femdom-mania.net femdom-scat.net hot-facesitting.com
Dinselleşmiş medya Reviewed by Momizat on . Örsan K. Öymen Türkiye’de AKP iktidarı döneminde, eğitimle birlikte, medya da dinselleşti. Ulusal ve yerel televizyon ve radyo kanalları, sabah akşam din içerik Örsan K. Öymen Türkiye’de AKP iktidarı döneminde, eğitimle birlikte, medya da dinselleşti. Ulusal ve yerel televizyon ve radyo kanalları, sabah akşam din içerik Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Görüş / Makaleler » Dinselleşmiş medya

Dinselleşmiş medya

Örsan K. Öymen

Türkiye’de AKP iktidarı döneminde, eğitimle birlikte, medya
da dinselleşti. Ulusal ve yerel televizyon ve radyo kanalları, sabah akşam din
içerikli yayın yapıyorlar. Yüzlerce ulusal ve yerel televizyon ve radyo kanalı,
İslam dininin misyonerliğini üstlenmiş durumda. Medya, kamu hizmeti
sorumluluğunu bir kenara bırakarak yayın stüdyolarını tekkelere, zaviyelere,
dergâhlara ve medreselere dönüştürdü. Halkı aydınlatmak, bilinçlendirmek ve
bilgilendirmek görevini üstlenmesi gereken medya, kendi ilkelerini bertaraf
ederek, halkı karanlıkta oyalamaktadır. İmam hatip okullarının, camiye imam
yetiştirmek yerine, herkesi imam yapmak amacının bir sonucu olarak, medya da
imamların istilasına uğramıştır.

Medya elbette, halkı aydınlatmak, bilinçlendirmek ve
bilgilendirmek için kendisini sadece güncel siyasal, sosyal, ekonomik ve
kültürel olaylarla sınırlamamalıdır. Ancak bunun alternatifi olarak din
propagandası yapmak da, bu ülkeyi cehalete sürüklemekten başka hiçbir işe
yaramamaktadır.

Halkı aydınlatacak, bilinçlendirecek ve bilgilendirecek olan
şey din değil, bilim ve felsefedir. Medya güncel siyasal, sosyal, ekonomik ve
kültürel olayların ve sorunların dışına çıkmak istediği anlarda, yayınlarını
din içerikli programlar yerine, doğa bilimi, sosyal bilim ve felsefe içerikli
programlarla takviye etme yolunu seçse, halka büyük bir hizmet sunmuş olur,
okulların eğitim yoluyla yapamadığını, kitle iletişim araçları üzerinden, belli
bir ölçüde de olsa, gerçekleştirmiş olur.

Ancak bunun gerçekleşebilmesi için öncelikle AKP iktidarının
dinci baskılarının bertaraf edilmesi, yani bir iktidar değişikliğinin
gerçekleşmesi gerekmektedir. Ayrıca, medyada çalışanların, bilimin ve
felsefenin önemi konusunda bir bilinç geliştirmeleri, dinin hem bilimden hem de
felsefeden neden ve nasıl ayrıldığını kavramaları gerekmektedir.

İslam dini, Musevilik ve Hıristiyanlık gibi, kozmolojik ve
ahlaki konulardaki gerçeklerin, bir Tanrı tarafından, mucizevi bir biçimde,
vahiy yoluyla, peygamber olarak nitelendirilen seçilmiş elçilere aktarıldığını
iddia eder. Bu dinlere göre, her şeyin yaratıcısı olup kendisi yaratılmamış
olan, maddeyi yaratan ama kendisi maddeden oluşmayan, mükemmellik seviyesinde
zeki, bilgili, tasarımcı, yaratıcı, adil, merhametli, ödüllendirici ve
cezalandırıcı olan bir Tanrı vardır. Bu dinler aynı zamanda ruhun ölümsüz
olduğunu varsayarlar ve Tanrı’nın istenci doğrultusunda yaşayanların Tanrı
tarafından sonsuz mutluluk ile ödüllendirileceğini, Tanrı’nın istencine aykırı
davrananların da sonsuz acı ile cezalandırılacağını savunurlar.

Dinlerin bu iddiaları ateistler, agnostikler ve bazı
deistler tarafından reddedilmektedir. Başka bir deyişle, bunlar bizim medya
organlarının varsaydıkları gibi mutlak gerçekler değildir, tartışma konusu olan
şeylerdir.

Bilimde ve felsefede ise bir iddianın, bir tezin kaynağı
vahiy olamaz. Bilim insanı ve filozof, kendi bağımsız zihniyle gerçeklere
ulaşmak için mücadele verir, sözde bir vahyin ve din kitaplarının ayetlerinin
arkasına sığınmaz. Teokratik dönemlerde, örneğin ortaçağda ve onu izleyen
yüzyıllarda oluşan dini baskı dönemlerinde, bilim ve felsefe de dinin etkisi
altına girmiştir, ancak dinsellik, felsefenin ve bilimin özünde olan bir şey
değildir. Bunu anlamak için antikçağdan günümüze, felsefe tarihini ve bilim
tarihini incelemek yeterlidir.

Bilim ve felsefe, yöntem bağlamında birbirlerinden
ayrılsalar da, ikisi de kuramsal ve rasyonel alanlardır. Bilim, gözlem ve deney
üzerinden kuramlar geliştirir, felsefede ise gözlem ve deneyle kurama ulaşma
önkoşulu yoktur; ancak felsefe yine de, kendi kuramlarını oluştururken,
bilimsel kuramlardan da yararlanabilir.

Bilim ve felsefe, tez ve anti-tez ilişkisi bağlamında,
diyalektik ve çoğulcudur. Felsefede ve bilimde mutlakçı bir anlayış yoktur.
Bilimde ve felsefede kuramlar, yanlışlanmaya ve çürütülmeye de açıktır.

Karanlığı temsil eden dogmatik yapılar, bu nedenle bilimi ve felsefeyi, din üzerinden baskı altında tutmaya çalışırlar!

Cumhuriyet

Scroll to top