Kıbrıs’ta olası bir çözüm…Anahtar kilisede asılıdır Reviewed by Momizat on . Reşat AKAR Çok güzel bir ülkede yaşıyoruz... Ama Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar; bu ülkenin güzelliklerini ve nimetlerini paylaşamadılar... Bunun nedeni, R Reşat AKAR Çok güzel bir ülkede yaşıyoruz... Ama Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar; bu ülkenin güzelliklerini ve nimetlerini paylaşamadılar... Bunun nedeni, R Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Görüş / Makaleler » Kıbrıs’ta olası bir çözüm…Anahtar kilisede asılıdır

Kıbrıs’ta olası bir çözüm…Anahtar kilisede asılıdır

Reşat AKAR

Çok güzel bir ülkede yaşıyoruz…

Ama Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar; bu ülkenin güzelliklerini ve nimetlerini paylaşamadılar…

Bunun nedeni, Rumların ‘ırkçı’, ‘faşist’ saldırılarıdır…

Bunun nedeni Enosis hayalidir…

Bir din adamının Cumhurbaşkanı olduğu ülkede dostluk ve kardeşlik ruhunun gelişmesi gerekirken, iki toplumun 1963’te silahlı çatışmaya yönlendirilmesi çok anlamlıdır…

Silahlı çatışmaların başlaması sonrasında yeni kurulmuş bir devlet 3 yıl gibi kısa bir sürede dağılma noktasına geldi… Kıbrıslı Türkler devlet yönetiminden uzaklaştırıldı…

On binlerce insan; aile yakınlarını ve mülklerini geride bırakarak başka ülkelere göç etti…

İnanılmaz acılar yaşandı bu ülkede…

Çocukluk yıllarımız hep korku içinde geçti…

Analarımız ve babalarımız, evlatlarının canlarını koruyabilmek için büyük fedakârlıklara katlandı…

Ve kim ne derse desin; 1974’te bu adada kanlı çatışmaları durduran bir askeri harekât gerçekleştirildi…

Bunun adına ‘Barış Harekâtı’ denmesinin nedeni, adaya gerçekten barışı getirmiş olmasıdır…

Son 43 yılda iki toplum arasında herhangi bir çatışmanın yaşanmamış olmasının tek sebebi,

20 Temmuz’un yarattığı bugünkü güvenlik sistemidir…

Yani Türk askerinin burada olmasıdır…

Düşmanlık yerine dostluk

Aklı başında hiç kimse silahlı çatışma yöntemini tercih etmez…

Irkçı düşüncelerle hareket ederek, insanların bir kısmını yok etmeye çalışmak kabul edilebilir bir yöntem değildir… Nitekim Rum siyasi liderliğinin 1960’lı yıllarda uyguladığı bu yöntem, 1970’li yıllarda bertaraf edildi…

Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar; çok uzun yıllar ayrı bölgelerde yaşamak zorunda kaldı…

Özellikle 1974 ile 2003 yılları arasında iki toplum arasında hiçbir temas olmadı…

Sınır kapılarının açılması sonrasında karşılıklı geçişler başladı…

İlk günden itibaren Kıbrıslı Türkler; güneydeki marketlere, alış-veriş merkezlerine ve lokantalara akın etti… Kuzeyde kazadığı parayı, güneyde harcamaktan çekinmedi…

Fakat Rumlar aynı tavrı sergileyemedi…

Rakamlar da bunu ortaya koyuyor…

Sadece bu yılın ilk 4 ayında Kıbrıslı Türklerin güneydeki harcamaları 7,5 milyon Euro iken; Rumların kuzeyde ve Türkiye’deki harcamaları 3,5 milyon Euro ile sınırlı kaldı…

Bunun nedeni kilisenin Kıbrıslı Rumları baskı altına almasıdır…

“Düşmanımıza, işgalciye para harcamayın” kampanyasının yarattığı korkudur…

Annan Planı döneminde “evet” yanlısı bir siyaset izleyen ve Türkiye ile Yunanistan’ın garantörlüklerinin devamını kabul eden Anastasiadis’in, son

zamanlarda garantileri ileri sürerek müzakere sürecini çıkmaza sürüklemesinin nedeni de kilisedir…

Sen Sinod Meclisi’nin aylar öncesinde, Rum liderine yönelik yapmış olduğu açıklamalar ve ‘uyarıların’ ne kadar etkili olduğunu anlamak zor değildir…

İşte tüm bu gerçekler karşısında Rum tarafındaki yetkililerin hala AB ve BM yetkililerine seslenerek, Ankara üzerinde baskı istemeleri temelsiz bir siyasettir…

İddia ettikleri gibi çözümün anahtarı Ankara değil, kilisedir…

Kilisenin, siyaset üzerindeki etkisi devam ettiği sürece, iki toplumlu, iki bölgeli bir federasyonun kurulması çok zordur… Böylesi bir formülü, o günkü zor koşullar altında, yani 1976-77 yıllarında ancak Başpiskopos Makarios kabul edebilirdi… Aradan bunca zaman geçtikten sonra kilise, 1974 öncesindeki mücadele stratejesini izlemeye yöneldi…

Buna rağmen, dış baskılarla bir çözüme gidilebilir mi?..

Diyalog Gazetesi

Scroll to top