, tek taraflı dayanışmanın, demokratik, siyasi ilkeler konusundaki ilkesizliğin yeni bir göstergesi olarak görünmektedir.”

——————

Akçay: “Türkiye hakkından asla vazgeçmeyecek”

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Avrupa Birliğinin (AB) Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerine ilişkin aldığı karara dikkat çekerek, “Doğu Akdeniz’le bağı olmayan ABD, İngiltere, Fransa, İtalya ve Almanya hiçbir hukuki hakkı olmadan orada cirit atarken KKTC ve kıta sahanlığımızda arama yapmamızı hiçbir güç engelleyemez” dedi.
Akçay, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelerin sadece birkaç doğal gaz kaynağına sahip olma yarışı olmadığını, Türkiye’nin egemenlik haklarına sahip çıkma, Kıbrıs’ta Türk varlığının ve KKTC’nin hak ve hukukunu garantiye alma ve uluslararası hukuku işletme faaliyeti olduğunu söyledi. Akçay, “Tüm dünya bilmelidir ki KKTC yalnız değildir. Türkiye uluslararası hukuktan doğan bu hakkından asla vazgeçmeyecek, ülkemizin menfaatleri doğrultusunda arama ve sondaj çalışmalarına devam edecektir. Bu konuda yapılacak çalışmalarda ve faaliyetlerde de başarılar diliyoruz.” diye konuştu.

KKTC Enformasyon Dairesi