femdom-mania.net femdom-scat.net hot-facesitting.com
Kilise, Kıbrıs’ta çözüme baş engel Reviewed by Momizat on . Ozan Ceyhun Türkiye ve Avrupa Birliği arasında özellikle Avrupa Parlamentosu'nda bazı milletvekillerini şaşırtan ve de “çok üzen” yakınlaşma ve sıkılaşan işbirl Ozan Ceyhun Türkiye ve Avrupa Birliği arasında özellikle Avrupa Parlamentosu'nda bazı milletvekillerini şaşırtan ve de “çok üzen” yakınlaşma ve sıkılaşan işbirl Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Görüş / Makaleler » Kilise, Kıbrıs’ta çözüme baş engel

Kilise, Kıbrıs’ta çözüme baş engel

Ozan Ceyhun

Türkiye ve Avrupa Birliği arasında özellikle Avrupa Parlamentosu’nda bazı milletvekillerini şaşırtan ve de “çok üzen” yakınlaşma ve sıkılaşan işbirliği sadece “sığınmacılar sorunu” nedeniyle gündeme gelmiyor. Bunu böyle sananlar yanılıyorlar. Bu yakınlaşmanın ve özellikle Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yönelik atağının ana nedenlerinden biri de Kıbrıs.

Brüksel’de kiminle konuşsak konumuz “AB-Türkiye” olduğunda sığınmacılara yönelik bazı yanlış beklentiler üzerine tartıştıktan sonra söz hep Kıbrıs’a geliyor.

Sadece Birleşmiş Milletler’de değil aynı zamanda AB cephesinde de Kıbrıs’a yönelik olarak 2016 yılı çok önemli. AB bu yıl Kıbrıs’ta “dev bir gelişme” beklentisi içinde. Hatta Brüksel’de bazı muhataplarımız Türkiye – AB arasında konuşulan tüm konuların bile geleceğinin “Kıbrıs’ta muhtemel gelişmelere” bağlı olarak olumlu ya da olumsuz gidişatı olacağı iddiasındalar. Evet 2016 yılı Kıbrıs açısından bugüne kadar olduğundan çok daha fazla beklentinin olduğu bir yıl olmaya aday.

Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler ilk defa bu derece “inşallah” olumlu bir “sonuca” çok yakınlar.

Kıbrıs adasının bulunduğu coğrafya çok sorunlu. Suriye ve Irak’ta savaş sürüyor. İsrail ile Filistin arasında “barış içinde geçen” tek bir gün yok. Aynı Suriye’de diktatör Esad’ın ülke halkına zulm ettiği gibi İsrail’de Filistinlilere huzur içinde tek bir gün yaşatmama konusunda maalesef kararlı. Mısır’da bir başka diktatör demokrasiyi asker postallarına çiğnetmeye devam ediyor. Kısacası Doğu Akdeniz kıyıları terör ve savaş nedeniyle çok sıcak ve Kıbrıs tüm bunların ortasında tek “sakin” yer.

Hatta çevresindeki savaş bölgelerine de verebileceği bir mesajı bile var. Kıbrıslılar aralarında “eşit koşullarda, adil ve kalıcı bir barışı” sağlayıp Kuzey Kıbrıs ve Güney Kıbrıs yerine federal bir yapı oluşturup barış içinde bir arada yaşamayı başardıklarında içinde bulundukları coğrafya içinde çok güzel bir sembol olma şansına sahipler.

Geçtiğimiz haftanın son günü Avrupa Komisyonu Baş Sözcüsü Margaritis Schinas, komisyonun Kıbrıs barış görüşmelerini kolaylaştırmak için herşeyi yapmaya hazır olduğunu bildirdi. Kıbrıs`taki iki toplum liderinin katılımıyla gerçekleştirilen Davos panelini `iyi bir işaret` olarak niteleyen Schinas, “Tek gerçek bu panelin Davos`ta benim söyleyebileceklerimden daha fazlasını söyleyen iki liderle birlikte yapılmasıdır” diyerek iki tarafın kendi gelecekleri açısından neredeyse aynı dili konuştuğunu dile getirdi.

Adayı federal bir çatı altında yeniden birleştirmek amacıyla geçen Mayıs ayından bu yana BM gözetiminde yapılan müzakereler bizleri geçmişteki Annan Planı sırasında olduğundan çok daha fazla umutlandırır hale geldi.

Türkiye ve Kıbrıslı Türkler bu işi sonuna kadar götürmeye kesinlikle kararlılar. Türkiye attığı adımlarla herkesi şaşırtmaya devam etmekte. Bunun en güzel örneklerinden biri de AKEL lideri Kiprianu’nun İstanbul’da Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile biraraya gelmesi oldu. Türkiye Kıbrıs’ta her iki taraf için de adil olan kalıcı bir çözüm için elinden gelen desteği vermekte.

Davos’ta Dünya Ekonomik Forumu’na davet edilen ilk Kıbrıslı Türk lider olan KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Hayal kırıklıkları ve Kıbrıslılar olarak her defasında umutlanıp bunların gerçekleşmemesini yaşamaktan usandık” diye aslında hepimizin sözcüsü oldu. Bu yılın tüm tarafların gerçekle yüzleşeceği bir yıl olması gerektiğini ifade eden Kıbrıslı Türklerin lideri, “Sürecin olumlu bir sonuçla bitmesini temenni ederim. Benim tercihim yılın ilk yarısında bu konunun artık sonuca bağlanmasıdır” sözleriyle de ne derece kararlı olduğunu gösterdi.

Gerçek bu! AB başkenti Brüksel’de Kıbrıs’ta çözüm yani kalıcı barış konusunda Türkiye’nin ve Kıbrıslı Türklerin tavrına yönelik bir “acaba?” sorusuna ihtiyacı yok. Aynı geçmişte Annan Planı Referandumu’nda kanıtlamış oldukları gibi Kıbrıslı Türkler “evet” demek konusunda kararlılar. Türkiye’nin de tam desteğine sahipler. Eğer Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’a kalsaydı bu yılın ilk yarısında “federal bir Kıbrıs modelinin gerçekleşmesi” konusunda en ufak bir şüphemiz olmazdı.

Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var. Güney Kıbrıs’ta da çözümden yana olanlar az değil. Fakat çözüme karşı olanlar bloğu maalesef hala çok güçlü. Onlarca yıldır Kıbrıslı Türklere karşı “düşmanlık” duygularını kışkırtıp bundan “nemalananlar” hala etkin konumdalar. Maalesef Ortodoks Kilisesi içinde sayıca çok güçlüler. Kilisenin Rumlar üzerinde etkisi ise hala had safhada. Irkçı rumlar ile onları destekleyen bir kesim kilise mensupları biraraya gelince güçlü bir “Hayır” kanadı oluşturuyorlar. Bunun ne anlama geldiğini geçmişte Annan Planı Referandumu’nda “Hayır” dediklerinde yaşamıştık. Şimdi de gene aynı hazırlıklar içinde olanlar mevcut.

Onlarca yıl boyunca “Türk düşmanlığı üzerine kurulu bir eğitim sistemi” nedeniyle çok sayıda Kıbrıslı Rumun yaşamlarında bir kez bile tek bir Kıbrıslı Türk tanımadan onlara düşman olmasına neden olan kilise eğer kendi içinde gerekli adımları atıp tarihi görevi olan çözüme katkı konusunda sorumluluğunu yerine getiremezse sonuçları çok vahim olacaktır. Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler bir elli yıl daha “çözümsüzlüğe mahkum edilmemeliler”!

AB bu nedenle Güney Kıbrıs’taki çözüm yanlılarını desteklemek amacıyla atacağı adımları özenle belirlemeli. AB tarafından verilen destek çözüm karşıtlarını kışkırtıcı ve bu nedenle de güçlendirici bir rol oynamamalı.

Bu açıdan AB büyük bir sorumluluk taşımakta. AB’nin desteğiyle çözüm için kendi yurttaşlarını kazanmaya çalışacak olan çözüm yanlısı Rumlara çok iş düşmekte. Hatta “işleri çok zor” dersek yanlış olmaz.

Bu sefer de başaramazlarsa bu durumda Kıbrıslı Türkler’de bir kez daha Annan Planı’nda uğradıkları haksızlıklar benzeri bir gelişmeyi kabul etmeyeceklerdir.

Kısacası Kıbrıs’ta çözüme çok yakınız. Kıbrıslı Türkler ve Türkiye bu konuda açık ve net.

Top Güney Kıbrıs’ta!

Kıbrıslı rumların bu konuda ikna edilmesi gerekiyor. Bu da AB’nin üzerine düşen önemli bir görev.

Scroll to top