Kıbrs’ta yol ayırımı sizi daha iyi bir limana götürecekse o zaman sorun ne? Reviewed by Momizat on . Çıkmaz yollarda ısrar niye? Kıbrıs konusunda yol ayrımında olmak kötü bir şey mi? Bence değil. Bir yol ayrımına aslında yıllar önce gelinmeliydi. Geç bile kalın Çıkmaz yollarda ısrar niye? Kıbrıs konusunda yol ayrımında olmak kötü bir şey mi? Bence değil. Bir yol ayrımına aslında yıllar önce gelinmeliydi. Geç bile kalın Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Görüş / Makaleler » Kıbrs’ta yol ayırımı sizi daha iyi bir limana götürecekse o zaman sorun ne?

Kıbrs’ta yol ayırımı sizi daha iyi bir limana götürecekse o zaman sorun ne?

Çıkmaz yollarda ısrar niye?

Kıbrıs konusunda yol ayrımında olmak kötü bir şey mi?
Bence değil.
Bir yol ayrımına aslında yıllar önce gelinmeliydi.
Geç bile kalındı.
Kıbrıs’ta İngiliz Koloni idaresi sonrasında Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğu gün Kıbrıs’ta taraflar yeni bir yola girmişti.
İki halkın eşitiliği temelinde kurulan Cumhuriyet öngörülen şekilde yolunda ilerleyemedi.
Yetki paylaşımı meselesi sorun oldu.
Cumhuriyetin ortaklarından biri diğer ortağı hiçe sayarak Cumhuriyeti gasp etti.
Gasp edilen bu cumhuriyetin yeniden iki ortaklı bir yapıya dönüşebilmesi için iki taraf arasında 1968 yılından bu yana görüşmeler yapıldı.
Arada Kıbrıs Cumhuriyeti ünvanını gasp eden taraf adayı Yunanistan’a bağlayıp ‘Enosis’i gerçekleştirmek için darbe yaptı.
Türkiye garantörlük haklarını kullanarak yaratılmak istenen oldu- bittiye müdahale etti.
1974 sonrasında Kıbrıs meselesine bir çözüm bulunabilmesi için taraflar birçok kez bir araya geldi.
Kantonlar oluşturularak bir model ortaya çıkarılması ile başlayan çözüm arayışları, 1977 ve 1979 yıllarında taraflar arasında imzalanan üst düzey anlaşmalarla birlikte yeni bir yola girdi. Artık Kıbrıs’ta hedef iki bölgeli, iki tarafın siyasi eşitliği temelinde federal bir çözüm bulunması idi.
Bu yolda birçok görüşme yapıldı.
1986 yılı, 1990’lı yılların başı, 2004 yılı çözüme en çok yaklaşılan ama ulaşılamayan yıllar olarak tarihte yerini aldı.
En son 2017’de Haziran ayı sonunda Crans Montana’da toplanan Kıbrıs Konferansı’nda 1977 ve 1979 doruk anlaşmalarında öngörülen federal çözüme ulaşılabilmesi için çaba harcandı.
Ortaya bir çerçeve anlaşması çıkarılabilmesi için çalışıldı. Ama orada da öncekilerde olduğu gibi Rum engeli aşılamadı ve sonuç alınamadı.
Crans Montana aslında federal bir çözüm için hep bir son bir deneme olarak görüldü ve bu son denemeden de bir sonuç çıkmadı.
1979’dan bu yana neredeyse kırk yıl geride kalacak. 1968’de ilk toplumlar arası görüşmenin yapıldığını dikkate alacak olursak da elli yıl geride kaldı. Yani yarım asır.
Bu yarım asırılık dönemde iki tarafın yeniden bir araya gelerek ortak bir çatı altında, ortak bir gelecek kurma girişimleri hep başarısızlıkla sonuçlandı.
Rum Lider Nikos Anastasiades Kıbrıslı Türklerle yetki paylaşımına gitmeye hazır olmadıklarını Crans Montana’daki son zirve sırasında muhataplarının tümünün yer aldığı toplantıda ortaya koydu.
Ve aslında neden yeniden bir çatı altına gelinemediğini özetledi.
Kıbrıs sorununun ortaya çıkmasından bu yana elli beş yıl geride kaldı. Görüşmelerin başlamasından bu yana da yarım asır. Sorun bir tarafın diğer taraf ile yetki paylaşımına gitmek istememesinden kaynaklı ortaya çıkmıştı. Elli yıl sonra yetki paylaşımına gidilemeyeceği Güney Kıbrıs’taki en yetkili ağız tarafından ortaya konuldu. Rum halkının böyle bir şeyi kabul edemeyeceği söylendi.
Hal böyle olunca ayni yolda yürümeye ısrar etmek demek mevcut statükonun devamını sağlamak demektir.
Bu iş duygusallıkla ya da romantik bir şekilde yaklaşılarak çözülebilecek bir mesele değildir.
Gerçekçi olmak ve meseleyi doğru analiz etmek gerekir.
Kıbrıs meselesinde artık istesek de istemesek de bir yol ayrımına gelindiği doğrudur.
Bunu Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da ortaya koydu diye ona yüklenmek ve eleştirilerde bulunmak haksızlıktır.
Mesele çok açık ve nettir.
Ayni yolu yürümede ısrar Kıbrıs Türküne bedeller ödetmeye devam anlamına gelir.
O halde yol ayrımından korkmamak lazımdır.
Her ne olacaksa bunun karşı tarafla yapılacak görüşmelerle olacağı da akılda tutularak meseleye bakılmalıdır.
Madem ki yetki paylaşmak ve Kıbrıslı Türklerle birlikte bu ülkeyi yönetmek istemiyorlar, o zaman belki de anlaşarak herkesin kendi yoluna gideceği ve adada iki iyi komuşu olarak yaşayacağı, bu arada birlikte AB çatısı altında olunacak yeni bir modeli konuşmaktan korkmamalıyız.
Yol ayırımı sizi daha iyi bir limana götürecekse o zaman sorun ne?
Çıkmaz yollarda ısrar niye?

Mete Tümerkan-Haber Kıbrıs

Scroll to top