- AB Haber - http://www.abhaber.com -

Kıbrıs’ta ocak ayından sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak

Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgilenen uluslararası çevrelerin, gerek Güney gerekse Kuzey Kıbrıs’taki seçimlerden sonra, müzakere sürecinin eskisi gibi olmayacağına inanmaya başladığı ve “farklı bir sürecin” gündeme gelebileceği üzerinde durduğu öne sürülüyor.
Aynı çevrelere göre, özellikle Güney’de, Başkan Nikos Anastasiadis’in seçimleri yeniden kazanması halinde, müzakere sürecinin kaldığı yerden devam edebileceğini iddia eden bazı çevrelere karşın, “Gerek Güney gerekse Kuzey’de seçim sonuçları ne isterse olsun, masada iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı federasyon tezinin yerini, konfederasyona veya iki devletli çözüme daha yakın bir tez” alacak…
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Yunanistan’a yapacağı ziyaretin, yeni sürecin “yeni şeklini” belirleyebileceğini kaydeden yabancı bir kaynak, “çözüm süreci elbette Kıbrıslı bir süreçtir ancak iyileşen Türkiye – Yunanistan ilişkileri ve bölgedeki enerjiyle bağlantılı çıkarlar, Kıbrıs sorununda daha önce Rum tarafının pek yanaşmadığı çözüm tezlerine yaklaşmayı getirecek, bu da gerek Türkiye’nin gerekse Kıbrıs Türk tarafının daha çok destekleyebileceği konfederal çözümü masaya taşıyacak” yorumunu yaptı.
Erdoğan’ın Atina ziyareti gerçekleşirse, 65 yıl sonra Yunanistan’a gidecek ilk TC Cumhurbaşkanı olacak. Atina’yı son olarak 1952 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar ziyaret etmişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Atina ziyareti ile ilgili ilk adım Başbakan Binali Yıldırım’ın geçen haziran ayında Yunan Başkentine yaptığı ziyaret sırasında atıldı.
Yıldırım, Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos ile görüşmesinde, Erdoğan’ın bu yıl içinde Atina’yı ziyaret niyetini iletti.
Pavlopulos, bu niyeti memnuniyetle karşıladığını vurguladı ve ziyaretin iyi hazırlanması gerektiğini belirtti.
Pavlopulos, Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ) teşkilatının 25’nci kuruluş yıl dönümü nedeniyle İstanbul’da düzenlenen zirveye katılarak, Türkiye’yi ziyaret eden ilk Yunanistan Cumhurbaşkanı olmuştu. Türkiye’yi 1952 yılında Kral Pavlos ve eşi Kraliçe Frideriki ziyaret etmişlerdi.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocias, geçen ay Ankara ziyareti sırasında, Erdoğan tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kabulü sırasında resmi daveti iletti. Kocias Atina’ya dönüşünde düzenlediği basın toplantısında “Erdoğan daveti kabul etti ve ziyaretin hemen gerçekleşmesini istedi. Henüz tarih belirlenmedi. Kasım ayının sonları ya da Aralık başlarında olabilir diye düşünüyoruz” dedi.
PAVLOPULOS – ERDOĞAN İLİŞKİLERİ ÇOK İYİ
Yunan Cumhurbaşkanlığı’ndan son günlerde medyaya “Erdoğan-Pavlopulos ilişkilerinin son derece iyi olduğu” şeklinde bilgiler sızdırıldı. Erdoğan ile Pavlopulos bugüne kadar baş başa bir görüşme yapmamalarına rağmen, sık sık telefonda konuştular.
Hürriyet’in haberine göre; Pavlopulos, 2015 Martı’nda Yunan Parlamentosu’nda yapılan oylama sonucu Cumhurbaşkanı seçildiğinde kendisini arayarak tebrik eden ilk yabancı lider Erdoğan idi. Yunan Cumhurbaşkanı, 2016’da Türkiye’deki terör saldırılarında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayarak, terörü sert bir şekilde kınadı ve taziyelerini iletti.
15 Temmuz darbesinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayarak dayanışmasını dile getiren ilk yabancı liderlerden biri Pavlopulos’tu.
Pavlopulos Türkiye’de Anayasa değişikliği için geçen 16 Nisan’da yapılan referandumdan sonra da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı telefonla arayarak tebrik eden ilk yabancı liderlerden biri oldu.
Merkez sağ eğilimli Pavlopulos, Cumhurbaşkanı seçilmeden önce Yeni Demokrasi (ND) partisi hükümetlerinde 2004-2009 yılları arasında İçişleri Bakanı’ydı.
TİCARET HACMİ ARTTIKÇA DOSTLUK DA ARTACAK
Yunan medyası geçtiğimiz ay sonunda Erdoğan’ın tarihi henüz belirlenmemiş Atina ziyaretine sayfalarca yer ayırdı.
Bir gazete, Erdoğan’ın Ankara’da Kocias’ı kabulünde “6 milyar euro ticaret hacmimiz, önümüzdeki yıl 10 milyara çıkmalı” dediğini ileri sürdü. Gazete, Kocias’ın da “Türkiye’yi AB’da en hararetli savunan ülke biziz” dediğini iddia etti.
Birçok diplomatik kaynak, Yunanistan ile Türkiye arasında gerek ticari ilişkiler, gerekse doğal gaz bağlantılı iş birliğinin dostluğu artıracağını ve bunun Kıbrıs sorununa da olumlu yansıyacağını ileri sürdü.
ANASTASİADİS KAYBEDERSE!
Bu arada, Güney Kıbrıs’ta AKEL Basın Sözcüsü Stefanos Stefanu, Kıbrıs Rum tarafının, DİKO Başkanı ve Rum başkanlık adayı Nikolas Papadopulos’un stratejisini izlemesi durumunda Türkiye’nin çok mutlu olacağını savundu.
Kathimerini gazetesine konuşan Stefanu yaptığı açıklamalarda, AKEL destekli bağımsız aday Stavros Malas dışındaki Rum başkanlık adaylarını eleştirdi.
Bu haberi değerlendiren isminin açıklanmasını istemeyen Kıbrıs’ta görevli yabancı bir diplomat, “Anastasiadis veya Papadopulos ya da Malas, hiç fark etmez, Crans Montana’daki çöküş sonrası, önümüzdeki seçimlerde kim başkan olursa olsun, şartlar Türk tarafı lehine değişmiş olacak, bu da federal çözüm tezinin konfederal çözüme kayması anlamına gelecek. Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafının eli daha güçlü olacak.
KKTC’DEKİ SEÇİM SONUÇLARI SONUCU DEĞİŞTİRİR Mİ?
KIBRIS POSTASI muhabirine KKTC’deki seçim sonuçlarının müzakere sürecine etkisi ile ilgili de yorum yapan aynı yabancı diplomat şunları söyledi:
“Elbette Kıbrıs Türk tarafının müzakerelerde ağırlığı olduğunu kabul ediyoruz. Ancak sizin de kabul etmeniz gereken, esas ağırlığın Türkiye’de olduğudur. Kıbrıs Türk tarafını lideri Sayın Mustafa Akıncı’nın duruşundan herkes memnundur. Ancak Türkiye’nin ağırlığı inkar edilemezdir. Türkiye – Yunanistan ilişkilerinin iyileşmesi, Kuzey’deki erken genel seçimlerin sonucundan çok daha etkilidir. Kuzey Kıbrıs’taki parlamento seçimlerinin sonucunun müzakere sürecine ciddi etkisi olacağını düşünmüyoruz ancak elbette yakından takip ediyoruz.”

Kıbrıs Postası