femdom-mania.net femdom-scat.net hot-facesitting.ru
(Kıbrıs sorunu…) Amerikalılar bastırıyor ama… Reviewed by Momizat on . Nikolaos Stelgias ABD’nin Kıbrıs Sorunu’nda önemli bir rol oynadığı bilinen bir gerçek. Washington problemin doğduğu süreçten bugüne dek Kıbrıs’ta ve bölgenin g Nikolaos Stelgias ABD’nin Kıbrıs Sorunu’nda önemli bir rol oynadığı bilinen bir gerçek. Washington problemin doğduğu süreçten bugüne dek Kıbrıs’ta ve bölgenin g Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Görüş / Makaleler » (Kıbrıs sorunu…) Amerikalılar bastırıyor ama…

(Kıbrıs sorunu…) Amerikalılar bastırıyor ama…

Nikolaos Stelgias

ABD’nin Kıbrıs Sorunu’nda önemli bir rol oynadığı bilinen bir gerçek. Washington problemin doğduğu süreçten bugüne dek Kıbrıs’ta ve bölgenin genelinde çok önemli bir üstlendi. Geçtiğimiz aylarda, ABD Hükümeti bu rolü yoğunlaştırarak Kıbrıs’ta önemli inisiyatifler aldı. Bu inisiyatiflerin başında ABD Başkan Yardımcısı’nın Kıbrıs ve Türkiye ziyaretlerini, geçtiğimiz aylarda imzalanan Ortak Anlaşmayı ve Amerikan diplomasisi ile istihbaratının Lefkoşa’da, Ankara’da ve Atina’da üstlenmiş oldukları roller gelmekte.

Kıbrıs Müzakerelerinin çökmüş olmasına rağmen, ABD perde arkasından Kıbrıs ve Doğu Akdeniz için önemli inisiyatifler almaya devam ediyor. Bu inisiyatifler bağlamında, önümüzdeki aylarda ABD Dışişleri Bakanı’nı Kıbrıs’ta ya da bölge başkentlerinde (Ankara yahut Atina) göreceğiz. Beri yandan, son günlerde bizlere bazı kaynaklardan ulaşan bilgilere göre, Amerikan unsuru Kıbrıs’ta önemli adımlar atmaya devam ediyor:

-Münhasır Alan konusunda ABD hızlı bir biçimde bir ‘denge formülü’ bulunması için Ankara ve Atina ile olan istişarelerini devam ettiriyor. Bu bağlamda Washington sorunun karşılıklı adımlarla daha müspet bir noktaya çekilebileceğini düşünüyor. Karşılıklı iyi niyet adımları Atina’daki yeni hükümet tarafından olumlu karşılanıyor. Ankara’nın bu konu hakkında göstereceği rıza adadaki kötü atmosferi tersine çevirebilir. Bu bakımdan, ilerleyen günlerde ve haftalarda ABD’nin Ankara ile yapacağı dirsek temaslarını dikkatli takip etmeliyiz.

-ABD sürekli olarak Başkan Nikos Anastasiadis’e ‘masaya geri dön’ mesajı gönderiyor. Çeşitli diplomatik ve istihbarı kanallar vasıtasıyla Rum liderliğine tutulan yolun hatalı olduğu mesajı iletiliyor.

-ABD yeni Yunanistan Hükümetini yakın markaja almış durumda. Gerek borç görüşmeleri konusunda gerekse de ABD-Yunanistan ilişkilerini ilgilendiren konularda Washington Atina’ya perde arkasından pres uyguluyor.

-Temkinli bir dille ve diplomatik etik kuralların dışına taşmadan Washington çeşitli konularda Ankara’yı yoğun şekilde eleştirmeye devam ediyor. Zaman zaman sert tonlarda dillendirilen mesajların öbeğinde önemli bir unsur göze çarpıyor. İŞİD, Ukrayna, Irak,İran, Suriye v.s. gibi konurda Türkiye’ye mensubu olduğu Batı’nın çıkarlarını gözetmesi gerektiği hatırlattırırken, Ankara’dan Ege’de ve Kıbrıs’ta tansiyonu düşürmesi talep ediliyor.

-Lefkoşa’daki ABD elçiliği Kıbrıs’ın yerel siyasi ve sosyoekonomik gündemini büyük bir özenle taramaya devam ediyor. Bu ‘tarama’ babında son dönemde kuzeydeki cumhurbaşkanlığı seçimleri özel bir ilgi ile takip ediliyor.

Yukarıda değinmiş olduğumuz inisiyatiflerin yanı sıra ABD tarafı gerek iletişim gerekse de sosyoekonomik alanlarda perde arkasında bazı adımlar atmaya devam ediyor. Tüm bu adımların ve ilerleyen haftalarda izleyeceğimiz Kerry gezisinin tek bir hedefi mevcut: Kıbrıs’ta, özellikle enerji ve ortak düşmanlar-rakipler (İŞİD, Rusya, İran v.s.) konusunda Türkiye’yi, Yunanistan’ı ve Kıbrıs’taki toplumları aynı masa etrafında toplayabilmek. Açacak olursak, Amerikalıların hayalini süsleyen proje İsrail ve Kıbrıs’ı Türkiye ve Yunanistan üzerinden enerji, ekonomi ve diplomasi yoluyla Batı ile bütünleştirmek. Kıbrıs Müzakerelerinde iki liderliğin federal çözümden ışık hızıyla uzaklaşmasına rağmen federal perspektif bu yüzden gündemde tutuluyor.

ABD’nin Kıbrıs bağlamında almış olduğu inisiyatifler bazı önemli engellerle karşı karşıya bulunuyor.

Özetleyecek olursak:

-Kıbrıs’taki liderlikler ve milliyetçi çevreler değişen bölge dengelerini doğru okuyamıyorlar. Yaşları ilerlemiş olan milletçi çevrelerin mensupları dünyayı hala ‘Soğuk Savaş gözlükleri’ ile okumaya devam ediyor.

-Türkiye’nin dış politikası Arap Baharı’ndan sonra türbülansa kapılmış durumda. Ankara uzun soluklu bir dış politika geliştirememenin sancıları ile yüz yüze kalmış durumda. Bölgeden yalnızlaşan, müttefiklerini kaybeden, hırçınlaşan Ankara artık kaba deyimle ‘günü kurtarmanın’ derdinde. Geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen Süleyman Şah Operasyonu bu bakımdan oldukça anlamlı. Suriye stratejisi krize giren Türkiye paniğe kapılarak İŞİD saldırılarına ve Kobani ile diğer kantoların birleşmesine set çekmek için aceleci adımlar atmak durumda kaldı. Türk dış politikasındaki bu yalpalamaların Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’de acı bir reçetesi olduğu unutulmamalı.

-Yunanistan’daki istikrarsızlık ve sosyal buhran artık bilinen bir gerçek. Bu şartlar altında, Yunanistan’ın dış politikaya ve Kıbrıs’a ayıracağı zamanı yok.

-Doğu Akdeniz’in oyun alanında beliren bazı yeni aktörler –Rusya, İŞİD, İran- bölgesel sorunları karmaşıklaştırıyor. Kronikleşen sorunlar yeni yüzyıla yeni boyutlar kazanmış olarak taşınıyor.

-Kıbrıs’ta doğmadan ölen bir ‘cenaze’ ile karşı karşıyayız. Cenazenin ismi federal çözüm. Bebeğin ölü doğmasına karşın ne defin işlemleri gerçekleştirilebiliyor ne de yas-mevlüt dönemine geçilebiliyor.

ABD açısından Kıbrıs’taki olası bir ilerlemenin önünde duran engelleri dikkate alacak olursak, bu küçük ve dertli adanın sorununda yakın zamanda olumlu bir adımın atılmasının ne kadar güç olduğu göze çarpıyor. Eldeki veriler Türkiye’deki milletvekili seçimlerinin sonuna dek Kıbrıs Sorununun ‘boş viteste’ yoluna devam edeceği yönde.

Gazete360

Scroll to top