 |
| English |
Brüksel'de saat:
11:47:41 - 03.09.2010 |
|
|
|
|
| |
|
bu sayfayı yazdırın bu habere yorum yazın |
|
| |
Paris'te Türk mevsiminin izini sürmek zor
Barçın Yinanç
Kısa bir tatil için Paris'e gidince, insan ister istemez Fransa'daki Türk mevsiminin izlerini sürmeye çalışıyor. Açıkçası, kaldığım beş gün boyunca Paris kazan ben kepçe, şehrin her bir köşesine gittiğimi iddia edemem. Ama girdiğim her metro istasyonu ve yürütüğüm her sokakta, Türk mevsiminin izlerine rastlamaya çalıştım. Nafile. Doğrusu, en azından şehrin en merkezi yerlerinde Türk mevsiminin izlerine rastlamamak insanı hayal kırıklığına uğratıyor.
Anladığım kadarıyla, Türk mevsimi kendisini daha çok, Lille, Nantes gibi nispeten daha küçük şehirlerde hissettiriyor. Tabii Paris önemliydi; zira hakkıyla yapılsaydı, Türkiye tanıtımı sadece Paris'te yaşayan Fransızlarla sınırlı kalmayıp, şehre gelen çok sayıda turiste de ulaşmış olacaktı. Ancak Paris'te hedefler ıskalanmış gibi duruyor.
Fransa'daki Türk mevsimi, ne yazıkki, Ankara ile Paris arasındaki siyasi iklimin oldukça soğuk olduğu bir döneme ve bir de ekonomik krizin tam ortasına denk geldi. Konuyu yakından bilen bir yetkilinin deyişiyle "Türkiye'nin organizasyonsuzluğu, Fransızların isteksizliğiyle birleşince" çok büyük bir tanıtım fırsatı kaçmış oldu.
Tabii altını çizmek gerek. İsteksizlik sadece Fransa tarafında değil, Türk tarafında da var. Özellikle de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Türk mevsimine duyarsız olduğu söyleniyor, ki bir süre Türk mevsiminin sadece günü birlik bir faaliyet olduğunu sandığına dair duyumlarım da var. Başbakan isteksiz olunca, ilgisizlik haliyle tüm hükümete sirayet ediyor. Yıl boyunca gerçekleştirilecek faaliyetlerin tanıtımı için daha fazla paraya ihtiyaç var. Ancak gerek Paris'teki Büyükelçilik, gerekse İstanbul Kültür Sanat Vakfı ne kadar çabalasa da, hükümeti para musluklarını açmaya pek ikna edemiyor. Ankara'da "Şimdiye kadar ayırdığımız miktar Fransa için çok bile," havası hakim. Bir dönem Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de çaba sarfetti ama, baktı ki hükümet isteksiz, o da sonunda pes etti. Anlaşılan, hükümet içinde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Başmüzakereci Egemen Bağış'la, Kültür Bakanı Ertuğrul Günay dışında Türk mevsimini umursayan pek yok gibi.
Hiç kuşkusuz Türk tarafındaki boşvermişlik Fransızların soğukluğundan besleniyor. Fransız yönetimi, Türkiye'yle ilgili hiçbir görünürlük istemiyor. Türkiye konusunda sanki bir Sarkozy terörü yaşanıyor. Ne yapılacaksa, kapalı kapılar ardında, görünmeden yapmak istiyorlar. Son örneklerden biri Egemen Bağış'ın Paris'te Türk Kafe'si açmak için Fransa'ya gelişinde yaşandı. Açılışa önce Fransa'nın AB'den sorumlu Bakanı Pierre Lelouche da katılacaktı. Ancak Lelouche son anda iptal etti. Yerine bir yemekte buluşmayı önerdi. "Görüşelim, konuşalım, ama görünmeyelim," taktiği.
Bu da haliyle Türk tarafını çok rahatsız ediyor.
Sarkozy, Türk mevsiminin en görkemli sergisinin 10 Ekim'deki açılışı için Erdoğan'ı davet etti. Bu vesileyle Erdoğan Paris'e resmi bir ziyaret yapacak. Davos benzeri bir vukuat yaşanması için ortam çok müsait. Sanırım iki tarafın da yetkilileri, ziyareti kazasız belasız nasıl atlatırız diye ter dökecekler.
Referans, 22-07-2009 12.30 (TSİ) |
| |
| YORUMLAR |
| |
Bu haber için hiç yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun!
|
| BU HABERE YORUM YAZIN |
|
|