AB’de 10 seçmenden biri aşırı sağ ya da popülistleri destekliyor…AB seçimlerinde birlik karşıtları güçleniyor

73

Alman Bertelsmann Vakfı’nın Avrupa’da AP seçimleri öncesi yaptırdığı anket, her 10 seçmenden birinin popülist ya da aşırı sağ partileri desteklediğini ortaya koydu.

Mayıs ayında düzenlenecek olan Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri öncesi 12 AB ülkesinde yapılan bir anketin sonuçları açıklandı. İngiltere merkezli araştırma şirketi YouGov tarafından Alman Bertelsmann Vakfı için yapılan çalışma, ankete katılanların yüzde 10,3’ünün popülist ya da aşırı sağ partileri desteklediğini ortaya koydu.

Ankete katılanların yüzde 6,2’si kendini radikal solla, yüzde 4,4’ü ise Yeşil partilerle özdeşleştirdi.

Olumlu yaklaşım bakımından yüzde 10,3 ile siyasi gruplar arasında ilk sırada yer alan aşırı sağ partiler, olumsuz yaklaşımda da önde çıktı.

Katılımcıların yüzde 52,8’i radikal sağa asla oy vermeyeceğini söyledi. Yüzde 52,2 ise radikal sola oy vermesinin hiçbir şekilde mümkün olmadığını ifade etti.

Araştırmayı gerçekleştiren uzmanlardan Robert Vehrkamp, “Popülist partiler kısa süre içinde istikrarlı bir seçmen tabanı oluşturmayı başardı” ifadesini kullanırken bu partilerin aynı zamanda yüzde 52,8 gibi yüksek bir oranda “reddedilmesine” dair de şu yorumda bulundu:

“Bu durum, diğer partilerin popülist partileri taklit etmesinin ne kadar tehlikeli olacağını ortaya koyuyor.”

“Seçmen, karşı olduğu partiye göre oy veriyor”

Ankete katılanların yüzde 48,8’i “asla” oy vermeyeceği bir parti ismi söyleyebilirken sadece yüzde 6,3’ü siyasi bir kimlikle kendini özdeşleştirdi. Katılımcıların olumlu değerlerden ziyade olumsuz değerlerle kendilerini ifade etmesi, araştırmacıların önemli bir öngörüde bulunmasını da sağladı. Uzmanlara göre bu durum, 23-26 Mayıs tarihlerindeki AP seçimlerinde birçok AB vatandaşının, desteklediği partiden ziyade karşı olduğu partiyi göz önünde bulundurarak oy vereceğine işaret. Vehrkamp, “Vatandaşlar artık bir parti seçmiyor. Bunun yerine, en şiddetli şekilde reddettikleri partilere karşı oy veriyorlar” dedi.

Ankete katılanların yüzde 50,7’si liberal partilere, yüzde 47,8’i Hristiyan Demokratlar veya muhafazakârlara, yüzde 47’si Yeşillere, yüzde 42’si ise Sosyal Demokratlar ya da Sosyalistlere asla oy vermeyeceğini söyledi.

Yapılan araştırma, bu yılki seçimlere katılım oranının önceki seçimlere kıyasla çok daha yüksek olacağını ortaya koyuyor. YouGov’un yaptığı ankete katılanların yüzde 68’i, Mayıs’taki seçimlerde oy kullanacağını söyledi. Almanya’da bu oran yüzde 73 oldu. 2014 yılındaki seçimlere katılım oranı AB genelinde yüzde 43’tü.

YouGov, söz konusu anket kapsamında Ocak 2019’da AB üyesi 12 ülkede 23 bin 725 kişiyle görüştü.

———

AB seçimlerinde birlik karşıtları güçleniyor

Avrupa seçimleri, özellikle genel olarak Avrupa Birliği’nin motor gücü olarak tanımlanan Almanya ve Fransa’da seçmenlerin birçoğunun süre gelen siyasi atmosfere ve partilere kızgınlıkları nedeniyle aşırı sağ düşünceli partilerin ve Avrupa Birliği düşüncesine karşı çıkan partilerin yararına bir seçime dönüşebilir. Bu ülkelerde siyasi sınırlarda olan seçmenlerin sayısı son yıllarda artış gösterdi.

 

23-26 Mayıs tarihleri arasında yapılacak olan Avrupa seçimleri tüm kıta ve birlik ülkelerinin geleceğini derinden etkileyebilecek bir sonuç çıkarabilir. Özellikle ulus devlet modeline ve aşırı milliyetçiliğe karşı birlikte ortak yaşam projesi olarak kurulmuş birliğin yoluna kuruluş amacıyla devam edip edemeyeceğinin de seçimleri olacak.

Yaklaşık 746 milyon insanın yaşadığı Avrupa kıtasında Avrupa Birliği yaklaşık 500 milyon insanın evi. II. Dünya Savaşı’ndan ve Soğuk Savaş yıllarından sonra “bir daha asla savaş olmaması için birlikte çalışmalıyız” fikriyle yola çıkan kurucu ülkeler 1992 yılında yapılan Maastricht Antlaşması ile birliğe bugünkü formunu verdiler.

Avrupa Parlamentosu, AB’nin yürütme organı olan Avrupa Komisyonu ve Avrupa Devlet ve Hükûmet Başkanları Konseyi’nin yanında üçüncü ve en önemli taşıyıcı sütunudur. Kaba hatlarıyla söylenecek olursa, parlamento yasa tasarısı yapar, hem komisyon hem de konsey çalışmaları hakkında parlamentoyu bilgilendirmek zorundadır. Avrupa Parlamentosu’nun ülkeleri kontrol yetkisi vardır.

Orta Doğu’da yaşanan savaşlar ve özellikle Suriye Savaşı nedeniyle Avrupa’nın mülteci akınına uğraması sonucunda zaten var olan sosyal ekonomik alt yapının adil olmamasını daha da görünür kıldı. Daha da görünür olan sosyal adaletsizliği sağ popülist partiler mültecileri bahane ederek kullandılar. Bu da elbette başka bir çok farklı faktörle beraber Avrupa siyasetini yükselen sağ popülizmle merkez köklü partiler arasında ikiye böldü. Bir çok AB üye ülkesinde yapılan seçimlerde aşırı sağcı partiler ya oy oranlarını gözle görünür biçimde arttırdılar ya da direk hükümeti yöneten güç haline geldiler.

Birleşik Krallık’ın AB’den çıkma kararının belirsizliğinde Mayıs’ta yapılacak seçimler AB açısından hiç olmadığı kadar önemli. Çünkü bu seçimler birliğin geleceği için karar verici nitelikte olacak. Avrupa yapacağı seçimle dünyaya açık, kucaklayıcı olup olmayacağına, tek yönlü mü yoksa çok yönlü mü olacağına, global mi yoksa ulusal nitelikli mi olacağına karar verecek.

Avrupa seçimleri, özellikle genel olarak Avrupa Birliği’nin motor gücü olarak tanımlanan Almanya ve Fransa’da seçmenlerin birçoğunun süre gelen siyasi atmosfere ve partilere kızgınlıkları nedeniyle aşırı sağ düşünceli partilerin ve Avrupa Birliği düşüncesine karşı çıkan partilerin yararına bir seçime dönüşebilir. Bu ülkelerde siyasi sınırlarda olan seçmenlerin sayısı son yıllarda artış gösterdi.

Avrupa’daki seçmenler yaklaşmakta olan Avrupa Parlamentosu seçimini politik bir hatırlatma yapmak için kullanabilirler. Yapılan anketler çoğu Avrupalı seçmenin önceden onayladığı partiyi reddetme eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor.

Bertelsmann Vakfı’nın 23 bin Avrupalı seçmenle yaptığı ankete göre, her on kişiden birinin sağcı popülist veya aşırı sağcı partilere oy verecekleri görünüyor. Anketten anlaşıldığı kadarıyla siyaseti değişken olan sağ popülist partilerin destekçileri, şu anda “seçimden biraz bıkmış gibi görünen” siyasetin merkezindeki partilerin seçmenlerine oranla daha ilgili ve aktifler.

Seçimlere katılım oranı göz önüne alındığında Avrupa Birliği’ne septik olanların da hareketlendiği düşünülürse bu seçimler Avrupa’nın geleceğini belirleyecek bir nitelik kazanıyor. Avrupa Parlamentosu’nda karar mekanizmasının işleyebilmesi, çalışma grupları oluşturulabilmesi için çoğunluklara ihtiyaç var. Ancak Avrupa Birliği’ni benimseyen merkezdeki seçmenin hareket kazanması gerekiyor.

Friedrich Ebert Vakfı’nın geçiğimiz hafta yayınladığı bir çalışma da sağcı popülist tutumların Alman toplumunun önemli bir bölümünü oluşturduğunu ortaya koyuyor. Ankete katılanların yüzde 21’i tavrını net bir biçimde sağcı popülist görüşlerden yana koyuyor.

Ayşegül Karakülhancı Duman

https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya/2019/04/29/ab-secimlerinde-birlik-karsitlari-gucleniyor/

Dw-Dpa