femdom-mania.net femdom-scat.net hot-facesitting.com
Gümrük Birliği’nin acı maliyeti!.. Reviewed by Momizat on . Ünsal Bal Ekonomi Bakanımız Nihat Zeybekçi'nin AB ile ABD arasında imzalanacak olan ticaret anlaşmasına ilişkin açıklamaları, Gümrük Birliği konusunu gündemimiz Ünsal Bal Ekonomi Bakanımız Nihat Zeybekçi'nin AB ile ABD arasında imzalanacak olan ticaret anlaşmasına ilişkin açıklamaları, Gümrük Birliği konusunu gündemimiz Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Görüş / Makaleler » Gümrük Birliği’nin acı maliyeti!..

Gümrük Birliği’nin acı maliyeti!..

Ünsal Bal

Ekonomi Bakanımız Nihat Zeybekçi’nin AB ile ABD arasında imzalanacak olan ticaret anlaşmasına ilişkin açıklamaları, Gümrük Birliği konusunu gündemimize taşıdı.

*

Sayın Bakan, 1996 yılında yürürlüğe giren Gümrük Birliği’nin geleceğine ilişkin endişelerinde yerden göğe haklıdır.

 

Avrupa Birliği’ne tam üye olunmadan imzalanmış olmasından dolayı dünyada tek olma özelliğini taşıyan Gümrük Birliği Anlaşması, AB ile diğer ülkeler arasında yapılan ticari ortaklık anlaşmalarının sayısı arttıkça Türkiye açısından daha da külfetli olmaktadır.

 

Hâlihazırda ülkemize ciddi bir maliyeti olan Gümrük Birliği Anlaşması’na, bir de Türkiye’nin AB ile ABD arasında yapılması planlanan Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTYO) Anlaşması’nın dışında bırakılma ihtimali eklenince, anlaşmanın devamı konusunda ciddi soru işaretleri belirmektedir.

 

GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN ZARARLARI

 

Anlaşma’nın Türkiye için yarardan ziyade zararlı sonuçlarının olacağını ve olduğunu uzun yıllardır dile getiriyoruz.

 

İlk zamanlarda bu yöndeki değerlendirmelerimize karşı çıkanların büyük bölümü yanımıza gelmiş durumda.

*

Mesele açık;

 

Ülkemiz, Gümrük Birliği’ne katılım sonrasında AB ile Ortak Gümrük Tarifesi kapsamında anlaşma yapan ülkelere çeşitli imtiyazlar vermek durumunda kalırken, karşılığında ise kayda değer bir ayrıcalık elde edememiştir.

 

Üstelik, ithal malların ucuzlamasından kaynaklanan dış ticaret açığının büyümesi, yerli sanayinin istenilen düzeyde gelişememesi gibi sorunlar ile de karşı karşıya kalmıştır.

 

AB ve diğer ülkeler arasında yapılan anlaşmalardan dolayı Türkiye’ye verilecek olan gümrük vergisinden muaf olan ülke işletmeleri, Türkiye ile olan ticari faaliyetlerine ihracat yolu ile devam etmeyi tercih etmiştir.

 

Bu durum, ülkemize olan doğrudan yabancı yatırım seviyelerini olumsuz yönde etkilediği gibi dış ticaret açığı üzerinde de artırıcı etki meydana getirmiş, dahası ekonomimizin potansiyelinden daha düşük düzeylerde büyümesine yol açmıştır.

 

Gümrük Birliği Anlaşması’ndan kaynaklanan bu gibi etkilere, geride bıraktığımız 2-3 yıllık süreçte yaygınlaşan serbest ticaret anlaşmalarının sebep olduğu olumsuzluklar da eklenmiştir.

 

Öyle ki, AB ile serbest ticaret anlaşması yapan Meksika, Güney Afrika, Cezayir gibi ülkeler, Türkiye ile anlaşma yapmaya yanaşmamaktadır. Dönemin hükümeti tarafından imzalanan Gümrük Birliği Anlaşması kapsamında, AB’nin anlaşma yaptığı ülkelere imtiyaz vermeyi kabul etmiş olan Türkiye’nin eli, konu bu ülkelerden imtiyaz almak olunca boş kalmaktadır.

 

AB ile yaptığı anlaşma kapsamında AB ve Türkiye pazarlarına ortalama %4,2 gümrük vergisi ile mal sokabilen bahsi geçen ülkeler, yine anlaşma kapsamında AB menşeli mallardan çok düşük seviyelerde gümrük vergisi alırken, Türk mallarına ise %50-60’a varan gümrük vergileri koymaktadır.

 

Bu durum da, hem Türk ihracatçısının hem de Türkiye’nin ciddi kayıplara uğramasına neden olmaktadır.

 

Bahsi geçen bu üç ülke ile AB arasında yapılan anlaşmalar kapsamında Gümrük Birliği’nin ekonomimize getirdiği ek yükün 2,5 milyar dolar daha arttığı görülmektedir.

 

Buradaki asıl sorun, Türkiye’nin ABD ile AB arasında yapılması planlanan Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTYO) Anlaşması’nın dışında bırakılması durumunda ortaya çıkacaktır.

 

Öyle ki, yıllık 20 milyar dolara yaklaşan bir ticaret hacmine sahip olduğumuz ABD’nin Türkiye’yi AB ile yapacağı Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTYO) Anlaşması’nın dışında bırakması durumunda, GSYİH seviyemizin %2,5 düzeyinde gerileyeceği ve süreç içerisinde katlanmak zorunda kalacağımız maliyetin 20-25 milyar dolar seviyelerinde olacağı düşünülmektedir.

 

Geçmişteki hükümetlerce alınan hatalı kararlar ve izlenen yanlış politikalar peşimizi bırakmamakta ve ekonomimize ek yük olarak geri dönmektedir.

 

Zamanında AB’ye tam üyelik vaadi ile imzalanan Gümrük Birliği Anlaşması’nın ülkemize olan ekonomik maliyetinin bugün itibariyle 400 milyar dolara ulaştığı görülmektedir.

 

AB’nin Gümrük Birliği üyesi niteliğindeki Türkiye’nin, anlaşma yapılan ülkelerin sanayi ürünlerine ortalama %4,2 gümrük vergisi koyması ve bu ülkelerin Türk ürünlerine %40 ile %60 oranlarında değişen gümrük vergileri uygulaması kabul edilemez bir durumdur.

 

Buna bir de, AB ile ABD arasında yapılacak olan Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTYO) anlaşmasının eklenmesi, yıllardır haksız rekabet ile karşı karşıya kalmamıza sebep olan Gümrük Birliği Anlaşması’nın geleceğine ilişkin kaygıları arttırmaktadır.

 

Sonuç olarak;

 

Geçmişin bu ‘günahını’ temizlemek de mevcut yönetime düşmektedir.

 

Gümrük Birliği Anlaşması adı altında yapılan yanlışın bir an önce düzeltilmesi ülkemizin ve milletimizin refahı açısından büyük önem taşımaktadır.

Scroll to top