“The Day After” ve ABD- AB Reviewed by Momizat on . Ferdi Sabit SOYER Kıbrıs sorunu çözüm sürecinde en önemli konulardan biri " the day after" dir. Çözüm olursa, bunun ertesi günü ne olacak meselesi... Bu konuda Ferdi Sabit SOYER Kıbrıs sorunu çözüm sürecinde en önemli konulardan biri " the day after" dir. Çözüm olursa, bunun ertesi günü ne olacak meselesi... Bu konuda Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Görüş / Makaleler » “The Day After” ve ABD- AB

“The Day After” ve ABD- AB

Ferdi Sabit SOYER

Kıbrıs sorunu çözüm sürecinde en önemli konulardan biri ” the day after” dir.
Çözüm olursa, bunun ertesi günü ne olacak meselesi…
Bu konuda kurulacak olan Federal çatının işleyişinin nasıl ve ne olacağı önemli. Ayrıca varılan antlaşmaya ilgili tarafların uyması, önemli olan diğer nokta.
Bunun için görüşme sürecinde günlerce, haftalarca bu konuda kafalar yorulur, bunlar üzerinden tartışmalar olur.
Peki, çözümle birlikte oluşacak olan yapıya dönük onun “the day after” için titizlik gösterilen memlekette; çözüm olmadığında, bu “the day after” için durum ne?
Crans Montana macererası sonrasına bakın, her iki tarafta çıkmazın ertesi günü, “the day after” için hemen hemen öngörülür olabilen hiçbir şey olmadığı çok açık.
Belki yanlış ifade ettim, her iki tarafa olan biten, 11 Şubat 2014 Ortak Belgesinin başlangıcında ifade edilen durumdur.
Yani, o bilinen tesbit. “Bugünkü durum sürdürülemez”.
Crans Montana sonrası iki tarafta da yapılan tartışmalara baktığınızda, Crans Montana çıkmazından sonraki “the day after”, o sürdürülemez denen durumun kendileri açısından ne olacağına dair olduğunu görürüz.
Çıkmaz sonrası, Sayın Anastasiadis’in görüşmelerin başlaması için ön şartlar öne sürmesi, “the day after” için kendi imzası ile belirlenen ve o “sürdürülemez” denen bugünkü durumu devam ettirme niyetinden başka bir şey değildir…

Nitekim bırakın bizim tarafın Sayın Anastasiadis’in öne sürdüğü bu ön şart yaklaşımına eleştirisini; iki eski Başkan, Sayın Hıristofyas ve Sayın Vasiliu da bu görüşün yanlış ve çıkmazı sürdürme özü taşıdığını cesaretle açıkladılar.
Bizde de durum karışık.
Yani, ” the day after” için her kafadan bir ses çıkıyor. Çıkan seslere baktığımızda bilinen görüşlerin hararetle savunulma çabası içinde olunduğunu görüyoruz.
ABD- AB
Ama Kıbrıs’ın her iki tarafını ve Türkiye ile Yunanistan’ı da etkileyen bu sorun, “the day after” sonrası daha da karmaşıklaşan dünya çapındaki ilişkilerle de yüz yüzedir.
Üstelik bunları etkileme kapasitemiz az, ama etkilenmek potansiyelimiz ise çoktur.
“Biz” Crans Montana sonrası, “the day after” için ” kervan yolda düzülür” ilkel yaklaşım malüllüğünde, her kafadan bir sesin çıktığı ortamda ne olacağı ile ilgili tartışırken, bir şey gerçekleşti.
ABD Senatosu, Rusya’ya yeni yaptırım kararları aldı. ABD Başkanı Sayın Tramp, bu kararları “gönülsüz ve isteksiz” olarak imzaladığını açıkladı. Bu ekonomik yaptırım kararları Rusya ve İran’a dönük alındı ama özü, Avrupa’ya dönüktür. Çünkü daha evvel bu yaptırım kararlarına bağlı olarak Almanya ve Fransa’nın yaptığı uyarılar hiç dikkate alınmadı.
Bakın yaptırım kararlarından biri, daha evvel yapılan antlaşmalar doğrultusunda Rusya’dan ve İran’dan Avrupa’ya doğru yapılan doğal gaz boru hattı yapım ve bakım onarım çalışmalarında yer alacak olan şirketlere ağır cezalar öngörmektedir.
Bu yaptırım kararının isminin Rusya ve İran olmasına karşın esas hedefinin, Avrupa’nın daha ucuz enerji kullanımı ve Avrupalı şirketler olduğu nettir…
Nitekim AB Komisyonu, Senatodan çıkan yaptırım kararından sonra yaptığı açıklamada, bunun, “Avrupalıların çıkarlarını, Avrupa’nın enerji güvenliğini, Rusya ile ticareti ve Avrupa şirketlerinin çıkarlarını gözetmediğini” söyledi.
Kısacası, Kıbrıs sorununun çözüm çıkmazına girmesi sonrası, “the day after” içinde bildiğimiz ve bizi doğrudan etkileyen Orta Doğu karmaşasına şimdi ABD- Avrupa çıkar çekişmesi de eklendi. Dış dinamikler açısından bir başka konu daha gelişti.
Çıkmaz sonrası biz kendimize göre adımları konuşuyoruz. Güneyde uluslararası alanda “tek yanlı” adımları engelleme kahramanlığına soyunur. Ama sonuç ne? Tekrar aynı filmin izlenecek olmasının bıkkınlığı.
ABD- AB çıkar çelişkisi, ABD- Rusya, Çin gerginlikleri içinde bu küçük adada “iki taraf” ve Türkiye ile Yunanistan güya birbirimize üstünlük için
destek bulacağız diye ötekini suçlayarak yine ayrı ayrı, “büyük Abi’lerin” kapısını aşındıracağız.
Çıkar yol adaya barışı inşa etmektir. Crans Montantan’a sonrası yaşadığımız ” the day after” bize bunun önemini yeniden ama yeniden gösteriyor…

Diyalog Kıbrıs

Scroll to top