KIbrıs müzakereleri…Bir elli yıl daha beklemeye niyeti olan var mı? Reviewed by Momizat on . Mete Tümerkan Kıbrıs sorununa çözüm bulunması amacı ile başlatılan müzakereler yarım asrı geride bıraktı. Yarım asırdır Kıbrıs Türk ve Rum toplumları arasında y Mete Tümerkan Kıbrıs sorununa çözüm bulunması amacı ile başlatılan müzakereler yarım asrı geride bıraktı. Yarım asırdır Kıbrıs Türk ve Rum toplumları arasında y Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Görüş / Makaleler » KIbrıs müzakereleri…Bir elli yıl daha beklemeye niyeti olan var mı?

KIbrıs müzakereleri…Bir elli yıl daha beklemeye niyeti olan var mı?

Mete Tümerkan

Kıbrıs sorununa çözüm bulunması amacı ile başlatılan müzakereler yarım asrı geride bıraktı.

Yarım asırdır Kıbrıs Türk ve Rum toplumları arasında yapılan görüşmelerden bir sonuç alınmadı.

Bizim kuşak bir türlü sonuç getirmeyen toplumlar arası müzakereleri izleyerek yarım asrı geride bıraktı.

1974 öncesinin karanlık günlerinde yapılan o müzakerelerde Kıbrıs Türk toplumu neredeyse azınlık haklarını kabul edebilecek noktalara kadar geriledi.

Ama yine bir sonuç alınamadı.

Rum tarafının hedefi hep tek başına adanın tümüne egemen olmak oldu.

15 Temmuz 1974’teki darbe onları bu hedefe götürme amacı ile yapıldı.

Ancak Türkiye’nin müdahalesi ile oyun bozuldu.

Görüşmeler yeniden başladı.

Harekatın hemen ardından yapılan ilk görüşmelerde masada kantonal çözüm modeli de vardı.

Rum tarafı onu da kabul etmedi.

Daha sonra 1977 ve 1979 yıllarında imza konulan üst düzey anlaşmalarla birlikte Kıbrıs’ta çözümün modeli belirlendi.

Taraflar iki toplumlu, iki bölgeli federal bir çözümü gerçekleştirmek için çalışacaklardı.

1986’ta bu çözüme çok yaklaşıldı.

Dönemin BM Genel Sekreteri Perez De Cuellar’ın adı ile anılan belge adaya federal bir çözümü getirebilecekti.

Ama dönemin Rum Lideri Spiros Kipriayanu New York’taki görüşmeler sırasında belgeye imza koymadan Atina’ya gidip istişarelerde bulunmak istedi.

Gidişi o gidiş oldu. Cuellar belgesi BM’nin arşivine konuldu.

1986 sonrasında görüşmeler yaşanan krizlere rağmen aralıklarla hep devam etti.

Seksenlerin sonunda doksanlı yılların başında güven yaratıcı ya da artırıcı diye isimlendirilen önemler masaya geldi.

Dönemin BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Gustav Feissal taraflar arasında mekik doku.

Türkiye’nin o dönemde Dışişleri Bakanı olan Erdal İnönü adaya geldi.

Ama bir sonuç çıkmadı.

2000’li yılların başında bu kez dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın adı ile anılacak olan plan Kıbrıs sorununa çözüm umudu oldu.

Plan uluslararası çevrelerin katkıları ile hazırlandı. Eş zamanlı bir şekilde referanduma sunuldu. Ama Rumlar bu planı ezici bir çoğunlukla reddetti.

En son deneme İsviçre’de oldu. Önce Mont Pelerin, ardından Cenevre ve son olarak da Crans Montana’da federal bir çözüme gidilebilmesi için kapsamlı müzakereler yapıldı.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra Kıbrıs Konferansı ilk kez ilgili tüm tarafların katılımı ile toplandı.

Ancak Rum tarafının olumsuz tavırları ortaya bir sonuç çıkmasına engel oldu.

BM Genel Sekreteri’nin krizleri aşıp çözüm yolunu aralama adına taraflara aktardığı ve kendi ismi ile anılan Guterres çerçevesi Rum engeline takıldı.

Kıbrıslı çözüm arayışı da böylece sonuçsuz kaldı.

İsviçre’den bir çözüm çıkmadı.

Ve federal çözüm arayışları bir başka bahara kaldı.

1968’de dünyaya gözlerini açan Kıbrıslılar yarım asrı geride bıraktıkları bu günlerde Kıbrıs sorunu ile yaşamaya devam ediyorlar.

Bu gidişle etmeye de devam edecekler.

Ta ki mevcut anlayışlar değişene kadar.

Statükoya takılarak, romantik hayallerin peşinden koşmaktan vazgeçene kadar.

Aslında durum çok açık.

Kıbrıs Türk tarafı federal bir çözüm için bugüne kadar her şeyi fazlası ile yaptı.

Ancak Rum tarafının niyeti Kıbrıs’ı Türk tarafı ile paylaşmak, yetkileri bölüşmek olmadığı için federal çözüm hedefine ulaşılamadı.

Bundan sonra da bir şeyler değişmeden çözüme ulaşılması mümkün olmayacak.

Artık bu tespiti yapmak ve yaratıcı bir şekilde çözüm için başka çıkış yolları aramak zorundayız.

Yoksa kendi kendini tekrar eden başarısız federal çözüm denemeleri ile bir elli yılı daha geride bırakırız.

Tabii ki bu arada başka kriz ve gerilimler nedeni ile durum değişmezse!

Ki görünen, Kıbrıs’ta işlerin böyle devam etmeyeceğidir…

Haber Kıbrıs

Scroll to top