English
Brüksel'de saat: 09:42:40 - 30.07.2010
 
Sayfayı yazdır      Habere yorum yaz
Google
ABHaber Bultenine Uye olun
 

 

 

   
   
   

   

   

 

 

 
 

 

 
Özdil Nami ABHaber’e açıkladı:AB Türkiye arasında bir tren kazası olacağını düşünmüyorum

ABHaber KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın BM ve AB ile Müzakerelerden sorumlu Özel Temsilcisi Lefkoşa Milletvekili Özdil Nami ile Brüksel’de özel bir mülakat yaptı.Nami AB Başkenti Brüksel’de AB kurumlarına yönelik yoğun temasları ardından adaya dönmeden Kıbrıs’taki müzakereler ve AB yetkililerinin Kıbrıs sorununa yaklaşımı hakkında önemli açıklamalarda bulundu.Özdil Nami Brüksel’de AB yetkilileri ile görüşmelerde hem Avrupa Komisyonu’nun 14 Ekim’de açıklayacağı Türkiye raporu ve hemde 10-11 Aralık’ta yapılacak AB liderler zirvesinde Kıbrıs sorunu (Rum gemilerine limanların açılması ) konusunda AB Türkiye arasında bir tren kazası yaşanacağı izlenemi almadığını söyledi.Özdil Nami,müzakereler devam ediyor. Müzakere sürecini zora sokmamak lazım.AB’de bunun bilincinde dedi.

İşte Nami’nin ABHaber’in sorularına verdiği cevaplar:

ABHaber: İlk önce Brüksel’deki temaslarınızdan başlayalım.Yoğun bir temas trafiği vardı. İzlenimleriniz nedir?

Özdil Nami: Gerçekten son derece yoğun bir program hazırlandı. Bu program çerçevesinde sekiz tane ülkenin büyükelçileri ile görüşme fırsatım oldu. Diğer taraftan Komisyonla çok detaylı toplantılarımız oldu.Sadece Genişlemeden sorumlu Komiserlikle değil değişik komiserliklerle de görüşmelerimiz oldu. Kıbrıs’ta çözüme yönelik bir müzakere süreci var. Her şey planlandığı gibi giderse önümüzdeki yıl içerisinde, adanın kuzeyinin de tam olarak Avrupa Birliği’ne üyeliği söz konusu. Buna yönelik temaslarımız oldu. Buna yönelik Avrupa Parlamentosu’nda da değişik siyasi gruplar ile temaslarımız oldu. Kendilerini Kıbrıs konusu ile ilgili müzakerelerin hangi noktada olduğunu bilgilendirme fırsatımız oldu. Son derece sıcak bir ilgi gördük. Yeni başlayan süreçle ilgili herkeste bir ümit ışığı doğmuş görünüyor. Bu son derece olumlu. Gerçek de böyle. Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin yaptığı bir açıklamada son bir buçuk yılda sayın cumhurbaşkanımız ile Rum muhatabı Hristofiyas arasında yapılan müzakerelerde elde edilen sonuçların otuz yıldır elde edilen sonuçlardan daha fazla olduğunun altını çizdi. Çözüm için önemli bir fırsat penceresi açıldı. Bunu burada yansıtmaya çalıştık.

AB Haber: Başbakan Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Kıbrıs sorunu ve müzakere süreci ile ilgili ilginç açıklamalarda bulundu. Bunu nasıl yorumlamamız lazım?

Özdil Nami: Sayın Başbakanın verdiği mesaj son derece netti. Türk tarafı bu müzakere sürecinin içinde bulunduğumuz yılın sonuna kadar somut bir netice vermesini bekliyor ve önümüzdeki yılın ilk baharında da bir referanduma gidilmesini bekliyor. Bunun yapılabilmesi için her türlü çabanın ortaya konması gerektiğini belirtti. Eğer taraflar tüm çabalarına rağmen uzlaşamıyorlarsa Birleşmiş Milletlerin hakemliğini de reddetmediğimizi net bir şekilde ortaya koydu.En yetkili ağızdan Türkiye’nin pozisyonunun bu şekilde BM Genel Kurulunda dünyaya ilan edilmesi bence son derece yerinde olmuştur. Yani Kıbrıs’ta çözüm isteyen tarafın Türk tarafı olduğu konusunda en ufak bir şüphe yer bırakmayacak netlikte bir açıklama olmuştur.

AB Haber : Rum Lider Hristofiyas da BM Genel Kuruluna hitap etti. Orada Kullandığı ‘Otonom’ ifadesi çok tartışma yarattı. Türk tarafı ile Rum tarafı arasında otonom bir taraftan bahsetti. Bunu nasıl değerlendirebiliriz?

Özdil Nami: Bizim müzakere sürecinde her iki lider arasında BM önünde sağlanan mutabakatlara bakmamız gerekir. Bağlayıcı olan budur. Bu mutabakatlara baktığımız zaman Kıbrıs’ta iki bölgeli,iki toplumlu, federal, statüsü birbirine eşit, iki kurucu devlet olacağını mutabakata bağladılar. Yine müzakerelerde hangi yetkilerin nasıl kullanılacağı da tespit edildi. Buna göre federal hükümetin kullanacağı yetkilerin listesi belirlendi. Bu listede ifade edilmeyen tüm unsurlar da kurucu devletlerin yetkilerine bırakıldı. Bu konular ihtiyaç duyulan netliğe kavuşturuldu. BM Genel Kurulunda yapılan bir görüşmeden kullanılan bir sıfatın bunları bozması mümkün değil. Ama tabii ki Sayın Hristofiyas’ın bazı ifadeleri son derece dikkatli kullanması gerekir. Özellikle müzakere sürecinin hassas konularına değinildiği zaman aynı hassasiyetin bu ifadelerde de kullanılması yerinde olur.

ABHaber: Müzakerelerde bugüne kadar elde ettiğiniz sonuçlar tatmin edici mi?

Özdil Nami: Olumlu neticeler elde edilmedi değil. Örneğin, üç paylaşımlı yönetim konusunda, Avrupa Birliği konularında, ekonomi konularında müzakere tarihinde ilk defa her iki taraf arasında müştereken yakınlaşma kağıtları yazıldı. Bunların içerisinde mutabakata varılan varılamayan hususlar var, ama geneline baktığınızda bu üç konuda mutabakata varılmıştır. Diğer taraftan mülkiyet, güvenlik garantileri, ve toprak konularında ise henüz bir ilerleme sağlanamamıştır.

ABHaber: Kıbrıs’taki müzakere sürecini hızlandırma olasılığı ne kadar?

Özdil Nami: Halihazırda liderler haftada bir yaptıkları toplantı sayısını en az haftada ikiye yükseltme kararını aldılar. Bunun anlamı en az iki, bazen üç toplantıyı gerçekleştirecekleridir. Muhtemelen bu ikinci turun sonuna doğru gelindiğinde, bu sayının daha da artması da mümkündür. Süreç önümüzdeki haftadan itibaren daha hızlanmış bir hal alacaktır. Bizim temennimiz aslında liderlerin her gün bir araya gelmesi şeklindedir. Muhataplarımız şimdilik bunu kabul etme durumunda olmadıklarını aktardılar.

ABHaber: Avrupa Birliği de bir şekilde adadaki gelişmeleri (müzakerelerş) yakından izliyor. AB’den somut beklentileriniz nedir?

Özdil Nami: Avrupa Birliği Kıbrıslı Türkler’e yönelik verdiği sözü tam olarak yerine getirmedi. Biliyorsunuz Rumlar 2004 referandumuna hayır dedikten iki gün sonra Avrupa Birliği Komisyonu Kıbrıslı Türklerin üzerindeki izolasyonu kaldırma kararı almıştı. Buna yönelik üç tane tüzük hazırladı. Bunun sadece iki tanesini kabul edebildi. Bir tanesini, doğrudan ticaret tüzüğü, ki bizim limanlarımızdan Avrupa Birliği ülkelerine doğrudan ticaret imkanı verecekti, o tüzüğü hayata geçiremediler, dolayısıyla o noktada Kıbrıs Türk halkı arasında bir hayal kırıklığı yaşandı. Bizim öncelikli talebimiz Kıbrıs Türk Halkına verilen sözlerin yerine getirilmesi, o talebimiz halen daha devam etmektedir. Önümüzdeki altı aylık sürece baktığımızda bizim AB’den olumlu mesajlar vermesi, her iki lideri de olumlu yönde teşvik etmesine dair beklentilerimiz var. İkincisi de Türkiye ile ilgili hazırlanacak olan ilerleme raporunda Kıbrıs’ta devam etmekte olan müzakere sürecine zarar verecek herhangi bir ifadeye yer vermemeleri bizim için önemli bir unsur.

ABHaber: Ekim ayının ortasında (14 Ekim) Avrupa Birliği Türkiye ilerleme raporunu yayınlayacak. Kıbrıs’taki son durumu değerlendiren ifadeler yer alacak, daha sonra Aralık ayı ortasında İsveç’in dönem başkanlığının sona ereceği Avrupa Birliği Liderler Zirvesinde Kıbrıs konusunda değerlendirme yapılacak. Hem komisyon raporu hem de liderler Zirvesinde Kıbrıs’la ilgili alınacak kararlar müzakere sürecini nasıl etkiler? Brüksel’deki temaslarınızdan edindiğiniz izlenimleriniz neler?

Özdil Nami: Burada tarihi bir fırsatın yakalandığı ve bize çözüme ulaşma imkanını sunan bir sürecin devam ettiği ve AB’nin hiçbir şekilde buna zarar verecek bir davranış içine girmemesi gerektiği izlenimlerimiz oluştu. Herkeste belirli bir hassasiyet oluşmuş, bu memnuniyet vericidir. Eğer Türkiye’nin üzerine tek taraflı bir limanlarını aç baskısı kurulursa, bu tabii ki Rum tarafının uzlaşmazlığını arttıran bir politika olur. Bizim müzakere masasında somut olumlu bir netice almamızı engeller bir davranış olur. Diğer taraftan Rumlara Avrupa Birliği üyeliğini Türklerin aleyhlerine kullanamayacakları mesajı verilirse, Rumların beklentilerini boş çıkartan bir yaklaşım olursa, bu aslında son derece faydalı olur, çünkü müzakere sürecini şu an yavaşlatan unsurlardan biri Rum tarafında Avrupa Birliği üyeliklerini bizim aleyhimize kullanabilecekleri beklentisidir. Bu beklentiler ne kadar erken kırılırsa müzakere süreci de o kadar erken hızlanır.

ABHaber: 2004 referandumundan bu güne neler değişti?

Özdil Nami: 2004 referandumuna evet dememiş olmamız bizim imajımızla ilgili son derece olumlu bir değişime yol açtı. O güne kadar adada çözümü engelleyen tarafın Türk tarafı olduğuna dair yaygın bir kanaat vardı, buraya gelmeye başladığımızda bu kanaatin değişmeye başladığını gördük. O zamanlar buraya geldiğimizde, temas etmekte muhatap bulmakta büyük zorluklar yaşıyorduk. Burada milletvekilleri ile komite başkanları ile görüşmemiz çok zordu. Bugün geldiğimiz nokta, sadece buraya geleceğimiz haberi duyulduğu andan itibaren bir çok ülkeden bize görüşme talebi geldiği noktaya geldik. Başladığımız noktaya göre büyük bir yol kattettik. Hedefimiz bunların çok daha ötesinde. Biz burada siyasi haklarımızla, söz hakkımızla, oy hakkımızla donanmış bir şekilde hak ettiğimiz yeri almak istiyoruz.

ABHaber: Temaslarınızda Avrupa Parlamentosu Kıbrıslı Türkler ile Yüksek seviyede temas grubunun geleceği ile ilgili nasıl bir izlenim aldınız?

Özdil Nami: Eğer oluşma şekli ve görev tanımı aynı şekilde kalacaksa bu grubun devam etmemesi daha uygun olur. Çünkü bu grup mevcut şekliyle bekleneni veremedi. Grubun esas kuruluş felsefesi Avrupa Parlamentosu ile Kıbrıslı Türkler arasında bir köprü vazifesi olmasıydı. Kıbrıs Türk Halkının AP’den beklentilerinin burada tercümanı olmalarıydı. Bunlarla ilgili somut girişimler yapmasıydı. Bunların hemen hemen hiçbiri gerçekleşmedi. Sadece bazı ziyaretler yapıldı. Onun haricinde, halkımızın beklentilerinin en ufak bir kısmına bile cevap veremeyen bir oluşum oldu. Sebebi de bellidir. Kıbrıslı Türkler ve Avrupa Birliği arasında iletişim kurulmasına dünya görüşü olarak karşı isimler bile bu grubun içerisinde yer alabildi. Böyle bir formatta tabii ki bu gurubun bekleneni vermesi mümkün değildi. Biz zaten Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulma yoluna girdik. Bu tip gruplara ihtiyaç da kaldığı görüşünde değilim ben.

AB Haber: Son olarak, referandumun nisan ayında ya da nisan ayından önce sunulması gibi bir hedef var? Bu hedef ne kadar gerçekçi?

Özdil Nami: Bu tabii Rum tarafının bu sürece ne kadar destek vereceği ile birebir orantılıdır. Onun için , Rum tarafından AB kartını aleyhimize kullanabileceklerine dair beklentiler ne kadar çabuk kırılırsa, süreç o kadar hızlanacak. Bu hedefler de o kadar gerçekçi olacak. Teknik açıdan mümkündür , zaten Kıbrıs sorunun tüm boyutları bu güne kadar müzakere edilmiştir, irdelenmeyen kısmı da kalmamıştır. Sayın Cumhurbaşkanımızın talep ettiği gibi süreç de daha da yoğunlaşırsa bu teknik olarak mümkündür. Aralık ayı içerisinde bu müzakereler tamamlanabilir.Mart ayı içerisinde de bir referanduma gidilebilir. Bu bizim hedefimiz. Bunun gerçekleşebilmesi için Rum tarafının da bizimle aynı iradeye sahip olması gerekir. Aksi takdirde bu hedefe ulaşmamız mümkün olmaz.



YASAL UYARI KAYNAK GÖSTERİLMEDEN YAYIMLANAMAZ


ABHaber, 02-10-2009 01.00 (TSİ)
 
YORUMLAR
 
Bu haber için hiç yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun!

BU HABERE YORUM YAZIN
   
Dikkat: Yapacağınız yorumlar yönetici onayının ardından onaylanacaktır, hakaret edici ve küçük düşürücü yorumlar yayınlanmayacaktır, kullanıcıların yapacakların yorumlardan abhaber.com sitesi sorumlu değildir.
   
Isim:
E-posta:
Güvenlik Sorusu: 13+8=?

Yorum:
abhaber.com | abhaber.eu | abhaber.org | abhaber.net | abhaber.be | abhaber.info