Kıbrıs konusunda ezber bozma zamanı Reviewed by Momizat on . Kıbrıs konusunda önemli bir dönüm noktasına gelindi. Doğu Akdeniz’deki hidro-karbon yatakları meselesinde yaşanan gerginlikler bir yandan devam ederken, diğer y Kıbrıs konusunda önemli bir dönüm noktasına gelindi. Doğu Akdeniz’deki hidro-karbon yatakları meselesinde yaşanan gerginlikler bir yandan devam ederken, diğer y Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Özel Haberler » Kıbrıs konusunda ezber bozma zamanı

Kıbrıs konusunda ezber bozma zamanı

Kıbrıs konusunda önemli bir dönüm noktasına gelindi.
Doğu Akdeniz’deki hidro-karbon yatakları meselesinde yaşanan gerginlikler bir yandan devam ederken, diğer yandan yarım asrı geride bırakan Kıbrıs sorununa artık bir çözüm bulunması ihtiyacı her zamankinden fazla öne çıktı.
Kıbrıs sorununun artık bu şekliyle devam edemeyeceği konusunda genel bir kanı oluştu.
Kıbrıs sorununda bugüne kadar çözüm arayışları federal çözüme ulaşma hedefiyle yapıldı.
Geride kalan kırk yılda bir türlü federal çözüme ulaşılamadı.
Toplum liderleri tarafından 1977-1979 yıllarında imzalanan üst düzey anlaşmalarda öngörülen iki bölgeli, iki toplumlu, tarafların siyasi eşitliği temelinde oluşacak federal çözüme zaman zaman çok yaklaşılmış olmasına rağmen ulaşılamadı.
1986’da New York’ta De Cuellar belgesi sürecinde, 2004’te Annan Planı döneminde ve 2016’da Crans Montana’daki Kıbrıs Konferansı’nda müzakereler hep Rum tarafının uzlaşmaz tutumu nedeniyle başarısızlıkla sonuçlandı.
Bu arada Kıbrıs Rum tarafı 1963 yılında gasp ettiği Kıbrıs Cumhuriyeti ünvanı ile yoluna devam etmeyi sürdürürken, Kıbrıs Türk tarafı da çözümsüzlük koşullarının getirdiği bedelleri ödemeye devam etti.
Kıbrıs Türkü 1963 yılında Kıbrıs’ta yaratılan statükonun hep mağduru oldu.
Görünen o ki ‘Kıbrıs’ta tek yol federal çözüm’ diye ısrar, statükonun korunması ve Kıbrıs Türk tarafının mağduriyetinin devam etmesi sonucundan başka bir şey doğurmuyor.
Gelinen aşamada karar verilmesi gereken en önemli mesele statükonun devamına destek olmak ya da olmamak meselesidir.
‘Statüko varsın bir elli yıl daha devam etsin. Bizim Kıbrıs Türkü olarak bundan bir şikayetimiz yok’ diyorsanız, sorun yok. ‘İlla ki federal çözüm’ diye yola devam edebilirsiniz.
Ama ‘bu statüko Kıbrıs Türkünü bitirecek, bir şey yapmalı, Kıbrıs Türk tarafını bedel ödeyen taraf olmaktan kurtarmalı’ diyorsanız, o zaman federal çözümü de dışlamadan çözümü zorlayacak adımlar atma konusunda tereddüt etmemelisiniz.
Burada önemli olan statükonun yıkılması, Kıbrıs sorunun çözümüdür…
Bunun için de ortaya ilgili tüm tarafların üzerinde mutabık kalabileceği bir çözüm modelinin çıkmasıdır.
İlla ki federal çözüm diyerek, ortaya farklı bir çözüm modeli çıkmasının önünü kapamak statükoya hizmetten başka bir şey değildir.
Kıbrıs Türkünün ihtiyacı, Kıbrıs sorununa bulunacak bir çözümle birlikte uluslararası toplumun içinde yer alması ve onun bir parçası haline gelmesidir.
Bunun için alternatif arayışlar içerisine girilebilmeli, federal çözüm alternatifi de, ilgili tüm taraflar da dışlanmadan, sorunu çözmek için yeni yollar aranabilmelidir.
Bu da kimseyi korkutmamalıdır.
Dünya 1970’lerin dünyası değildir. 1980 ve 90’ların dünyası da değildir.
Değişen dünya koşulları içerisinde oluşan yeni denge ve ilişkilerle birlikte dünyayı yeniden değerlendirmek gerekir.
Ne Amerika eski Amerika’dır, ne Rusya ya da AB iki binli yılların başındaki gibidir.
Bu durum Türkiye ve onun uluslararası ilişkileri açısından da geçerlidir.
Yani eski ezberlerle bir yere varmaya çalışmak ve bunda ısrar etmek Kıbrıs Türk halkına zarar vermekten başka bir sonuç doğurmayacak.
Kıbrıs sorununa bu bilinçle bakmak ve önceliğe adadaki statükoyu sarsacak politikaları koymak artık şart oldu.
Meseleye bir de bu gözle bakmakta ve ezberleri bir yana koyarak yola devam etmekte fayda vardır.
Unutulmaması gerekir ki, uluslararası ilişkilerde ne sürekli dostluklar ne de düşmanlıklar vardır ve hiçbir şey aynı kalmaz.
Değişen ve gelişen koşullara göre tüm ülkeler kendi çıkarlarını koruyacak şekilde politikalarını yeniden belirlerler.
Bizim de bu gerçeği görerek hiçbir şeye takılıp kalmadan, Kıbrıs Türkünün mağduriyetini ortadan kaldıracak yeni politikalar geliştirmekten korkmamamız ve bu yönde adımlar atmamız lazım.
Daha fazla söze gerek yok…

Mete Tümerkan-Haber Kıbrıs

Scroll to top