Rum Dışişleri Bakanı Christodoulides: Türkiye’nin (MEB) eylemleri Kıbrıs ve AB’nin kendi haklarını açıkça ihlal eden bir saldırıdır Reviewed by Momizat on . Rum Dışişleri Bakanı Nikos Christodoulides, salı günü Pire Üniversitesinde yaptığı konuşmada "Kıbrıs'ın artık olumlu bir referansa dönüştüğünü ve bölgede istikr Rum Dışişleri Bakanı Nikos Christodoulides, salı günü Pire Üniversitesinde yaptığı konuşmada "Kıbrıs'ın artık olumlu bir referansa dönüştüğünü ve bölgede istikr Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Özel Haberler » Rum Dışişleri Bakanı Christodoulides: Türkiye’nin (MEB) eylemleri Kıbrıs ve AB’nin kendi haklarını açıkça ihlal eden bir saldırıdır

Rum Dışişleri Bakanı Christodoulides: Türkiye’nin (MEB) eylemleri Kıbrıs ve AB’nin kendi haklarını açıkça ihlal eden bir saldırıdır

Rum Dışişleri Bakanı Nikos Christodoulides, salı günü Pire Üniversitesinde yaptığı konuşmada “Kıbrıs’ın artık olumlu bir referansa dönüştüğünü ve bölgede istikrar ve güvenliğin bir ayağı olduğunu” söyledi.

Kıbrıs’ın 2013 sonrası dış politikasına da değinen Christodoulides “jeostratejik öneme sahip, istikrarsız ve güvensiz bir bölgede Kıbrıs’a artık güvenilir bir ortak olarak yaklaşıldığını” kaydetti.

Bakan özellikle bu dönemde ülkenin dış politikasının üç temel sütuna dayalı olduğunu belirtti: Birincisi tüm komşu ve çevre devletlerle ilişkilerin iyileştirilmesi ve Yunanistan’ın da katılımıyla üçlü işbirliklerinin geliştirilmesi. İkincisi, Avrupa Birliği içinde ve Orta Doğu bölgesi arasında bir köprü olarak Kıbrıs’a ek değer katacak bir şekilde AB içinde tüm yaşananlara Kıbrıs’ın aktif bir şekilde katılımı. Üçüncüsü, Kıbrıs’ın BM Güvenlik Konseyi tüm daimî üyeleriyle ilişkilerinin daha da iyileştirilmesi.

Christodoulides, Kıbrıs dış politikasının bu üç sütunun inşası konusunda savunma ve enerji alanlarının katalizör öneme sahip olduğunu vurguladı. Enerji alanlıyla ilgili olarak Dışişleri Bakanı, Türkiye’nin Kıbrıs Münhasır Ekonomik Bölgesindeki (MEB) eylemlerinin 3. Parseldeki sondaj çalışmalarının ertelenmesine neden olduğunu duyurdu.

Christodoulides, Kıbrıs Cumhuriyeti MEB’nin uluslararası anlaşmalara dayalı olduğunu ve aynı zamanda AB MEB’i olarak da kabul edildiğini söyledi.

Bu anlamda, Türkiye’nin Kıbrıs MEB’inde gerçekleştirdiği eylemlerin “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ve hukukunu ama aynı zamanda Avrupa Birliği’nin kendi haklarını açıkça ihlal eden bir saldırı olduğunu” dile getiren Christodoulides, sondaj platformunun engellenmesinin ve devamla ertelenmesinin sadece Kıbrıs Cumhuriyeti’nin değil, AB’nin tümünün enerji planlamaları için ciddi bir darbe oluşturduğunun altını çizdi.

Bakan, komşu devletlerle gerçekleştirdiği görüşmelerde da Türkiye’nin belli bir dönemde Doğu Akdeniz’deki gerçekleştirdiği bu faaliyetlerin, bölgenin stratejik enerji kontrolü kendi çıkarları için hedeflediği konusunda görüş birliğine vardıklarını söyledi.

Christodoulides, Türkiye’nin Kıbrıslı Türklerin çıkarlarını koruduğu yönündeki söylemlerinin bir yanıltmaca olduğunu, çünkü, BM Sözleşmelerinin öngördüğü 1982 Deniz Hukuku ilgili kararlarının ve Christofias – Talat arasında deniz bölgeleri ve Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi durumunda bunların federal devletin yetkileri arasında olacağı konusunda varılan görüş birliğinin hala geçerli olduğunu vurguladı.

Bakan, aynı zamanda Hükümetin gelecekteki hidrokarbon kaynaklarının yönetimi için özerk bir fon oluşturulması ve gelecek nesillerin çıkarlarının koruma altına ve tüm Kıbrıslıların çıkarlarının güvence altına alınması yönünde Rum Meclisi’ne bir yasa tasarısı sunduğunu kaydetti.

AB’nin, herhangi bir Türk engeli olmadan Doğu Akdeniz’in tamamen kalkınmasını güvence altına almasının önemli olduğunu belirten Bakan “EastMed taşıma borusunun güvence altına alınmasıyla doğal gazın üç üye devlet, Kıbrıs, Yunanistan ve İtalya aracılığıyla, Doğu Akdeniz’den AB’ne bağımsız bir şekilde -yani Türkiye’nin müdahalesi olmadan- ulaşımının güçlendirileceğini” vurguladı.

Crans- Montana Konferansı ile ilgili olarak Christodoulides, Türk tutumu nedeniyle müzakerelerde yaşananlardan dolayı duyulan hayal kırıklığının haklı olduğunu; ancak son müzakere sürecinde ilk defa tüm Kıbrıs halkının yararına olacak gelişmelerin ortaya çıktığını ve bunun da Kıbrıs sorunun olası çözümü olumlu açıdan etkileyeceğini dile getirdi.

Christodoulides, bu gelişmeler arasında: garantiler ve güvenlik başlıklarının öneminin vurgulandığı, belli bir çerçeve içinde, toprak ayarlaması altındaki alanlar için haritalar değişimi, AB ve uluslararası ekonomik örgütlerin aktif katılımları konusunun yer aldığını dile getirdi. Bunun yanı sıra, olumlu bir faktör olarak olası bir çözümün pratik açıdan uygulanması, insan hakları ve özgürlüklerinin temel ilkeleri ve çözüm uygulamasını kontrol edecek bir mekanizma oluşturulması konusunun derinlemesine tartışıldığını da duyurdu.

Bakan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kıbrıs sorunun çözümü yönündeki çabalarının devam edeceğinin altını çizdi. Kıbrıs’ın dış politikası çerçevesinde üçlü işbirlikleri ve çok taraflı oluşumlarla genişletileceğini, MED7 toplantısı ile kayıt dışı üçlü işbirliği bağlantıları aranacağını ve bölge ülkeler arasında kurumsal üyeler olasılığının araştırılacağını dile getirdi.

Scroll to top