femdom-mania.net femdom-scat.net hot-facesitting.com
Kıbrıs’ta müzakere için zemin yok Reviewed by Momizat on . Mete Tümerkan Aynı yolu yürüdüğünüz zaman farklı bir yere varamazsınız. İnat ve ısrarla aynı yöntemleri denediğiniz zaman da her ne yaparsanız yapın farklı bir Mete Tümerkan Aynı yolu yürüdüğünüz zaman farklı bir yere varamazsınız. İnat ve ısrarla aynı yöntemleri denediğiniz zaman da her ne yaparsanız yapın farklı bir Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Görüş / Makaleler » Kıbrıs’ta müzakere için zemin yok

Kıbrıs’ta müzakere için zemin yok

Mete Tümerkan

Aynı yolu yürüdüğünüz zaman farklı bir yere varamazsınız.

İnat ve ısrarla aynı yöntemleri denediğiniz zaman da her ne yaparsanız yapın farklı bir sonuç alamazsınız.

Bu böyledir.

Kıbrıs konusunda da…

Kıbrıs meselesinde toplumlar arası müzakereler 1968 yılında başladı.

Tam yarım asır önce!

Ve geride kalan yarım asrın önemli bir bölümünde aynı yöntemlerle müzakere edildi.

1977 yılından bu yana Kıbrıs’ta iki tarafın siyasi eşitliği temelinde federal bir ortaklık kurulması için görüşüldü.

Görüşenler değişti ama yöntem ve hedef değişmedi.

Ancak kırk yıldır değişen dünya koşullarına ve müzakerecilerle arabuluculara rağmen müzakere yöntemi ve unsurları değişmediği için Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunamadı.

Çünkü aynı yol ısrarla yüründü!…

Ama bu arada müzakere masasına oturan taraflardan biri gasp ettiği Kıbrıs Cumhuriyeti ünvanı ile yoluna devam ederken, diğeri yani Kıbrıs Türk tarafı çözümsüzlüğün bedelini ödemeye devam etti.

Müzakere masaları kurulup kurulup bozuldu ama statüler hiç değişmedi.

Rum tarafı çözümsüzlüğün avantajlarından yararlanırken Kıbrıs Türk tarafı çözümsüzlüğün yarattığı olumsuzluklarla boğuşup durdu.

2004’te Annan Planı süreci Kıbrıs sorununda kimin çözümden, kimin ise çözümsüzlükten yana olduğunu tüm dünyanın gözleri önüne serdi.

Tam bir turnusol kağıdı gibi…

Ama yine bir şey değişmedi.

Statüko devam etti.

Üstelik Rum tarafı Kıbrıs Cumhuriyeti şapkası ile AB içinde yerini alarak ödüllendirildi…

Kıbrıslı Türklere dönük verilen sözler ise havada kaldı.

Dönemin BM Genel Sekreterinin hazırladığı ve Kıbrıslı Türklere dönük uygulanmakta olan izolasyonların kaldırılması gerektiğine vurgu yapan rapor ise Güvenlik Konseyi’nde gündeme bile alınmadı.

Bir köşede unutulup gitti.

Yıllar geçti, 2017’de İsviçre’de Kıbrıs Konferansı toplandı.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın zorlaması ile Kıbrıs meselesi ile ilgili tüm taraflar önce Cenevre’de daha sonra da Crans Montana’da bir araya geldiler.

Türk tarafının ‘Federal çözüm için son şans’ olarak nitelediği Kıbrıs Konferansı, Rum Liderin ‘halkının Kıbrıslı Türklerle yönetimi ve zenginliği paylaşmaya hazır olmadığı’ gerekçesini ortaya koyarak masadan kalkması ile çöktü.

Başarısızlıkla sonlanan Konferansın ardından konuşan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı “Bizim nesil de bu işi başaramadı” diyerek durumu özetledi.

Ama taraflar masadan kalkarken statülerinde bir değişiklik olmadı.

Rum tarafı Kıbrıs Cumhuriyeti ünvanı ve uluslararası tanınmışlığı ile yoluna devam ederken, Kıbrıs Türk tarafı çözümsüzlük koşulları ile uluslararası toplum ve hukukun dışında yaşamaya devam etmek zorunda bırakıldı.

2017’den bugüne Rum tarafının Kıbrıs meselesine bakışında olumlu yönde bir değişiklik olmadı.

Aksine Rum Yönetimi attığı tek yanlı adımlarla adanın etrafındaki doğal zenginliklere sahip çıkma eylemlerini artırdı.

Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitliğini neden kabul edemeyeceğini anlatıp durdu.

Zenginliği paylaşma niyeti olmadığını söz ve eylemlerle ortaya koydu.

BM Genel Sekreteri’nin ‘Reflection Period’ olarak tanımladığı Crans Montana’daki Kıbrıs Konferansının başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından gelen süreçte Rum tarafı pozisyonunu daha da sertleştirdi.

Bu arada, BM Genel Sekreteri görevlendirdiği Geçici Özel Danışmanı aracılığıyla durum tespiti yapmaya devam ediyor.

Müzakerelerin yeniden başlayabileceği bir zeminin olup olmadığına bakıyor.

Bunun için referans kavramları oluşabilecek mi diye arayışını sürdürüyor.

2483 sayılı Güvenlik Konseyi kararı çerçevesinde ilerleyen bu süreçte Geçici Özel Danışman Jane Holl Lute ilgili tüm taraflarla görüşmek durumda…

Yani Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs Rum tarafı ve garantörlerle…

Ve bunu ortak bir zemin olup olmadığını görmek için yapıyor.

Ancak bu şekilde ortak referans kavramları oluşturabilecek.

Ama ortada müzakerelerin yeniden başlayabilmesi için hiçbir somut değişiklik yok.

Hal böyle iken sanki bir şeylerin değiştiği algısı yaratmak ve müzakerelerin yeniden başlayabileceği inancını oluşturmak için yoğun bir çaba var.

Bu aşamada referans kavramları oluşacak gibi değil.

Ve bu arada eskisinin birebir aynısı olacak yöntemlerle bir görüşme masası kurulması sadece Rum tarafının ekmeğine yağ sürer.

Mevcut durumun devamını sağlar!

Her zaman çözümden yana olan Kıbrıs Türküne de bir kez daha hayal kırıklığı yaşatır.

Kıbrıs Türkünün ihtiyacı ‘mış’ gibi olacak görüşmeler değildir.

İhtiyaç, mevcut durumu gerçekten değiştirecek ve Kıbrıs Türkünü uluslararası hukukun parçası yapacak görüşmelerdir.

Peki bunun için kim uğraşıyor?

Farklı bir yolu kim öneriyor?

Haber Kıbrıs

Scroll to top