femdom-mania.net femdom-scat.net hot-facesitting.com
Ulus Üstü AİHM Kararı Reviewed by Momizat on . Muhittin T. Özsağlam Avrupa Konseyine bağlı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye’nin Kıbrıs’a 1974 yılında yaptığı müdahaleye ilişkin aldığı karara Muhittin T. Özsağlam Avrupa Konseyine bağlı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye’nin Kıbrıs’a 1974 yılında yaptığı müdahaleye ilişkin aldığı karara Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Görüş / Makaleler » Ulus Üstü AİHM Kararı

Ulus Üstü AİHM Kararı

Muhittin T. Özsağlam

Avrupa Konseyine bağlı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye’nin Kıbrıs’a 1974 yılında yaptığı müdahaleye ilişkin aldığı karara taraflarca çeşitli-farklı tepkiler verilmiştir. Türkiye ve KKTC yetkilileri ilgili karara dair menfi bir tepki ve duruş sergilerlerken, Kıbrıs Cumhuriyeti (Güney Kıbrıs) yetkilileri ise alınan karara pozitif tepki vermişlerdir.

Uluslararası ilişkiler sistemi içerisinde uluslararası örgütleri ve ilgili örgütlerin organlarını çeşitli boyutlarda sınıflandırabiliriz. Ben örgütleri “hükümetler arası” ve “ulus üstü” özelliklerine göre sınıflandırarak AİHM kararına ilişkin bir analiz yapmaya çalışacağım.

 

Hükümetler arası karakteristiği-özelliği olan örgütlerde ve ilgili örgütlerin organlarında (kurumlarında), üye devletler her ne kadar belirlenmiş bir alanda işbirliği için bir araya gelseler de, öncelikle kendi “ulusal çıkarlarını” gözeten bir politikayı sürdürüler. Örnek verecek olursak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde veya BM Genel Kurulunda üye devletler her ne kadar uluslararası barış ve güvenliği gözeten bir amaca hizmet etmek suretiyle oraya temsilcilerini gönderseler de oradaki temsilciler ilgili üye devletin ulusal çıkarlarını gözeterek davaranırlar. Özellikle 5 daimi üyenin BM GÜvenlik Konseyindeki tavırları bunu bizlere sürekli göstermektedir-kanıtlamaktadır. Buna sadece global ölçekli BM’de değil, bölgesel örgütlerde de rastalyabiliriz. Bağımsız Devletler Topluluğu veya Avrupa Birliği Konseyi hükümetler arası özellik taşıyan örgütlere ve kurumlara en iyi örnektirler. Burada da ilgili devlet ve hükümet başkanları kendi devletlerinin çıkarlarını gözeterek ilgili örgütün politkalarına yön vermeye çalışırlar. Avrupa Komisyonu veya Avrupa Parlamentosunda ise ulus üstü bir yapılanma söz konusudur diyebiliriz.

 

Ulus üstü yapıları şu şekilde tanımlarsak doğru olacaktır. Uluslararası ilişkiler sistemi içerisinde örgütlenen hukuki bir yapısı olan ve üye devletlerin “ulusal egemenliklerini” bazı önemli hususlarada (özellikle insan hakları konusunda) devir ettikleri yapılardır. Diğer bir deyişle burada üye devletler ilgili örgütün şartını veya sözleşmesini kabul ederek kendi egemenliğinin uluslararası alanda sınırlandırmasını da kabul etmektedir.

Avrupa Konseyi şemsiyesi altında imzalanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine taraf olan ülkeler, dolayısıyla AİHM’in yetkilerini de kabul etmiş olmaktadır. Böylece ilgili protokollar ve sözleşme gereği ilgili üye devlet AİHM’nin kararlarını kabul etmekte ve kendi ulusal egemenliği de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ilgili maddeleriyle sınırlandırılmaktadır.

Avrupa Konseyi ve onun organı AİHM’in 47 üye ülkenin ulusal egemenliklerini sınırlayan bir yapısı var.

Türkiye de 1949 yılından beri Avrupa Konseyi’nin üyesi, Türkiye de Avurpa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf ve Avrupa Sosyal Şartını da kabule etemiş bir ülke olarak ilgili protokollerin ve maddelerin gereğini yapmak durumunda. Kısacası bireylerin temel hak ve hürriyetlerine saygılı olmak durumunda. Aksi durumlarda da diğer üye ülkelerin de karşılaştığı mahkumiyetlerle karşılaşabiliyor.

 

Sadece İnsan Hakları ve hukuksal konsept çerçevesinde davranan AİHM’nin yargıçlarının aldığı kararlar, ilgili sözleşmeye taraf ülkeleri bağlayıcı nitelikte. Sonuç olarak AİHM’in ağır işleyişi ve bürokratik sorunları tartışılmaya açık konular ancak AİHM bize karışamaz ya da kararları bağlayıcı değil, ve siyasidir demek sadece tribünlere oynamaktan ibarettir. Hiç kimse Türkiye’ye ilgili sözleşmelere ve şartlara zorla taraf olun dememiştir. Ayrıca Ali Dayıoğlu’nun da belirttiği üzere garanti antlaşmasına dayanarak ilgili kararın tanınmadığını belirtilmesi uluslararası camiada ve AİHM nezdinde kabul görmez (Bkz. Kıbrıs,13 Mayıs, 2014).

İlgili sözleşme ve şartlara taraf olan ülkelerin ulus üstü yapılanmanın (örgütün) yetkisini kabul etmesi söz konusudur. O yüzden bağlayıcı nitelikte olan kararları kabul etmek dışında başka şans kalmıyor.

Gazete 360

Scroll to top