- AB Haber - http://www.abhaber.com -

Kıbrıslı Türkler Ne Yapacak?

Crans Montana Kıbrıs Konferansı kaç kuşağın hayatını kurduğu Kıbrıs sorununda farklı bir dönüm noktası yarattı.

Çözüm arayışlarıyla ömür törpülemiş Kıbrıslı Türkler, şimdi kısa vadede çözüm arayışlarının rafa kaldırıldığı bir ortamda, belki de bir daha müzakere masasının kurulmayacağı bir süreçte ne yaşayacaklarını, ne yapacaklarını merak ediyor.

Bugüne kadar eğitimden geleceğine birgün Kıbrıs sorunu çözülürse geçerli olacak, değerli olacak şeyler için yaşamış kaç kuşak için bu yeni dönem çok kolay değil.

Üstelik süreci berhava eden Rum Lider Anastasiadis, BM parametrelerinde çözümü görüşmeye hazır olduğunu açıklarken…

Anastasiadis Müzakereye Hazır! Ya Biz?

Anastasiadis dünkü ilk detaylı basın toplantısında biraz da Türkiye’nin ve Kıbrıs Türk tarafının kazandığı psikolojik üstünlüğü bozmak için Onların “ortadan kalktı” dediği BM parametrelerini yeniden hatırladı ve bu artık sondur tezlerinin aksine, çözüm için müzakere edebileceğini söyledi.

İşte büyük soru burada başlıyor;

BM parametreleri hala masada mıdır ve çözüm müzakereleri devam eder mi?

Yıllarını çözüme admış bir lider olarak Akıncı artık çözüm arayışı içinde olmam diyebilir mi?

Daha da önemlisi, yeniden başlayacak bir süreç müzakere tarihinin en yakınlaşıldığı döneminde elde edemediği sonucu almaya muktedir olur mu?

Karşımızda her durumda yeni bir süreç var ve bu süreç özellikle Kıbrıslı Türkler için zor…

Öncelikle BM adadan gidiyor. Parametresi var mıydı yok muydu bilinmez ancak BM iyi niyet misyonunu kapatma konusunda kararlı. Dahası barış gücünü de kısa süre içinde çekme niyetinde…

Anastasiadis’in çıkışının bu kararda etkili olacağını düşünmüyorum. Şu anda en azından iki tarafın ortak bir çağrıyla BM’yi yeni bir masa kurmaya ikna edebileceğini hiç düşünmüyorum.

Kıbrıslı Türkler’in AB Uyumu Bitiyor… Yeni Hedef Ne Olacak?

BM’ye veda ederken, Kıbrıslı Türkler AB sürecine de veda ediyor.

Yıllarca önemli bir ideal ve katalizör olan AB hedefi uzun süredir zayıflıyordu ancak önemli bir prestij adresi olan AB hedefi artık tamamen ortadan kalkıyor.

Çeşitli kaynaklardan gelen bilgilere bakılırsa Avrupa Komisyonu da adanın Kuzey’indeki varlığına son verme hazırlığında…

Avrupa Komisyonu Kıbrıslı Türklerin uyum süreçleriyle ilgili yürüttüğü çalışmalara son verirken, çeşitli hibe ve destek programları da ortadan kalkacak. Yani Kıbrıslı Türkler tamamen Türkiye yardım heyetinin hedef ve projeleriyle başbaşa kalacak.

Oysa AB uyum süreci çok aksak ve yavaş ilerlemesine rağmen, bu süreçte Kıbrıslı Türkleri dünyayla buluşturan önemli bir adres oldu. Sadece maddi ve teknik bir olgu değil, önemli bir psikolojik değer olarak algılandı.

Ugüne kadar alt yapı çalışmalarından uyum süreçlerine kadar çeşitli projeler üzerinden önemli kaynaklar aktarıldı.

Ve artık son buluyor!

Türkiye’nin kopma noktasına gelen müzakerelerinin askıya alındığı AB ideal hedef olmaktan çıkarılması beni ürküten bir gelişme.

Peki sadece Türkiye’den destek gören, ekonomik ve siyasi olarak Türkiye’nin etkisi altında olan adanın Kuzeyi için kişilikli ilişki dönemi başlayabilir mi?

Mevcut siyasi ortamda bu çok mümkün görülmüyor.

Zira yerel yönetimlerden sıradan vatandaşlara kadar artık gelişen kültür, işini yardım heyeti ya da elçilik üzerinden halletmek.

Siyasi mekanizma ve kurumları tanımayan itibar etmeyen onların üstünde daha pratik işleyen başka kurumlar olduğunun bilincinde olan Kıbrıs Türk halkı zaten kendi yönetimini uzun zamandır uyguluyor.

BM giderken AB hedefi ortadan kalkarken, çözüm süreci kapanmışken Kıbrıslı Türkler’in yeni hedefi ne olacak?

Toplumlar refah ve gelişmişlik düzeyine ancak biriktirdikleri beşeri kaynakların zenginliği ve kültürel altyapıyla erişirler. Kıbrıslı Türkler bu konuda tarihten bu yana çok şanslı olmadı.

Kendi içine kapalı toplum en zor şartlar altında hayatta kalma mücadelesi verirken, şimdi dünyayı gıptayla izleyip aynı mücadeleyi vermeye devam ediyor.

Sorular ve Cevaplar

Bana göre şimdi verilecek cevaplar, bundan sonraki süreçle ilgili önemli bir yol haritası çizecek;

Anastasiadis BM parametrelerinde çözüm çağrısı yaparken biz bunu reddedecek miyiz?

Reddederken yerine ne koyacağız?

AB hedefi ve uyum süreci berhava olurken, Kıbrıs Türk toplumunun alt yapı gelişiminde yeni adres ve hedef ne olacak?

Ve bu hedef ne kadar çağdaş dünya gerçekleriyle örtüşecek?

Cumhurbaşkanı’na Düşen…

Bu dönemde en fazla ihtiyaç duyulan şey vizyon içerikli sağduyu… Öncelikle iki toplum çözüm olsa da olmasa da birlikte yan yana yaşamaya devam edecek. Bu coğrafi bir zorunluluk…

Bugün Güney Kıbrıs’ta eğitim alan, çalışan her gün kapılardan geçiş yapan insanlar var. Bu ilişkinin sağlıklı şekilde devamı için ki tarafın sağlıklı diyalogu şart.

Aksi, çıkabilecek olası gerginliklerin amacını aşmasına neden olabilir.

Akdeniz’de sondaj çalışmaları başlıyor…

Türkiye ve Kıbrıs Rum tarafının açıklamalarına bakılırsa bu süreçte derin krizler yaşanacağı açık. Bunu iyi yönetebilmek ve olası sıcak çatışmaların önüne geçebilmek için Cumhurbaşkanı Akıncı’ya önemli görevler düşüyor.

Adada olası sıcak çatışmayı, yabancılaşıp daha da düşmanlaşmayı önleyebilmek adına adanın her iki tarafında da güvenirliği oldukça yüksek olan Cumhurbaşkanı’na önemli bir görev düştüğüne inanıyorum.

AB hedefini rafa kaldıran, ekonomik gelişim için tek adresi Türkiye kalan Kıbrıslı Türkler’in mevcut potansiyellerini maksimum düzeyde kullanabilmeleri için çeşitli projeler geliştirilmesi, Ticaret Odaları’nın ortak çalınabilmesi artık daha da önemli.

Kişilikli ilişki derken mevcut durumun dayatmasıyla daha fazla vatandaş ve daha dindar gençlik hedeflerinin karşısında durabilmek hayati önemde. Yoksa kısa vadede, hassasiyetleri kimliği ve kişiliği erozyona uğramış yeni bir toplum yapısıyla baş başa kalabiliriz.

Ve bu süreçte Cumhurbaşkanı Akıncı’nın toplum lideri olarak varlık göstermesi, konuşması, hassasiyetleri algılaması önemli… Aksi, kendine adres bulamayan, suskunluk sarmalının kıskacında daha apolitize olup daha da edilgenleşecek bir toplum yapısıdır.

Şimdilik, bütün bu sorular ve olası sorunlar karşısında son derece hazırlıksız bir Kıbrıs Türk siyaseti var.

Dileyelim ki, sağduyu galip gelsin ve ortak akıl yolunda bu sürecin en ağır kaybedeni konumunda olan Kıbrıslı Türkler’in geleceği için yapıcı adımlar atılabilsin….

Aysu Basri Akter- Gazete360.com