- AB Haber - http://www.abhaber.com -

Mülteci Dramı: Akdeniz’de yaşanan her ölümde AB’nin sorumluluğu var mı?

Pazartesi günü İtalya’nın Lampedusa Adası ile Libya arasında yaşanan dramda, 400 kadar mülteciyi taşıyan bir tekne batmış ve en az 17 kişi yaşamını yitirmişti. Tekne faciası sonrasında kurtarılanların sayısı 200 civarında iken, birçok mültecinin de Akdeniz’in sularında boğulduğundan endişe ediliyor.

Pazar günü ise, Libya tarafından yapılan açıklamada geçtiğimiz hafta yaşanan benzer bir faciada en az 40 mültecinin boğulduğu ve 50 kadarının ise kurtarıldığı duyurulmuştu.

Avrupa Birliği ise, mültecilerin kendi sınırlarına yaklaşmasını engellemek adına aldığı önlemlerle mültecilerin direkt olarak ölümlerinde pay sahibi. Birliğin, karadan ve özellikle de denizden komşu olduğu Libya gibi ülkelere yaptığı baskılar ve işbirlikleri her seferinde onlarca, hatta yüzlerce kişinin hayatına mal olan facialara kapı aralıyor.

 

Libya ile İtalya arasındaki sularda neredeyse her hafta benzeri facialar yaşanıyor ve Akdeniz’deki diğer mülteci geçişlerinde olduğu gibi ölümlerin birçoğunun kayıtlara dahi geçmediği tahmin ediliyor. Ölümlerin önemli bir kısmı da Avrupa Birliği (AB) ve Libya arasındaki anlaşmalar ve bazen de anlaşmazlıklar yüzünden yaşanıyor.

 

Geçtiğimiz Cumartesi günü bir açıklama yapan Libya Geçici Başbakanı Salih Mazek, AB ülkelerini uyararak, ileride mültecilerin AB’ye geçişini kolaylaştırabileceklerini söylemişti. Libya Başbakanı, AB’nin Libya’nın sınırlarının korunması noktasında sorumluluklarını yerine getirmesini istemişti.

 

DERDİ KENDİ SINIRLARINI KORUMAK, HAYATLAR ÖNEMLİ DEĞİL

 

AB ise, uzun yıllardır Libya’yı mültecilerin kıtaya geçişinde transit ülkelerden biri olarak görüyor. Birlik, son 3 yılda Avrupa’ya gelen mülteciler için en önemli geçiş noktasının Libya olduğuna ve sınırlarının iyi korunmadığına dikkat çekiyor ve mültecilerin hayatlarını kaybetmelerini önlemek yerine, daha sert önlemler alarak bu ölümlere kapı aralıyor.

 

Geçtiğimiz yılın Mayıs ayında Libya’da sınır güvenliğine yardımcı olmak amacıyla EUBAM adlı bir misyon kurulması AB’nin dikkat çeken adımlarından biri olmuştu. Bu misyon çerçevesinde, AB ülkelerinden 70 kadar sınır polisi Libya polisi ile sınır güvenliği konusundaki tecrübelerini paylaşmak üzere bu ülkeye gönderilimişti.

 

AB’nin bu önlemlerle tek hedefi, mültecilerin kendi sınırlarına ulaşmalarını engellemek ve bu nedenle de sürekli olarak karadan ve denizden komşu olduğu ülkelere baskı uyguluyor. Bu amaçla, birçok ülkeye maddi yardımın yanı sıra sınır güvenliğinde uzman personnel gönderme ve bilgi paylaşmına da önem veriyor.

 

AB’NİN MÜLTECİ İŞBİRLİĞİ DİREKT ÖLÜMLERE YOL AÇIYOR

 

Birliğin sınır güvenliği adı altında mültecilere yönelik bu işbirlikleri kimi zaman ağır sonuçlar da doğuruyor. Ekim ayında yaşanan ve 366 kişinin yaşamını yitirdiği Lampedusa faciasından kısa bir süre, Libya açıklarında mülteci taşıyan başka bir gemi batmıştı. Faciadan sağ kurtulanlar ise, Libya askerlerinin gemiye ateş açtığı ve iki mülteciyi katlettiği bilgisini vermişlerdi. Uluslararası Af Örgütü ise, Libya’nın ülkedeki mülteci kamplarında yaşayan mültecilere sağlık hizmetleri vermemesini ve birçoğuna güvenlik güçlerince işkence yapılmasını sert bir dille eleştirmişti.

 

AB üyesi İtalya da, mültecilere yardım eden uluslararası sivil toplum kuruluşlarının kara listesinde yer alıyor. Borderline-Europe adlı kuruluşunun verdiği bilgilere göre, İtalyan güvenlik güçleri mültecilerin içinde olduğu gemi, tekne ve ya botları henüz denizdeyken Libya’ya geri dönmeye zorluyor. Borderline-europe, İtalya’nın mültecilere yönelik Akdeniz’de devreye soktuğu ‘Mare Nostrum’ adlı operasyona Libya askerlerinin de katıldığını duyurmuştu.

 

‘MÜLTECİLERİ KURTARMAK’ ADINA GERİ GÖNDERECEKLER

 

Avrupa Parlamentosu (AP) da geçtiğimiz 16 Nisan’da aldığı bir kararla, Avrupa Birliği Sınır Polisi Frontex’e ilişkin bir dizi yeni düzenleme yapılması kararı almıştı. Denizde yaşanan facialara müdahale edilmesini kolaylaştıran karar medyada ciddi destek görürken, mültecilerin AB sınırlarına varmadan daha denizdeyken geri çevrilmelerini daha da kolaylaştıracak. Frontex ile ilgili karar gereğince, güvenlik birimleri istedikleri biçimde mültecileri taşıyan gemileri kontrol etme ve aramaya yetkili olacak. Bu da, gemi ve ya teknelerin istendiği takdirde geldikleri Afrika ülkesine doğru geri çevrilmelerini kolaylaştıracak.

 

Resmi verilere göre, son 20 yılda Avrupa Birliği ülkelerine varmak için Akdeniz’i tercih eden 17 bini aşkın mülteci yaşamını yitirdi. Sivil toplum kuruluşları ise, Akdeniz’de yaşanan birçok facianın gözlerden uzak yaşandığını ve çok sayıda mültecinin ölümünün resmi kaynaklara dahi yansımadığını düşünüyorlar. Buna göre, son 20 yılda Akdeniz’de yaşamını yitiren mültecilerin sayısı 20 bini aşıyor.

FN