Eide’nin intikamı! (Halkı isyana davet etti!) Reviewed by Momizat on . Eşref Çetinel Geçen hafta kendilerinden öncekiler gibi ne İsa’ya ne Muhammet’e yaranamayan, bu nedenle iki arada bir derede kalan Eide’yi uğurladık. Adam son gü Eşref Çetinel Geçen hafta kendilerinden öncekiler gibi ne İsa’ya ne Muhammet’e yaranamayan, bu nedenle iki arada bir derede kalan Eide’yi uğurladık. Adam son gü Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Görüş / Makaleler » Eide’nin intikamı! (Halkı isyana davet etti!)

Eide’nin intikamı! (Halkı isyana davet etti!)

Eşref Çetinel

Geçen hafta kendilerinden öncekiler gibi ne İsa’ya ne Muhammet’e yaranamayan, bu nedenle iki arada bir derede kalan Eide’yi uğurladık. Adam son güne   kadar uğraştı ama “müzakerecileri” ikna edemedi!

O da Kıbrıslılara seslenme bahanesiyle liderlerden intikamını şu çağrısı ile aldı: “Çözümü çok fazla liderlerin eline bırakmayın. Değişiklik için ayağa kalkın. Sivil toplum örgütleri müzakerelere daha çok dahil edilmeli. En iyi çözüm birleşik federal Kıbrıs çözümüdür…”

Önce bu laflarından dolayı adama kızdım. Çünkü haddini aşmış, halkı liderlerine karşı isyana çağıran bir üslupla inisiyatifi STÖ’nin ele almasını istemişti. Oysa Eide’nin faka basmasında en büyük etken o STÖ’di ve bir kez daha faka basıyordu! Nasıl mı?

EURO’NUN GÜCÜ: Müzakereler başlarken sadece masa kurulmadı. Bir de “hemen barışçı çözüm” hatta “nasıl olursa olsun çözüm” diyenlerin tezgâhı da kuruldu! Sadece bu son bir yılda çözüm uğruna STÖ ile iki toplumlu etkinliklere kaç milyon yuro harcandığını bilmiyoruz ama bu paraların AB’den çıkıp kesinlikle birilerinin cebine girdiğini biliyoruz.. Zaten barışçı çözüme katkıda bulunacak propaganda ve etkinliklere 30 milyon yuro ayrıldığı da resmi açıklamayla duyurulmuştu. Denecek ki Eide ile bunun ne ilgisi olabilir? Var tabi: Başından beri Eide’nin Kıbrıs’lı Rumlarla Türkleri tanıyamadığını hatta “haklı ile haksızı, mazlumla mağduru, muzafferle mağlubu” birbirinden ayıramadığını, iki halkın karakteristik ve tarihi yapılarını çok da iyi bilmediğini yazanlardanım.

Kıbrıs sorunu laf ola beri gele, öyle “halkların kardeşliği” üzerine kurulacak sistemlerle çözümlenemeyecek kadar, derinlerinde “düşmanlıkla acıları, güvensizlikle korkuları taşıyan bir sorundur.” Kısaca sorun “ideolojik” değil, iki ayrı halkın kendi egemenlik ve varoluş davasıdır..

İŞTE NEDENİ: Oysa “çözüme katkıda bulunacağım” diyerek bir o tarafta bir bu tarafta dolanıp duranlara bir “konfederal sistem” bile   çok gelirken, “birleşik Kıbrıs” çok makul göründü!

Oysa “birleşik” kelimesinden yola çıkılması hataydı. Bilinmeliydi ki “garantiler de gelecekti gündeme, Kuzey’in pazarlığı da.”   Hepsi de oldu!

Ha Eide meselesi mi? Adamı fena sardılar! Ve bizim “çözüm ideologları” gibi o da sandı ki tüm sorunlar bitti kala kala tek garanti sorunu kaldı!

HAYIR! Sorun iki halkın tarihi hesaplaşma sorunudur ve henüz bitmedi! Rum tarafı yarım asırlık zulmünün diyetini vermeden, ada egemenliğinden vaz geçmeden kalıcı çözüm olmaz!

TUHAF EKONİMİNİN TUHAF SONUÇLARI!

Geçtiğimiz hafta bir ankete daha tosladığımızda ne kadar çarpık toplum olduğumuzu yeniden anladık! Üstelik kendimize özgü tuhaflıkta!

AB Komisyonu KKTC’yi de içine alan bir anket yayımladı. Ve çok olağan bir sonuçla “Kuzeyin en ciddi sorunları “pahalılıkla ”işsizlik” çıktı.

Her ikisine de şaşmadık çünkü üretmiyoruz dolayısıyla ihraç edemiyoruz! İthalata dayalı bir ülke de tabi pahalı olur..

İşsizlikse kendinden menkul: Üretecek insan kalmamış çünkü köyler kentlere taşınmış, artık her yetişen gencin üniversiteli olmaması için bir neden yok çünkü memlekette her gün bir yenisi açılıyor, artık kaç üniversite olduğunu da bilemiyoruz, seç beğen, istediğinin kapısından gir, dört yıl sonra ayni kapıdan mezun çık!

Sonra? “Bekle iş bulasın! Ki artık avukatından eczacısına, mühendisinden kompütercisine kadar hepsi de devlette münhal beklemekte! Böyle devam ederse gün gelecek dışarıya beyin ihraç edip karşılığında tarım, inşaat ve ötesi bilumum sektörlerimizle hizmetlerimiz için işçi personel ithal edeceğiz, zaten başladık bile!

AB’nin anketine dönelim: Her ne kadar anket Kuzeyde ve Güney’de ayrı ayrı ve yüz yüze 500 gibi düşük oranlı katılımcılarla yapılmışsa da “genelde görünüm” doğru.

Fakat “doğru olamaz” dediğimiz bir sonuç var. Kuzey’de ekonominin kötü olduğunu söyleyenler %60 (Bu oran AB’de %54) Buna karşın hane içi mali durumunun iyi olduğunu söyleyenlerin oranı %73, işsizlikten yakınanlar ise %69

Tuhaflık şurada: Ekonomisinin kötü, en ciddi sorunu enflasyon olan KKTC’de hane içi yüzde 75 iyilik sağlık nasıl ola? Ki bu oranda AB bile bizim altımızda kalmış!

Hem pahalılık,hem işsizlik hem enflasyon ama hane içi durumlar yüzde 73 ile AB’nin bile üzerinde!

Doğru mu?     Hayır! Asgari ücretin bile on yılda sadece 10 dolar arttığı, maaş ve ücretler arasında uçurumun olduğu gerçeklerde “aileler nasıl refah ve saadetten uçarlar, anlamak mümkün değil! Fakat bunu anlıyoruz:

KKTC hâlâ bir devletçi memur cennetidir. Düşünün ki en tepedeki barem sahibinin maaşı 14 bin 553 TL. iken asgari ücret brüt 2575 TL.dir!

Kaldı ki bizdeki bir istatistikten öğreniyoruz Nisan 2015 ile Temmuz 2017 arasındaki dönemde mutfak masrafları 3 bin 27 TL.den 3 bin 669 TL’e fırladı! Temel besin maddelerinde de önemli artışlar var..

Kısaca şunu söylemeye çalışıyoruz: Gitgide sosyoekonomik tabanla tavan arası açılıyor! Bir mutlu azınlığa karşın fakirleşen kesimler çoğalıyor. Zaten mahkemelerdeki alacak verecek, kredi davaları bunun somut ispatı! Çare mi? Kimsenin kimseyi dinlemediği ülkede çare mi bulunur!

Havadis Kıbrıs

Scroll to top