Popülizm sadece İtalya’nın problemi değil Reviewed by Momizat on . İtalyan La Repubblica gazetesi yazarlarından Roberto Brunelli, DW için kaleme aldığı yorumda popülizmin sadece İtalya için değil, tüm Avrupa için bir risk olduğ İtalyan La Repubblica gazetesi yazarlarından Roberto Brunelli, DW için kaleme aldığı yorumda popülizmin sadece İtalya için değil, tüm Avrupa için bir risk olduğ Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Görüş / Makaleler » Popülizm sadece İtalya’nın problemi değil

Popülizm sadece İtalya’nın problemi değil

İtalyan La Repubblica gazetesi yazarlarından Roberto Brunelli, DW için kaleme aldığı yorumda popülizmin sadece İtalya için değil, tüm Avrupa için bir risk olduğuna dikkat çekiyor.

İtalyan siyaseti kötü bir televizyon dizisinin son bölümlerine benziyor. Günün birinde hükümetin şapkadan çıkarmasını bekleyen üç başbakan adayı (Gentiloni, Conte Cottarelli), İtalyan Anayasası’nı hiçe sayarak cumhurbaşkanıyla başlatılan kavga ve “hükümet olmamıza izin vermiyorlar” tarzında isyan eden popülistler…

Geleneksel siyasi partiler şok geçirmişçesine hareketsiz, nasıl sonuçlanacağı kestirilemeyen erken seçim tehlikesi ve borsaların korkusu sürüyor. İtalyanların kazandıklarından çok daha fazlasını harcadıkları malumdur. Devletin borçları baş döndürücü seviyelerde dolaşıyor. Uzun vadeli ve sürdürülebilir reformların yerinde yeller esiyor. Söz sırası şimdi Matteo Salvini’nin aşırı sağcı Kuzey Ligi ile Luigi Di Maio’nun popülist Beş Yıldız hareketinde. Her ikisi de belirsiz ve çelişkili söylemlerle, iktidara getirecekleri, “Değişim İtalya”sının Euro Bölgesi’ni terk edeceğini dile getiriyor. Buna da en çok Steve Bannon, Viktor Orban, Marine Le Pen veya Vladimir Putin sevinecektir.

Avrupa’nın sorunlu çocuğu
Bu günlerde bütün Avrupa İtalya’yı konuşuyor. Yine Avrupa’nın “sorunlu çocuğu” olduk. Tanınmış yazarlar “Grek trajedisinden” söz ediyorlar. Kastettikleri, İtalya’nın borcunu ödeyemeyecek duruma düşebileceği. Avrupa’nın en güçlü üçüncü ekonomisi İtalya’nın iflas etme ihtimali.

Dolayısıyla veya ona rağmen Avrupa Birliği Komisyonu’nun Alman üyesi Oettinger’in “İtalyanlara kimi seçeceklerini piyasaların öğreteceğini” söylemesinin ne Avrupa’ya, ne de İtalya’ya yararı olur. Aksine bu gibi ifadeler popülistlerin ekmeğine yağ sürer. Nitekim İtalya’da Brüksel, Strazburg ve Berlin’deki güçlülerin burun büyüklüğünden ve şantajcılıktan söz edilir oldu. Sosyal medya birkaç dakika içinde “Dördüncü Reich” ve “Alman panzeri” gibi safsatalarla doldu. Almanya zihinlerde yeniden emperyalist süper güç görünümüne büründü.

Jean-Claude Juncker bile, Oettinger’in yalanlamaya çalışan sözlerinin “kaba bir iletişim hatası” olduğunu söylemek ihtiyacını hissetti. Yangını söndürmek isteyen ateşe körükle gitmez. Popülizm sadece İtalya’nın sorunu değildir. Popülizm korkuları körükler, yerleşik kurumların demokratik yapısını sarsar. Bütün bunlar tabii ki son yıllarda “geleneksel Avrupa politikasının” sorunu haline gelen güven kaybı ile ilgilidir. Sanki her şey “statükoya” bağlanmıştır, sanki her şey insanı yabancılaştıran küreselleşmenin bir sonucudur ve siyasi sürecin dışına itilmişlerin kimlik kaybına yol açmaktadır.

Kibirli sözler ve esirgenen dayanışma

Oettinger’in sözlerinden kırgınlık duyulmasını yadırgayanlar, yüksek işsizliği, yapılamayan yatırımları, “tasarruf” ve “sosyal devletin küçültülmesi” şeklindeki ev ödevlerinin yerine getirilmediği tarzındaki kibirli retoriği, göçmen ve mülteciler konusunda Avrupa’nın esirgediği dayanışmayı da göz önünde bulundurmalıdırlar. Aynı zamanda Bannon, Le Pen ve onlar gibi olanların sırıtışlarını da. Popülizmin gücünü son yıllarda Avrupa’da yapılan hatalardan aldığını anlayamayanlar, İtalya ile birlikte bütün Avrupa’yı da tehdit eden risklerin bilincine varmamışlar demektir.

Durumun son derece karmaşık olduğu doğrudur. “Tembel Güney Avrupalılar ve kibirli ama tutumlu Kuzey Avrupalılar” tarzındaki karşılıklı klişeleri kışkırtmaktan vazgeçilmelidir. Roma’da olduğu kadar Berlin ve Brüksel’de de.

Scroll to top