Rum Dışişleri Bakanı: AB için mülteci krizindeki rolünden dolayı Türkiye’ye gerekli siyasi baskıyı uygulamak önemlidir Reviewed by Momizat on . Rum Dışişleri Bakanı Nicos Christodoulides, Kıbrıs'ın mülteci akışını yönetmedeki rolünden dolayı, özellikle Türkiye'nin hiçbir ayırım yapmadan tüm yükümlülükle Rum Dışişleri Bakanı Nicos Christodoulides, Kıbrıs'ın mülteci akışını yönetmedeki rolünden dolayı, özellikle Türkiye'nin hiçbir ayırım yapmadan tüm yükümlülükle Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Özel Haberler » Rum Dışişleri Bakanı: AB için mülteci krizindeki rolünden dolayı Türkiye’ye gerekli siyasi baskıyı uygulamak önemlidir

Rum Dışişleri Bakanı: AB için mülteci krizindeki rolünden dolayı Türkiye’ye gerekli siyasi baskıyı uygulamak önemlidir

Rum Dışişleri Bakanı Nicos Christodoulides, Kıbrıs’ın mülteci akışını yönetmedeki rolünden dolayı, özellikle Türkiye’nin hiçbir ayırım yapmadan tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi için Türkiye’ye yönelik gerekli siyasi baskıyı uygulamanın önemini vurguladığını bildirdi.

Nicos Christodoulides, Cuma günü 9’uncu Limasol Ekonomik Forumu’nda bir konuşma yaparak “Bu insani mülteci kriziyle etkin mücadelede Kıbrıs’ın temel önerisi, Avrupa Birliği’nin (AB) krizin esas nedenine bakması, bununla mücadele etmesidir ve bunu yaparken ana bileşenin Doğu Akdeniz’le daha aktif meşgul olmasıdır” dedi.

Dışişleri Bakanı, “Mülteci Krizi: Avrupa’nın Siyasi Vizyonu, Kriz Güney Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’yu nasıl etkiliyor?” başlıklı konuşmasında, Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’nin bir üyesi olarak göç krizinin ana nedenlerinin merkezinde olduğunu, ta başından beri sorumluluk ve dayanışma arasında etkili bir denge oluşturan bütünlüklü bir yaklaşımı, Üye Ülkeler arasında adil sorumluluk paylaşımını savunduğunu hatırlattı.

“Karşı karşıya olduğumuz bu ortak sıkıntıyı güçlü bir şekilde adil, sürdürülebilir ve etkili bir Avrupai çözüme çevirme gerekliliğini ortaya koyduk. Kıbrıs ayrıca AB içerisinde tüm göç yollarıyla ilgili uyanık olunması gerektiği yönünde bayrağı çekti” diyen Christodoulides, bu çerçevede Kıbrıs’ın 2015 Konsey Kararlarına uyarak yeniden yerleştirme yükümlülüklerini yerine getirmesi ve Komisyon tarafından ortaya konan her türlü dayanışma tedbirinden kaçınmaması gerektiğine işaret etti.

Dışişleri Bakanı şöyle devam etti:

“Bu, Kıbrıs’ın çok karmaşık sıkıntılarla karşı karşıya kalmasına rağmen sıcak noktadaki bölgenin merkezinde bir AB üyesi devlet olarak Türk askeri işgalinden dolayı ve işgal bölgelerinde ciddi demografik değişiklikler yaratan Türk yerleşiklerin varlığıyla topraklarının bir bölümünde ve kuzey dış deniz sınırında etkin kontrolü bulunmadığı halde yapılmaktadır.”

“Kıbrıs, Ürdün ve Lübnan’a Suriyeli göçmen kabulüyle ilgili mali destek, AB Trust Fund of Africa’ya 100,000 avro tutarında katkı sağlamıştır.”

“Kıbrıs aynı zamanda sığınma başvurularında aşamalı büyümekte olan ciddi sıkıntılarla da baş etmeye çalışmaktadır. Sığınma başvurularında 2018’in ilk 8 ayında, 2016’yla karşılaştırıldığında %56, 2017’nin aynı dönemiyle karşılaştırıldığında %55’lik artış olmuştur.”

“Gelenlerin çoğunluğu, AB’ne yönelik düzensiz göç akışını engelleyen ve ortaya çıkan yeni yolları durduran AB Açıklaması’na göre bu ülkenin yükümlülüğüne rağmen Türkiye kaynaklıdır. Son olarak komşu ülkelerde düzensiz göç akışında artış kaydettik.”

“Türkiye’nin Kıbrıs yetkilileriyle işbirliğini reddetmesi, Kıbrıs’la karşılıklı AB-Türkiye Geri Kabul Anlaşması’nı uygulamaması dolayısıyla durum daha da karmaşıktır. Özellikle Türkiye’nin ayırım yapmadan tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi için göç akışı yönetimindeki rolü dikkate alınarak Türkiye’ye yönelik gerekli siyasi baskının uygulanmasının önemini vurguladık.”

Dışişleri Bakanı, Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’nin uzun ve takdire değer tarihinde şimdi yaşanan durumunun kendilerini yeniden şekillendirmeye ve uyumu sağlamak için yeni zeminler aramaya zorlaması gerektiğine kararlılıkla inandığını, kendilerinin iddiasının Doğu Akdeniz’in bu zeminden biri olduğu yönünde olduğunu söyledi.

Christodoulides, “Göç krizinin esas nedenlerini etkin şekilde çözmedikçe Avrupa, Doğu Akdeniz’de, Suriye’de, Lübnan’da, Orta Doğu Barış Süreci’nde aktif bir siyasi aktör olmadığı sürece, Avrupa’da göç kriziyle etkin mücadele edemeyeceğimizi sürekli vurguladık. Kendi ülkemizde, Avrupa’da da karşı karşıya kaldığımız aşırı şiddetin yaygınlaşması gibi diğer ciddi sıkıntılarımızda da aynı şey geçerlidir ve biz Kıbrıs’ın Birliğin bir üye ülkesi, aynı zamanda bölgede bir ülke olarak, komşularıyla mükemmel ikili ilişkileri olan, bölgenin dinamiğini çok iyi anlayan bir ülke olarak bu yönde katalizör bir rol oynayabileceğine inandığımızı kaydettik” şeklinde konuştu.

Christodoulides, Kıbrıs’ın son beş yılda AB için, sıkıntılarını aşmada ve ayrıca en büyük potansiyele ulaşmasında yardımcı olarak iki şekilde daha aktif bir aktör olması için büyük çaba sarf ettiğine dikkati çekti.

Dışişleri Bakanı bunları, “Dış politikamızda iki özlü unsur uyguladık. Bir, bölge ülkeleriyle tarihi yakın ilişkileri artırdık, bölgesel güvenlik, istikrar ve refah için zemin yaratan bir işbirliği ağı yarattık; iki,AB içerisinde bölgenin bakış açısını anlatarak ve bölge ile aktif bir köprü olarak Avrupa Birliği’nde aktif bir ses olduk ” şeklinde sıraladı.

Nikos Christodoulides, Kıbrıs’ın komşularıyla tarihten gelen mükemmel ilişkilerini geliştirdiğini, sistemli çalışarak bağları derinleştirdiğini ve sadece ilgili ülkelere değil bölgeye ve Birliğe de faydalı olacak belirli sonuçları elde edecek işbirlikler yaptıklarını ifade etti.

Bölgede güç hareketliliğinin olduğu bir zamanda Kıbrıs’ın, Doğu Akdeniz’de AB’nin artan ilgisini önemli bir ek değer gördüğüne işaret eden Dışişleri Bakanı, “Biz Doğu Akdeniz için vizyonumuzun uygun olduğuna inanıyoruz. Çünkü bölge hem sıkıntılarından hem de potansiyelinden dolayı oldukça uygundur. Bölgede siyasi ve diplomatik çıkar yatırımı yapıyoruz. Çünkü bölgenin artan jeo stratejik önemine inanıyoruz ki bu sadece sıkıntı değil umut da vermektedir” dedi.

Christodoulides konuşmasında Kıbrıs’ın sadece bölge ülkelerinin değil Birliğin de yararına olacak şekilde bölgede istikrarın güven kaynağı olarak tamamlayıcı rolündeki çabalarına da değindi.

Kıbrıs’ın Yunanistan ve İsrail, Mısır, Ürdün, Lübnan gibi bölgedeki diğer ülkelerle, Kıbrıs’ın sinerji yaratma ve bölgede daha geniş bir alanda ılımlı ülkelerle yakın işbirliğini pekiştirme stratejisinin bir göstergesi olarak siyasi ve ekonomik işbirliği, güvenlik, kültür, yenilik ve eğitim gibi üçlü yenileyici işbirliği sistemler geliştirdiğinden de söz etti.

Nikos Christodoulides, “Bölgede önemli hidrokarbon kaynakları bulunması bu sistemlerin oluşmasında belirleyici oldu. Vizyonumuz, yeni bölgesel durumda hidrokarbonların yeni bir kömür ve çelik olabilmesidir. Bölgenin ve Avrupa Birliği’nin enerji güvenlik ihtiyaçlarını karşılamada önemli katkı sağlayacak işbirliği ve sinerji araçlarının bölge ülkeleri arasında ilişkilerde yavaş yavaş daha fazla istikrara katkıda bulunacak, güvenlik ve barışı ileriye götürecektir” şeklinde konuştu.

Konuşmasında Kıbrıs’ın bölgesel güvenlikteki rolüne ve terörizmle mücadelesine de değinen Christodoulides, Kıbrıs’ın İŞİD’e karşı Koalisyon ve Arap Süreci dahil bir dizi uluslararası çalışmada aktif bir üye olduğunu da belirtti.

Dışişleri Bakanı, bazı Avrupalı müttefiklerle birlikte aktif olarak işbirliği içinde olduklarını, Sahra’da AB çabaları için sivil destek sağladıklarını, diğer Avrupalı olmayan, Birleşik Devletler gibi ülkelerle yakın çalışma içinde bulunduklarını, ABD ile uzman, çoğunlukla sivil uzman türünde işbirliği yaptıklarını anlattı.

Christodoulides, Kıbrıs’ın Avrupa Birliği içerisinde Kıbrıs sorunuyla doğrudan ilgili konular ötesinde de daha aktif olmak istediğini, sistemli bir şekilde Brüksel’de Kıbrıs’ın güçlü bir şekilde ek değer kattığı bir dizi konuda ses oluşturmak istediğini ifade etti.

Nikos Christodoulides, “Karşı karşıya kaldığımız ciddi ve karmaşık sıkııntılarda Kıbrıs, uluslararası ilişkilerde daha dirençli durumda cevabın daha fazla Avrupa, daha güçlü Avrupa olduğuna güçlü biçimde inanmaktadır. Birliğimizi birbirine bağlayan özlü değerlere bakmalıyız. Aynı zamanda AB içerisinde sadece göç krizine değil Birliğin karşı karşıya kaldığı diğer krizlere karşı mesajımız, AB’nin birliğini, dayanışmasını korumak ve sıkıntıları paylaşmak gerektiği yönünde her zaman ortak bir ölçü olmalıdır” dedi.

Kha

Scroll to top