femdom-mania.net femdom-scat.net hot-facesitting.com
Doç. Dr. Barış Doster:’NATO işlevsizleşiyorsa bile sadece Türkiye için değil herkes için işlevsizleşiyor’ Reviewed by Momizat on . 'NATO işlevsizleşiyorsa bile sadece Türkiye için değil herkes için işlevsizleşiyor' Prof. Tarık Oğuzlu, NATO'nun 70'inci yılında ittifakta belirginleşen farklıl 'NATO işlevsizleşiyorsa bile sadece Türkiye için değil herkes için işlevsizleşiyor' Prof. Tarık Oğuzlu, NATO'nun 70'inci yılında ittifakta belirginleşen farklıl Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Özel Haberler » Doç. Dr. Barış Doster:’NATO işlevsizleşiyorsa bile sadece Türkiye için değil herkes için işlevsizleşiyor’

Doç. Dr. Barış Doster:’NATO işlevsizleşiyorsa bile sadece Türkiye için değil herkes için işlevsizleşiyor’

‘NATO işlevsizleşiyorsa bile sadece Türkiye için değil
herkes için işlevsizleşiyor’

Prof. Tarık Oğuzlu, NATO’nun 70’inci yılında ittifakta
belirginleşen farklılıklardan hareketle, AB’nin Rusya ile iyi ilişkiler içinde
olup başının çaresine bakmak zorunda kalacağı bir sürece atıf yaptı. Oğuzlu,
Ankara’nın S-400 krizinin NATO içinde çözümünü vurgulayarak doğru yaptığını ve
ittifak içi çözümün herkesi rahatlatacağı görüşünde.

NATO, 70’inci yıldönümüne ittifakın varlık sebeplerine dair
derin tartışmalarla girerken, Türkiye’nin dış politikada çizdiği görüntü de
ittifak içerisinde tartışmalar yaratıyor. 3-4 Aralık’ta liderler zirvesi
öncesinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ‘NATO’nun beyin ölümünün
gerçekleştiği’ çıkışında Türkiye unsuru eksik olmazken, Ankara’nın hem ABD hem
de AB ile yaşadığı sorunlar öne çıkıyor. Türkiye, ABD ile S-400 geriliminde
NATO’nun da devreye sokulması mesajları verirken, Avrupa ülkeleriyle sığınmacı
başlığı üzerinden büyük tartışmalar eksik olmuyor.

NATO liderler zirvesi öncesindeki bu tartışmaları Marmara
Üniversitesi’nden Doç. Dr. Barış Doster ile konuştuk

‘NATO işlevsizleşiyorsa bile herkes için işlevsizleşiyor’

Prof. Tarık Oğuzlu, Fransa’nın NATO içerisinde her zaman
‘ayrık otu’ konumunu anımsatsa da çok kutuplu düzenle birlikte ittifak
içerisinde yaşanan sıkıntıların da artık saklanacak gibi olmamasına dikkat
çekti. Şu anda Atlantik’in iki tarafı arasında pek çok konuda ciddi görüş
farklılığı yaşandığını, ittifaka bakışın da giderek farklılaştığını belirten
Oğuzlu, Trump yönetiminin dikkatini Çin’e çevirmesi ve Avrupa içerisinde ayrı
bir güç tesis etme tartışmalarına atıf yaptı. Oğuzlu, NATO’nun
‘işlevsizleşiyorsa’ bile sadece Türkiye için değil ‘herkes için
işlevsizleştiği’ saptaması yaptı:

“Yeni dünya düzeni, çok kutuplu bir düzene geçişle birlikte
NATO gibi stratejik ittifak örgütlerinin de eskiden taşımış olduğu anlam ciddi
anlamda erozyona uğruyor. Şu anda Atlantik’in iki tarafı arasında ciddi bir
görüş ayrılığı var birçok farklı konuda. Amerika’nın NATO’ya olan bağlılığı
eski düzeylerde değil. Trump, Amerikan başkanı olarak bunu en üst perdeden dile
getiren bir lider. Artık Avrupalıların güvenliği, Amerika’nın NATO’nun finanse
etmesini istemiyor, o çoktan geride kaldı diyor. Yine Trump genel stratejik
ilgisi Çin’e doğru kanalize etmiş durumda. Dolayısıyla Avrupalılara temel
olarak vermiş olduğu mesaj artık kendi güvenliğinizi kendiniz sağlayın
noktasında. Bu bir tespit. NATO, işlevsizleşiyorsa bile herkes için
işlevsizleşiyor. Sadece Türkiye için değil. Macron’un bir ekonomi dergisine
vermiş olduğu beyin ölümü röportajı, aslında doğru olma ihtimali çok yüksek bir
yorum. NATO kağıt üzerinde var, genel sekretaryası var, hatta Amerika, Polonya,
Baltık ülkelerine eskisine nazaran daha fazla asker konuşlandırıyor, askeri
tatbikatlar yapılıyor. Sanki her şey dört dörtlük yerli yerindeymiş gibi
duruyor. Ama müttefik ülkelerin NATO’ya bakışları noktasında ciddi bir
farklılık var. Fransa hep zaten NATO içerisinde ayrık otu gibiydi. Avrupa Birliği
üzerinden de AB stratejik kimliği oluşturmaya çalışan bir ülke Fransa. Bunu
hala söylüyor, fırsat bu fırsat diyor aslında. Çünkü Trump, kendi ülkesinde çok
sıkışmış durumda. Amerika dünya siyasetinde eski liderlik rolünü oynamıyormuş
gibi. İngiltere, Brexit yüzünden Avrupa Birliği’ne sanki veda ediyormuş
noktasında. Almanların da sıkıntıları çok fazla, zaman benim zamanım deyip
Avrupa Birliği’ni NATO aleyhine parlatmaya, AB’yi stratejik bir aktöre
dönüştürmeye çalışıyor. Ama Almanlar bundan kesinlikle mutlu değiller. Merkel
hemen karşı açıklamalar da yaptı Macron’un konuşmasından sonra. Almanya’nın hem
Fransa hem Amerika ile iyi ilişkileri olması gerekiyor denklemine hala sahip
çıkıyorlar. Kendi başlarına stratejik otonomiye sahip olabilecek bir durumda değil
Almanya. Mecbur Avrupa Birliği üzerinden ve NATO içerisinde Amerika ile iyi
ilişkiler üzerinden küresel platformda rol oynamaya.”

‘AB etoburlardan oluşan bir dünyada otobur olarak kalabilir
mi?’

ABD, Rusya ve Çin’in etkinliği karşısında ‘etoburluk’ benzetmesi
yapan Oğuzlu’ya göre ‘otobur’ pozisyonundaki AB bu gidişatla ayakları yere daha
sağlam basan bir stratejik aktöre dönüşmek zorunda kalacak:

‘Dolayısıyla burada ortaya çıkan sonuç Avrupa Birliği bir
şekilde daha ayakları yere sağlam basan bir stratejik aktöre dönüşmek zorunda
kalacak. Buna muhtaç. Etoburlardan oluşan bir dünyada yaşarken AB, otobur
kalabilir mi? Burada otoburluktan kasıt, uluslararası ticarete, uluslararası
örgütlere, çok taraflı diplomatik mekanizmalara, konsensüs temelli yaklaşımlara
çok olumlu bakan bir birlikteliktir Avrupa Birliği. Daha barışçı tekniklerle
sorunlara yaklaşamaya çalışan farklı bir dünyanın aktörü. Ama şu anda Rusya çok
etobur bir aktör, Çin ve Trump da öyle. Dolayısıyla bu etoburlarla birebir
olarak AB ülkelerinin baş etmesi mümkün değil. Ne yapacaklar, edecekler, bir
araya gelecekler.”

‘RUSYA İLE İYİ İLİŞKİLER İÇİNDE OLMAK AB İÇİN BİR
GEREKLİLİK’

Fransızlarla Almanların artık ABD’ye güvenilemeyeceğini,
güvenlik ihtiyaçlarını sırtlarını ABD’ye dayanarak gideremeyeceklerini açıkça
dile getirdiklerini anımsatan Oğuzlu, AB’nin Rusya ile iyi ilişkiler içinde
olması gerektiğini söyledi. Oğuzlu’ya göre Türkiye’nin de AB ile ilişkilerinde
pürüz çıktığında ABD ve Rusya gibi küresel aktörlerle olan pazarlık gücü zayıflıyor:

“Fransızlar ve Almanlar artık Amerika’yı güvenilmeyeceğini,
yani sırtını Amerika’ya dayanarak güvenlik ihtiyaçlarını gideremeyeceklerini
görüyorlar. Bu her geçen gün daha net bir şekilde ortaya çıkıyor. Bundan dolayı
Rusya ile aynı güvenlik bölgesinde, aynı jeopolitik ortamda yaşıyorlar. Rusya
ile iyi ilişkiler içinde olmak bir lüks değil bir gereklilik, hele Almanya
için. Zaten Almanya ile Rusya’nın tarihsel yaşanmışlıkları hepimizin malumu.
Burada bir sıkıntı yok. Ama ne Rusya ne Çin ne de ABD güçlü ve tek sesli bir
Avrupa Birliği görmek istemez. Dolayısıyla AB üyesi ülkelerle birebir ilişkiler
geliştirmeyi tercih ederler. Putin de çok açık bir şekilde bunu yapıyor. NATO,
eskiden sahip olduğu değerde değil gözümüzde. Çünkü çok taraflı ve çok boyutlu
bir dış politika yürütmesi gerekiyor Türkiye’nin, mecbur. Yumurtaları farklı
sepetlere dağıtması gerekiyor, bu stratejik zorunluluk. Ama Avrupa Birliği
ülkeleriyle AB fetişizmine dahil olmadan, AB üyeliği noktasında takıntılı bir
psikolojiye sahip olmadan iyi ilişkiler geliştirmemiz gerekiyor. Çünkü etobur
Amerika, etobur Rusya ve etobur Çin, Türkiye’ye çok stratejik ve pragmatik
bakıyorlar. Onlar bizi uzun vadeli kimlik odalı, çıkar odaklı güvenlik, odaklı
garantiler verme noktasında güçler değil. Onlarla daha sıkıntılı ilişkilerimiz
olacaktır. Ama biz Avrupa Birliği ülkeleriyle yakın ekonomik ve stratejik
ilişkilerimiz olursa, diğer küresel aktörler nezdinde pazarlık gücümüzü de
aktarabiliriz. Ne zaman AB ile ilişkiler sekteye uğradığında, küresel aktörlerle
olan pazarlık gücümüzde de bir azalma oluyor. Bu bizim için çok kötü bir şey.
Aşırı Rusya’ya bağlanma noktasında hissediyoruz ara ara kendimizi, Amerika’ya
daha fazla yaklaşmak zorunda hissediyoruz, bir gerginlik yaşıyoruz. Almanya
önemli, 8 bin küsur şirket var Türkiye’de Alman patentli ve Türkiye’nin AB ile
olan ticari ilişkisinin yarısı Almanya üzerinden gidiyor. Yüzde 70 oranında dış
yatırım Türkiye’ye gelen Avrupa Birliği menşeli. Bizim artı stratejik tarihsel
yönelimimiz hep Avrupa’ya doğru, bizim için zorunluluk AB ile geçinmek. Diğer
küresel aktörler için kolay bir lokmaya dönüşebiliyoruz biz. Ruslar çok mutlu
çünkü Türkiye üzerinden NATO’yu karıştırıyorlar. Amerika-Türkiye gerginliğinden
fayda elde ediyorlar. Amerika niye mutlu, çünkü Amerika şunu görmek istiyor;
her şartta Türkiye’nin kendi liderliğini desteklemesini istiyor. Desteklemediği
zaman ciddi bir kriz oluyor, bu sefer ikili şekilde üzerimizdeki baskıyı,
manivelayı daha da arttırıyor, bu da bizi geriyor. Çok bilinmeyenli denklem
gibi bir durum var.”

‘NATO üzerinden yapılan bütün müzakereler Türkiye’nin lehine
olur’

Oğuzlu’ya göre Ankara’nın son dönemde S-400 meselesinin NATO
üzerinden de görüşülerek çözülmesi yönündeki hamlesi doğru. ‘NATO üzerinden
yapılan bütün müzakereler Türkiye’nin lehine olur” diyen Oğuzlu, S-400
meselesinde zaten ABD müesses nizamı içerisinde de bir görüş birliği
bulunmamasına dikkat çekti. NATO çerçevesinde bir çözüm bulunmasının herkesi
rahatlatacağını ve süreci uzatarak topu taca atmanın Ankara için lehte olacağını
söyleyen Oğuzlu, şu vurguları yaptı:

“Amerikalılarla NATO üzerinden iletişimde olmak bizim için
önemli bir şeydir. Bu adamlarla ikili bazda görüşmek tehlikeli. NATO üzerinden
yapılan bütün müzakereler Türkiye’nin lehine olur. Çünkü orada çok taraflı bir
mekanizma var, en azından biz buna inanıyoruz. Bence Amerika’nın S-400
konusundaki tavrı ciddi bir sorunu içinde barındırıyor. Çünkü Trump ve
yerleşmiş güvenlik tarafı arasında bir görüş birliği yok. Yüzde yüz eminim ki
Trump’ın kendisine kalsa S-400’ü bile problem etmeyecek, çünkü sorun istemiyor.
Türkiye gibi bir ülkeyle Ortadoğu bataklığında en azından son kertede
konuşabileceği bir ülkeyle artık bir kriz bence istemiyor Trump. Zaten ona
kalsa çekip gidecek. Ama establishment dediğimiz güvenlik şeyi eski düşünüş
şekillerine çok alışmış, hala küresel Amerikan hegemonyası peşinde. Böyle bir
görüş varken, Türkiye gibi bir NATO üyesinin nasıl oluyor da Amerika’nın
aleyhine S-400 gibi bir hava savunma sistemini şu anda Rusya’dan alması kabul
edilebilecek bir şey değil. Ama Trump’ın dünyasında anlaşılır bir şey bu, ama
establishment’ın dünyasında anlaşılmaz bir şey bu. NATO’nun Türkiye’ye sunmuş
olduğu askeri güvenlik garantisinin içerisinde bir şekilde entegre edilirse ki
bu çok teknik bir konu hala uzmanlar net bir şey söyleyebilmiş değiller.
S-400’ler ve NATO’nun hava savunma füzeleri aynı anda çalışabilirler mi,
birbirlerini kontrol ediyorlar mı, istihbarat anlamında olumsuz etkiliyorlar
mı, şu anda bunları biz siviller olarak bilemiyoruz. Ama bir çözüm bulunursa
NATO çerçevesinde bu herkesi rahatlatır. Süreyi uzatmak, topu taca atmak
mantıklı. Trump’ın kişisel görüşü, Türkiye’ye ambargo da uygulamak istemiyor. O
da uzatmaya çalışıyor, en azından kullanmayın, depoda tutun diyor. Beni sizi
savunamaz duruma getirmeyin noktasında Trump. Bizim de Türkiye olarak ona
yardımcı olma zorunluluğumuz var. Türkiye ile Amerika arasındaki ilişkiler çok
kişisel ilişkilere endekslenmiş durumda. Cumhurbaşkanları arasında kişisel uyum
varsa rahat hissediyoruz, yoksa daha gergin hissediyoruz. Bu sürdürülebilir
ilişki sistematiği de değil.”

‘Avrupalıları sınırları açmakla korkutmak mantıklı değil’

Diğer yandan NATO zirvesine paralel olarak Türkiye’nin
Britanya, Almanya ve Fransa ile yapacağı ve sığınmacı meselesinin öne çıkması beklenen
toplantı öncesi durumu değerlendiren Oğuzlu, sürekli Avrupalıları sınırları
açmakla tehdit etmenin mantıklı olmadığı görüşünü dile getirdi:

”Mültecilerin varlığı Türkiye-Amerika ilişkilerini
etkileyen bir unsur değil ama Türkiye-AB ilişkilerini etkileyen bir unsur.
Bizim Avrupalılarla yakınlaşıp mülteciler konusunda bırakın kapıları açma
noktasında istikrarlı olmamızı bilakis ortak bir akılla bu sorunu çözüp
Avrupalı ülkeleri Amerika karşısında yanımıza çekmemiz gerekiyor. Bu
toplantıların öyle bir mantığı olduğunu da seziyorum. Ülkede Fransa, Almanya ve
Türkiye’nin sıkı fıkı görüntüler veriyor olması, stratejik önemde konuları
konuşuyor olması bizim elimizi Amerika karşısında da rahatlatır. Bence bu doğru
bir strateji, bu toplantıları biz istiyorsak ki bence istemeliyiz. Trump şu
anda resmen uzaktan seyrediyor ve eminim keyfine varıyordur bu olanların.
Türkiye ve Avrupalılarla yaşadığı sorun ortada. Zaten Trump’ın kafasında nasıl
bir dünya düzeni var; bu bölgede yaşayan aktörler sizsiniz bu sorunları siz
çözün, bunlar artık sizin sorumluluğunuz. Devamlı şekilde benden çözüm
beklemeyin noktasında. Sınırı açmak mülteciler konusundan ‘Avrupalıları
korkutmak’ pek mantıklı değil. Biraz iç siyaset kokan bir söylem bu. Bizim de
çıkarımıza değil. Para gelmez, hukuka aykırı, kolay kolay bunu
meşrulaştıramazsınız. Zaten Türkiye göreceli bir yalnızlık yaşıyor son
yıllarda. Hele mülteci krizi konusunda böyle bir adım atarsa daha yalnızlaşır.
Dünyada bu da alınmaması gereken bir risk.”

tr.sputniknews.com/ceyda_karan_eksen/201911261040703687-nato-islevsizlesiyorsa-bile-sadece-turkiye-icin-degil-herkes-icin-islevsizlesiyor/

Scroll to top