Macron dersleri Reviewed by Momizat on . Emmanuel Macron Hollande’dan Cumhurbaşkanlığını devralıyor. Bir yıl öncesinde kimse 39 yaşındaki bu eski ekonomi bakanının bu yere geleceğini tahmin edemezdi. 2 Emmanuel Macron Hollande’dan Cumhurbaşkanlığını devralıyor. Bir yıl öncesinde kimse 39 yaşındaki bu eski ekonomi bakanının bu yere geleceğini tahmin edemezdi. 2 Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Özel Haberler » Macron dersleri

Macron dersleri

Emmanuel Macron Hollande’dan Cumhurbaşkanlığını devralıyor. Bir yıl öncesinde kimse 39 yaşındaki bu eski ekonomi bakanının bu yere geleceğini tahmin edemezdi. 2016 Aralık’ına dek, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hâlâ Sarkozy ve Hollande’ın yarışacağı tahmin ediliyordu.
Bir dizi umulmadık gelişme, merkez sağ ve solun sade bu yıpranmış iki ismini devre dışı bırakmakla kalmadı, yelpazenin iki yanında Sarkozy ve Hollande’dan boşalan sıralara yerleşmeye talip Fillon ile Manuel Valls de giderek silindiler…

Siyasette çok büyük bir boşluk doğdu ve Macron, gömlek amblemi gibi adının baş harflerini (E.M.) taşıyan “En Marche/Haydi Yürüyelim!” hareketiyle bu boşluğu doldurdu.
Şans ve talih baştan sona yarışta kesintisiz Macron’a yardım etti. “Siyasi bir külkedisi” öyküsünü andıran Macron serüveninde “şans”, böyle azımsanmayacak yer tutuyor.
Ama Macron da önüne çıkan her fırsatı sonuna dek değerlendirmesini bildi.

‘Dünün dünyasını’ silkeledi
Bunu Macron’un ünlü akıl hocalarından siyasi danışman Alain Minc şöyle anlatıyor: “Macron için ben 2017 seçimlerinin fazla erken olduğunu düşünmüştüm. Bu yüzden ona ‘Sen önce siyasi tabanını oluştur. Sonra 2022’de şansını dene!’ dedim. Ama o buna karşı çıktı. ‘Sen bana dünün dünyasından bahsediyorsun’ dedi: ‘Sistem çözüldü; çöktü, çökecek. Şimdi tam yüklenmenin zamanı!’ ”
“Şans” unsuru yanında Macron’un ikinci özelliği “zamanlamayı iyi kollaması”…ki tabii bu tüm kazananların ortak paydası.
Alain Minc’le birlikte… kurulu düzenin öne çıkan deneyimli isimlerin “rehberliğini” alması da gene bir başka avantaj. Görünenin aksine çiçeği burnunda başkan, çölü bir başına geçmiş değil.
Başta Hollande olmak üzere, sosyalist partinin ağır topları; sosyalistlerin bilahare tarihi hezimete mahkûm olduklarını anladıkları 2017 başından itibaren hep Macron ardında sıralandılar. Partinin kendi adayı Benoit Hamon’a canla başla destek vermek yerine, Macron’u desteklediler.
Hollande’ın başbakanlığını yapan Manuel Valls, mesela Hamon’un yerine ilk fırsatta Macron’a destek vereceğini açıklayan sosyalistlerin başını çekti.
2012’de Hollande’ın kampanya yönetmenliğini yapan, ekonomi ve dışişleri eski bakanlarından Pierre Moscovici, Macron’un “siyasi güdülerine” uluorta övgüler sıralamaktan geri kalmadı.
Macron böylece “marka değiştiren” sosyalistlerin sanki gayri resmi yeni adresi oldu. Seçim sonuçları bunu doğruluyor. Macron’un oylarının belkemiğinin, sosyalist parti seçmenlerinden geldiğini kanıtlıyor.

Sosyalistlerin intiharı
Sosyalistler neden bunu yaptı? Niye apar topar Macron trenine bindi… sorusunun yanıtı; “sosyalist parti” adına yarışan Hamon’un aldığı zavallı yüzde 6’lık oy oranında gizli.
Sosyalist Cumhurbaşkanı Hollande, Elysée’nin en sönük sahibi oldu ve de halen Avrupa çapında derin bir kriz yaşayan sosyalistler, Fransa’da tam bir iflas kaydettiler.
Macron’u destekleyen önde gelen sosyalistlerden, eski Mitterand kabinesi mensuplarından Jack Lang bu iflası “Sosyalistler intihar etti” diyerek açıklıyor:
“Bu seçimde sola ulaşabilen tek isim Jean-Luc Mélenchon oldu. Ilımlı sol tükendi. Ben buna çok üzülüyorum ama bu yeni bir durum değil. Sosyalistler yıllar zarfında yollarını yitirdiler ve düşünemez oldular. Sarkozy döneminde koşulsuz muhalefete odaklandılar. Çözüm üretmeyi ve düşünmeyi unuttular.”
Merkez soldaki gibi merkez sağdaki çöküşün de mirasçısı olan ve sistemin omurgasını oluşturan iki kanadın çöküşü üzerinde yükselen Macron, bu küller üzerinde –EM damgalı- güçlü kişisel öyküsüne dayalı bir serüven inşa etmeyi başarabildi.
Emmanuel Macron aslında karizmasız biri. Ama siyasi hamlelerini belli ki iyi hesaplıyor ve adımlarını kıvraklıkla atıyor.
“EM-En Marche” hareketini seçimden sonra hızla “Ensemble, La France/Hep Birlikte Fransa” hareketine çevirmesi bunun son örneği. Yeni Cumhurbaşkanı böylece Fransa’nın bölünmüşlüğünü aşmayı öncelikli hedef haline getirdiğini ilan ediyor. Emmanuel Macron, Avrupa’da “kişiselleşen siyasetin” aldığı yeni ve son şeklin ifadesi.
Fransa tüm Avrupa’yı etkileyen güçlü bir laboratuvar olduğu için, siyasetin bu yeni şekli üzerinde daha fazla durmamız gerekiyor. Yarına buradan devam.

Nilgün Cerrahoğlu-Cumhuriyet

Scroll to top