femdom-mania.net femdom-scat.net hot-facesitting.com
Kudret Özersay Kathimerini’ye röportaj verdi.Rumlar çözüm konusunda samimi değil Reviewed by Momizat on . KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Kıbrıs Rum kesiminin bütünlüklü çözümü istediğini iddia ettiğini ancak atmış olduğu yeni adımlarla KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Kıbrıs Rum kesiminin bütünlüklü çözümü istediğini iddia ettiğini ancak atmış olduğu yeni adımlarla Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Özel Haberler » Kudret Özersay Kathimerini’ye röportaj verdi.Rumlar çözüm konusunda samimi değil

Kudret Özersay Kathimerini’ye röportaj verdi.Rumlar çözüm konusunda samimi değil

KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Kıbrıs Rum kesiminin bütünlüklü çözümü istediğini iddia ettiğini ancak atmış olduğu yeni adımlarla samimi olmadığını gösterdiğini vurguladı. Özersay, son günlerdeki gelişmelerle ilgili Kathimerini’ye değerlendirmelerde bulundu.

Özersay, Yunan gazetesi Kathimerini’nin pazar günleri Güney
Kıbrıs’ta yayımlanan baskısına röportaj verdi. Röportajın tamamı şöyle:

–    Türk insansız
hava araçlarının Kıbrıs’ın kuzey kesiminde konuşlandırılması konusundaki
görüşünüzü sorarak başlamak istiyorum.

İki temel konu vardır. Birincisi, bu şekilde, devam eden bir
operasyonu daha etkili hale getiriyoruz.

–    Operasyon kavramı
ile değinmiş olduğunuz nedir?

Droneların operasyonu (Türkçe’de iha) bir süredir devam
etmektedir. Türkiye’deki Dalaman’dan kalkan dronelar arama ve sondaj yaptığımız
bölgelere intikal etmektedir.  Yeni
dönemde bu operasyonu daha etkili hale getireceğiz. Geçmişte, mesafe faktörü
sebebiyle 24 saatlik takip sorunluydu. Bu sebeple tüm operasyonun daha etkili
olması için KKTC havaalanının kullanılmasına izin verdik. İkinci olarak, bu
adımı sadece benzer şeyi Kıbrıs Rum kesimi de yaptı diye atmadık ancak 21.
yüzyıl beraberinde yeni ihtiyaçlar getirmektedir ve bu ihtiyaçlara cevap vermek
zorundayız. Aynı zamanda şunun altını çizmem gerekiyor ki, bu şekilde Kıbrıs
Rum kesimiyle bölgedeki durumu dengelemiş oluyoruz.

–    Droneların
ardından Türk F16’larının da geliştirilmesi de muhtemel midir?

Türkiye Cumhuriyeti şu an hali hazırda Boğaz’da bir hava
koridoruna sahiptir ve bunu askeri ihtiyaçlar için kullanmaktadır. Askeri
uçaklar geçmişte de Geçitkale Havaalanına iniş gerçekleştirdi. KKTC ihtiyaç
olduğu sürece olanakları çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti ile işbirliği
yapacaktır. Şu an böyle bir durum söz konusu değildir. Ancak eğer bu ortaya
çıkarsa size anımsatmam gerekiyor ki Türkiye bizim müttefikimiz ve stratejik
ortağımızdır. Şahsen, gelecekte böyle bir şeyin ortaya çıkmamasını umut ederim.
Buna paralel olarak, Kıbrıs Rum kesiminin ABD ve Fransızlarla yaptığı
işbirliklerini ve örneğin Mari gibi, limanların kullanımı konusunu
hatırlatayım. Kıbrıs Rum siyasi liderliği müttefiklerine kullanım hakkı
(limanların) vermektedir.

Yukarıdaki iki vurguyla birlikte üçüncü bir konuya da
değinmek istiyorum. Eğer söz konusu bölgede bekleme durumunda olursak (izleyici
konumunda) denge bozulacaktır.  O zaman
da ortaya çatışma ihtimali çıkacaktır. Çünkü eğer pratikte haklarımın ihlal
edildiğini tespit edersem, tepki göstermek zorunda olacağım. Bu yüzden tepki
gösterme anını yakalamayı ve dengeyi yeniden garanti altına almayı tercih
ederim.

–    Mağusa etrafında
Türk askeri üssü oluşturulacağı şeklinde çıkan söylentiler hakkındaki
görüşünüzü almak istiyorum.

Bu bölgede bir süredir arama (doğal gaz için) ve sondaj
çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Savaş gemileri zaman zaman arama yapan gemilere
eşlik etmektedir. Bu askeri gemilerden bazıları duraklamak, bekleme yapmak ya
da ikmal amacıyla Mağusa limanını ziyaret ediyorlar. Kısa bir deyişle, Türkiye
ile bu alandaki işbirliğimiz hâlihazırda devam etmektedir. Bugüne dek olduğu
gibi gelecekte de ihtiyaç olursa Türkiye ile işbirliği yapacağız. Garanti
Anlaşması bağlamında adada askerleri bulunan bir ülke söz konusudur ve zaman
zaman limanlarımızın kullanımı için bizden izin talep etmektedir.

Biz geçici izinler veriyoruz. Kısaca biz değişmekte olan
ihtiyaçlara ve teknolojiye ayak uyduruyoruz. Aynı zamanda, son adımları göz
önüne alındığında bizi eleştirebilecek en son taraf Kıbrıs Rum kesimidir.

–    Son zamanlarda
barikatlara ilişkin açıklamanız ve Kıbrıs Rum kesiminin Yeşil Hat rejimi ile
ilgili planlarına ve düşüncelerine yönelik olarak göstermiş olduğunuz tepki
perde önünde yer aldı. Bize bu konudaki düşüncenizi açıklar mısınız.

Bu konudaki son durum nedir? Kıbrıs Rum kesimine bunu
sormamız gerekiyor. Her şeyden önce 2004 yılından beri uygulanan, AB
çerçevesine sahip bir yasamız (bir tüzük) vardır. Kıbrıs Rum kesimi geçmişte
bunun kullanımını kısıtlamaya çalıştığında AB ile karşı karşıya geldi. Ercan
havaalanını kullanan Kıbrıslı Rumları yargılamaya teşebbüs ettiler. Kıbrıs Rum
mahkemesi Avrupa hukukunun üstünlüğünün geçerli olduğunu ifade etti.

AB aynı zamanda Kıbrıs Rum kesimine belirli ihtiyaçlar
temelinde, kamu düzeni gibi bazı düzenleme olanakları sağlamaktadır. Bugün
Kıbrıs Rum kesiminin tüzüğü muhafaza ettiğini ve bazı uygulama kodlarının
(maddelerin) değiştirilmesi yönünde ilerlediğini görüyoruz. Henüz bu süreci
başlatmadılar. Bununla birlikte eğer bu konudan faydalanmaya, Larnaka Havaalanı
aracılığıyla adaya gelen turistlerin kuzeye geçişlerini engellemeye çalışırlarsa,
yani Kıbrıslı Türkleri ekonomik açıdan boğmaya çalışırlarsa, iki toplum
ilişkileri olumsuz yönde etkilenecektir. O zaman biz de Kıbrıs Rum kesimi acı
çeksin diye ne yapabiliriz şeklinde düşünmeye mi başlayacağız?

–    Ekonomi
alanındaki olası misillemelere değiniyorsunuz.

Elbette. Sen benim ekonomime zarar vermek için adımlar
atıyorsun. Bir turistin Larnaka aracılığıyla kuzeye ulaşması hususunda seni
rahatsız eden nedir? Eğer ekonomime zarar vermek için bu konudan faydalanmaya
çalışırsan, ben de aynısını yaparım. Bu adımların içeriğinin büyük bir önemi
yoktur. Önemli olan nokta Kıbrıs Rum kesiminin bütünlüklü çözümü istediğini
iddia etmesidir. Atmış olduğu yeni adımlarla bize samimi olmadığını
göstermektedir. BM Genel Sekreterinin iki kesimin ilişkilerindeki atmosferin
düzeltilmesine yönelik olarak alınan önlemler hakkında bilgilendirilmek
istediği bir dönemde, Berlin’de görüşüyorsunuz ve güya çözüm için çaba
gösterilirken gerçekte Kıbrıs Rum kesimi tabağı muhatabının önünden almaktadır.
2004 yılından bugüne dek Kıbrıs Rum kesiminin tutum değiştirmesini, paylaşım
perspektifine daha olumlu yaklaşmasını bekledik. Ancak almış olduğumuz mesajlar
aksi yöndedir. Kısa bir deyişle, Kıbrıs Rum kesiminin yeni değişiklikle yapmaya
çalıştığı şeyi açıklaması gerekir. Amaçları nedir? Gayri resmi geçişin
engellenmesi mi? Bunun sınır kapılarından değil de başka bölgelerden
gerçekleştiğini çok iyi biliyoruz. Eğer bu sorunun göğüslenmesi için işbirliği
yapmamızı arzu ettiklerini açıklarlarsa biz BM aracılığıyla bunu yapmaya
hazırız. Gelin tanıma konusuna geçmeden bilgi alışverişinde bulunalım, gayri
resmi göç konusunu birlikte göğüsleyelim. 
Genel hatlarda, Kıbrıs Rum kesiminden yeni düzenlemelerle hedeflediği
şeye açıklık getirmesini ve AB’den de sesini çıkarmasını talep ediyorum. AB’nin
bir yandan iki toplum ilişkilerinin sıkılaştırılmasından yana olması diğer
yandan da işbirliği ruhuna zarar veren bir kesim karşısında sessiz kalması
mümkün değildir.

Böylesi bir durumda AB’nin KKTC’deki imajı büyük zarara
uğrayacaktır.

–    Sizin
kesiminizden diğer kesime gerçekleşen kontrol edilmeyen geçişlerle ilgili
görüşünüz nedir? Sayılarda büyük bir artış var mıdır?

Hayır, böyle bir durum söz konusu değildir. Son dönemde BM
İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin bu konudaki çalışmalarını destekledik.
Sınır kapılarından gayri yasal geçişe hiçbir zaman izin vermedik. Tutuklamalar
gerçekleştirdiğimiz ve polis araştırması başlattığımız durumlar oldu. Kıbrıs
Rum kesimi kuzeydeki bazı Afrika kökenli öğrencilerin kendi kesimine geçtikleri
iddiasında bulundu. Dışişleri Bakanı olarak BM İnsan Hakları Yüksek
Komiserliği’nden beni bu konuların detayları hakkında bilgilendirmelerini talep
ettim. Çünkü böyle bir şeyi onaylamıyorum ve bu durumla savaşmaya hazırım. Bana
ilgili özgürlükleri verirsen, konuya odaklanabilir, bunun bir üniversiteye mi
yoksa belirli bir ülkeye mi ilişkin olduğunu araştırabilirim.

–    Kıbrıs sorununun
bir sonraki aşaması ve doğal gaz konusunda yaşanan gelişmeler hakkındaki
görüşünüz nedir?

Şu an müzakere süreci yoktur. Eğer bütünlüklü çözümünün
sağlanamamasının nedenlerini, ‘root causesları’ ele almazsak o zaman bir asır
bile hiçbir yere varamayız. Şahsen ben sorunun federasyona ilişkin olmadığına
inanıyorum. Bu, farklı bölgelerde uygulanan bir sitemdir. Kıbrıs açısından da
olumlu sonuçları olabilirdi. Ancak Kıbrıs’ta federasyon koşulları mevcut
değildir. Taraflar birbirine güvenmiyor. Taraflardan biri yönetimi ve
zenginliği paylaşmak istemiyor. Federasyon kültürü yoktur. Üç yıllık bir
federasyon, acı bir deneyim yaşadık. Ve tüm bunlar yetmezmiş gibi, taraflardan
birinin diğeri gibi çözüme o kadar da çok ihtiyacı yoktur. Madem federasyon
için gerekli koşullar mevcut değildir o zaman mevcut koşullarla, bir noktadan,
işbirliğinden başlayalım. Aşağıdan yukarıya bir ortaklık inşa edelim. Örneğin
gelin gayri yasal göç için, uluslararası terör için işbirliği yapalım. Üçüncü
ülkelerden olan suçluların iadesi konusunda bir işbirliğimiz varken, neden bu
işbirliğini genişletmeyelim? İşbirliği temelindeki ortaklıktan bahsediyorum.
Ortaklık ifadesinin altını çiziyorum. Aşağıdan yukarıya, adım adım evrimsel bir
yaklaşım öneriyorum. 3 konuyla başlarız, bunlar devamında 13 olur, güven
atmosferi gelişir ve bu aşamalı olarak ortaklığa dönüşür. Gelin bu ortaklığın
10 ya da 15 yıl sonra ne olacağına, yani federasyon mu, konfederasyon mu, iki
devlet mi vs. olacağına bugün karar vermeyelim.

-Bu arada doğal gaz konusunda ne olacak?

Büyük güçlerin bölgemizde kendi oyunlarını oynadıklarını
unutmayalım. Bizim rolümüz ne olacak? ABD’nin silah ambargosu konusundaki adımı
bize artık büyük bir çatışmanın merkezinde bulunduğumuzu göstermektedir. Piyon
olmak istemiyorsak iş birliği yapmamız gerekiyor. Aksi halde figüranlara
dönüşeceğiz.

–    Ve aynı
zamanda,  daha önce de açıklamış
olduğunuz gibi, platformlardan selamlaşacağız öyle değil mi?

Tabi ki. Ayrı faaliyetler devam edecek.”

KKTC Enformasyon Dairesi

Scroll to top