 |
| English |
Brüksel'de saat:
11:47:56 - 03.09.2010 |
|
|
|
|
| |
|
bu sayfayı yazdırın bu habere yorum yazın |
|
| |
Avrupa Parlamentosu'nda Türkiye'deki Suryanilerin hakları konferansı
Avrupa Parlamentosu AP'de, 28 Nisan’da Seyfo Merkezi, Süryaniler Demokratik Organizasyonu ve Süryaniler Federasyonu Almanya ve Avrupa Bölümleri tarafından organize edilen toplantıda Türkiye’deki Demokratikleşme Sürecinde Süryani Hakları konuşuldu.
Moderatörlüğünü gazeteci Nuri Kino’nun yaptığı toplantıya konuşmacı olarak, AP Türkiye raportörü Ria Oomen-Ruijten, Avrupa Solu/Kuzeyli Yeşil Solu partisinden Parlamenter Eva-Britt Svensson, Hristiyan Demokrat Grubu üyesi CDU Markus Ferber, Süryaniler Demokratik Organizasyonu Temsilcisi Shukri Aziz, Seyfo Merkezi Müdürü Sabri Atman, Izmir Barış Konseyi Başkanı Zeynep Tozuduman, ABD Seyfo Merkezi Müdürü Ninos Aho katıldı. ABHaber'in izlediği konferansta özetle şunlar kaydedildi:
Markus Ferber: Türk Anayasası mutlak tek dil, tek birlik kavramına referans vererek azınlık grupları inkar ediyor. Bu nedenle azınlıklar özellikle din özgürlüğü ve kendi ana dilini kullanmak gibi temel haklarından yoksun bırakılıyorlar. PKK ile savaş 20 yılı aşkındır sürüyor, 1,5 milyon Ermeni katledildi. Bırakın Türkiye’yi, Türkiye dışında bile soykırım üzerine yapılan röportajları engelleme çalışıyorlar, susturuyorlar. Türkiye’nin üyelik sürecinde en büyük problemlerden bir tanesi de Türk Ceza Kanunu’ndaki 301. madde ‘Türklüğe Hakaret Suçu’. Avrupa Parlamentosunda her fırsatta bu maddenin kaldırılmasını dile getiriyoruz. 301. madde yok olmalı. Türk ulusunun milli kimliğini korurken Kopenhag kriterlerinden biri olan azınlık hakları göz ardı edilemez. Ermenilere ve Süryanilere karşı yapılan soykırım kabul edilmeli.
Eva-Britt Svensson: Ben Süryani ve Ermenilerin uğradığı soykırımın kabul edilmesi konusunda Türk tarafının aşırı milliyetçi olduğunu düşünüyorum. Osmanlı dönemi içersinde bölgede yaşayan Süryaniler ve Ermenilere yapılan soykırımın kabulü için çalışmalar sürdürürken, bu milliyetçi Türklerle ciddi sorunlar yaşadım. Aksine böyle etnik ve hassas bir konuda tartışırken barışçıl ve uzlaşmacı olmak gerekir. Ancak Avrupa’da soykırımın kabulü ile ilgili çalışmalar yürütürken de Türk milliyetçileri tarafından aynı tehlikeli tepkilerle karşı karşıya kalıyoruz. Bu insanlar tarihte yaşanmış gerçekleri kabul etmek istemiyorlar. Bu durum ırkçılık duygusundan kaynaklanmaktadır. Türkiye Hıristiyan Avrupa’ya girmeye çalışıyor, fakat Türkiye’nin AB’ne girmesinin engellenmesi gerekiyor.Peki soykırımı tanımak neden bu kadar önemlidir? Bence bu ölen insanlara ve yakınlarına gösterilmesi gereken saygıdan dolayı gereklidir ve o insanların acılarını kabul etmekle ilgilidir. Ben şunu vurgulamak istiyorum; hiç kimse şu an Türkiye’de yaşayanları suçlamıyor. Geçmişte olan bu kötü olayları bugün hiç kimse geri alamaz. Fakat görüyoruz ki Türk hükümeti bu soykırımın kabul edilmesinin ötesinde, dünyada bu konuda konuşulmasını bile istemiyor. Açıkça soykırımı kabul etmeyi reddediyorlar. Fakat aktif olarak kamu içinde konuşulmasını engellemeye çalışıyorlar. Türk hükümeti daha açık davranmalı ve insan haklarını ihlal etmeyi bırakmalı. Bunun yerine, Süryanilere ve Ermenilere karşı gerçekleştirilmiş soykırım hakkında açık bir tartışma başlatılmasına izin verilmeli. Türk Parlamentosu sürekli siyaset adamları değil, tarihçilerin tarihi yazması gerektiğini savunuyorlar. Bir ölçüde haklılar fakat böyle bir durumda siyaset adamları böyle bir şey yapamazlar zaten, çünkü tarih zaten çoktan yazıldı. Bu soykırım konusu Türkiye üzerinde büyük bir baskı yaratacaktır. Bu sorundan kurtulmanın yolu barışçıl davranarak, soykırımı kabul etmektir.
Ria Oomen-Ruijten: Türk toplumu çok değişken bir toplum, bazen yavaş bir değişme olsa da. Ancak şunu söylemeliyiz ki demokratik manadaki değişimleri her zaman destekliyoruz. Değişikliklerin çoğu genellikle Avrupa Birliği müzakereleriyle bağlantılı.Siyaset ve asker konusunda yapılan reformlar gibi.Ordunun işlevi, geleneklerin işlevi ve tabi ki Türkiye’nin komşularıyla ilişkileri önemli.Toplantılarda ve ilgili raporlarımda belirttiğim gibi Türkiye’deki otorlitelere dinler arası aktif bir diyaloğu teklif ettim. Bildiğiniz üzere Avrupa Parlementosu farklılıklar konusunda bakış açısını ifade etti.Bülent Arınç ile ruhani liderlerle buluştular. (Ermeni ortodoks, suryani,) Gerçek bir diyalog ancak bu şekilde başlayabilir.
ABHaber, 29-04-2010 13.08 (TSİ) |
| |
| YORUMLAR |
| |
Bu haber için hiç yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun!
|
| BU HABERE YORUM YAZIN |
|
|