Emekli Büyükelçi Onur Öymen:İktidara talip olan partiler Türkiye’nin başlıca iç ve dış meselelerine nasıl bir yön vereceklerini, hangi köklü çözümler getireceklerini bütün boyutlarıyla halka anlatmaları gerekiyor Reviewed by Momizat on . Avrupa'da da bölgemizde de değişim rüzgarları esiyor. İngiltere'nin Brexit denilen AB'den ayrılma kararından sonra başka Avrupa ülkelerinde de önemli değişiklik Avrupa'da da bölgemizde de değişim rüzgarları esiyor. İngiltere'nin Brexit denilen AB'den ayrılma kararından sonra başka Avrupa ülkelerinde de önemli değişiklik Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Özel Haberler » Emekli Büyükelçi Onur Öymen:İktidara talip olan partiler Türkiye’nin başlıca iç ve dış meselelerine nasıl bir yön vereceklerini, hangi köklü çözümler getireceklerini bütün boyutlarıyla halka anlatmaları gerekiyor

Emekli Büyükelçi Onur Öymen:İktidara talip olan partiler Türkiye’nin başlıca iç ve dış meselelerine nasıl bir yön vereceklerini, hangi köklü çözümler getireceklerini bütün boyutlarıyla halka anlatmaları gerekiyor

Avrupa’da da bölgemizde de değişim rüzgarları esiyor. İngiltere’nin Brexit denilen AB’den ayrılma kararından sonra başka Avrupa ülkelerinde de önemli değişiklikler yaşandı. Almanya’da büyük geleneksel partilerin oy kaybına uğramaları, aşırı sağcı Alternatif Parti’nin üçüncü siyasi parti olması alarm zillerini çaldırdı. Fransa’da geleneksel partileri yenilgiye uğratarak yeni bir siyasi akımın temsilcisi olan Macron’un Cumhurbaşkanlığına seçilmesi adeta bir domino etkisi yaptı.

4 Martta İtalya’da yapılan parlamento seçimlerinde de geleneksel partiler varlık gösteremediler. Seçimlerin galibi 5 Yıldız hareketi ile Lig partisi oldu. Her iki parti de Avrupa Birliğine soğuk bakan partiler. Ancak bu partilerin bir koalisyon hükümeti kurması kolay olmadı. İtalya’nın Avro bölgesinden çıkmasını savunan Savona’nın ekonomi bakanlığına atanmak istenmesi Cumhurbaşkanı Mattarella tarafından veto edildi. Lig partisinin lideri Salvini Cumhurbaşkanının AB’nin etkisi altında kalarak bu kararı aldığını ileri sürdü ve ” İtalya Almanların, Fransızların ve finans dünyasının kölesi değildir” dedi. 5 Yıldız hareketinin lideri Luigi Di Maio da şunları söyledi: “Bu ülkede seçim yapmak anlamsız. Nihayetinde hükümete rating kurumlarıyla, finans ve bankacılık lobileri karar veriyor.” Bu sert tartışmalardan sonra Guiseppe Conti’nin başkanlığında bu iki partiden oluşan bir koalisyon hükümeti kuruldu. Bu koşullar altında kurulan hükümet İtalya’nın GSMH’sının %132’si düzeyine ulaşan 2.3 trilyon Avroluk kamu borcuna çare bulmak, iç ve AB çevrelerin baskılarıyla mücadele etmek zorunda.

İspanya’da da değişim rüzgarları yaşanıyor. Yedi yıldan beri iktidarda olan merkez sağdaki Halkçı Parti’nin lideri Mariano Pujoy yolsuzluk iddialarından kaynaklanan güven oyunu kaybederek iktidarı bırakmak zorunda kaldı. Onun yerine Başbakanlığa getirilen Sosyalist Parti lideri Pedro Sanchez’in partisinin 350 üyeli Mecliste sadece 84 milletvekili var. Sanchez’in iktidarını sürdürmek için bağımsızlık yanlısı Katalan milletvekillerinin ve geleneksel partilere baş kaldıran Podemos partisinin desteğini sağlaması gerekiyor.

Komşumuz Irak’taki seçimler de beklenmedik sonuçlar verdi. Birinciliği evvelce ABD’ye karşı sert mücadele veren Şii lider Mukteda el Sadr’ın partisi kazandı. Sadr hem Amerika’ya hem de İran’a karşı mesafeli davranan bağımsızlık yanlısı bir politika izliyor. İkinciliği İran yanlısı Şii liderlerden Hadi el Amiri aldı. Favori gösterilen Başbakan İbadi’nin partisi 3. sırada geldi. Bazı İran’lı yetkililer Sadr’ın partisinin iktidar olmasına açıkça karşı çıkıyorlar. Irak’ta nasıl bir hükümet kurulacak? O hükümetin bölge sorunlarına, terörle mücadeleye ve Türkiye’yle ilişkilere nasıl bir yaklaşım göstereceği merakla bekleniyor.

Avrupa’daki ve bölgemizdeki bu çalkantılar 24 Haziran seçimlerine, iç faktörlerin yanı sıra önemli bir dış boyut kazandırıyor

Bütün bunların ışığında ülkemizde de iktidara talip olan partilerin güncel sorunların ve beklentilerin ötesinde Türkiye’nin başlıca iç ve dış meselelerine nasıl bir yön vereceklerini, hangi köklü çözümler getireceklerini bütün boyutlarıyla değerlendirip halka ve dünyaya en etkili biçimde anlatmaları gerekiyor.

Örneğin yargıdaki yanlışlıkları düzelteceğini söylemek önemlidir. Bunun yanında hukuk, demokrasi, insan hakları, özgürlükler alanında dünyanın en ileri ülkeleri arasında yer almak için neler yapılacağını, hangi ülkelerin örnek alınacağını söylemek de yararlı olacaktır. Cumhuriyetimizin kurucuları dünyanın en ileri ülkelerinin yasalarını benimseyerek bunu yapmışlardı.

Ekonomide yoksul kesimlerin sıkıntılarını hafifletecek adımlar atmak önemlidir. Bunun yanında gelir dağılımı bozukluğuna köklü çözümler önermek de etkili olur.

Dış politikada barışa ve dostluğa önem vereceğini söylemek önemlidir. Buna ilaveten Türkiye’nin dostluk politikasına karşı hasmane yaklaşımlar benimseyip örneğin Ege’de ve Kıbrıs’ın sularında emri vakiler yaratarak hedeflerine ulaşmaya çalışanlara karşı ne yapılacağını, dış baskılara nasıl karşı konulacağını söylemek önemli mesajlar verilmesini sağlar.

Dünyada ve bölgemizde esen rüzgarları dikkate alan, gerçekçi, sağ duyulu, ülkemizin özellikle güvenlik, ekonomi ve dış politika çıkarlarını dikkatle değerlendiren yaklaşımlar ve söylemler, yakın tarihimizin belki de en kritik seçimlerinde başarının anahtarı olacaktır.

 

Saygılar, sevgiler.

 

Onur Öymen

Scroll to top