femdom-mania.net femdom-scat.net hot-facesitting.com
CHP İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir,Anayasa değişikliği süreciyle AB’yle ilişkiler kopma noktasına getirilecek Reviewed by Momizat on . Anayasa Değişiklik Teklifinin görüşülmeye başlandığı 20 Aralık saat 16.00'dan itibaren Komisyon çalışmalarına aralıksız katılan CHP'li Özdemir, Komisyonda yaptı Anayasa Değişiklik Teklifinin görüşülmeye başlandığı 20 Aralık saat 16.00'dan itibaren Komisyon çalışmalarına aralıksız katılan CHP'li Özdemir, Komisyonda yaptı Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Haberler » CHP İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir,Anayasa değişikliği süreciyle AB’yle ilişkiler kopma noktasına getirilecek

CHP İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir,Anayasa değişikliği süreciyle AB’yle ilişkiler kopma noktasına getirilecek

Anayasa Değişiklik Teklifinin görüşülmeye başlandığı 20 Aralık saat 16.00’dan itibaren Komisyon çalışmalarına aralıksız katılan CHP’li Özdemir, Komisyonda yaptığı konuşmasında Değişiklik Teklifi süreciyle Lizbon Anlaşmasını karşılaştırarak kritik süreçten geçilen AB ile ilişkilerin de kopma noktasına getirileceğini ileri sürdü.

Görüşmelerle ve tartışmalarla geçen sekiz gün boyunca Anayasaların toplumsal mutabakat belgeleri olduğunu ve kuvvetli denge-denetim mekanizmasının mutlaka olması gerektiğini ısrarla anlatmaya çalıştıklarını söyleyen CHP İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir, “Anayasalar tüm toplumun, bireylerin ve devletin işleyiş mekanizmalarını oluşturmaktadır. Kurumların yapılarını, görev, yetki ve sorumluluklarını belirleyen, çok ama çok önemli, bağlayıcı, kalıcı sözleşmelerdir. Resmi üyelik sürecimizin devam ettiği Avrupa Birliği müktesebatının temeli de bağımsız yargı ve güçler ayrılığı ilkesidir. Bu nedenle, değişiklik toplumsal bir mutabakatla yapılmalıydı.” dedi.

KOMİSYONUN İRADESİ YOK SAYILIYOR
Ortak aklın ve uzlaşının hâkim kılınmadığı bir sürece tanıklık ettiklerini ifade eden Özdemir, “Toplumsal ve geniş tabanlı bir zeminde tartışılmadan bir Anayasa değişiklik teklifi Meclis gündemine getirildi. Milliyetçi Hareket Partili ve Adalet ve Kalkınma Partili iki hukukçu milletvekilinin ve iki parti genel başkanının, Komisyon görüşmelerinin devam ettiği, hatta geneli üzerinde konuşmaların devam ettiği günlerde dahi bir görüşme trafiği içerisinde oldukları, Komisyonun iradesini yok sayarak hâlâ düzeltme sürecinde oldukları Anayasa tartışmalarını izliyoruz bizler de.” dedi.

DİKTA REJİMİNE GEÇİŞİN ANAYASAL TAŞLARI
Uzmanlık ve çalışma alanın Avrupa Birliği (AB) olduğunun altını çizen Özdemir, “Çalışma alanım olan Avrupa Birliğinden bir örnek vermek istiyorum. AB, 2007 yıllarında kurumsal anlamda ve özellikle uluslararası temsiliyet ve yetki karmaşası yaşadı. Sorun, AB Komisyonu Başkanı, AB Konsey Başkanı ve yüksek temsilcisi fiilî durumlar yaratılmasından kaynaklanıyordu. Bu yetki ve görev karmaşasından kurtulmak için AB anayasaları gibi olan Lizbon Antlaşmasında bir düzenlemeye gittiler. Ama alıp da bütün bu yetkileri tek bir makama devretmediler. Bu üç makamın da görev ve yetki alanlarını belirginleştirerek denge, denetim mekanizmalarını güçlendirdiler. İç hukukumuzu AB hukuksal mevzuatına uyumlaştırma sürecinde olan bir ülke olarak, görüşmeleri devam eden bu Anayasa değişikliği kabul edildiğinde AB değerleri de yok sayılmış olacaktır. Böylelikle, zor süreçten geçen AB ile ilişkilerimizin önündeki engellere bir yenisi daha eklenmiş olacaktır. Ve daha sonra, ‘Ey AB’ denilerek, sorunun kaynağının ‘dış mihraklar’ ‘gavurlar’ ‘İslam düşmanlığı’ ‘ülkemizin yükselmesini çekemeyenler’ olduğu bahanesi gündeme getirilecektir. Dikta rejimine geçişin Anayasal taşlarını AKP döşeyecek, ama ‘suçlu’ yine AB olacaktır.” diye konuştu.

Özdemir, bu örneği Komisyon ile paylaşmasının ve üzerinde durma gereği duymasının gerekçesine ilişkin olarak, “Resmî aday ülkesi olduğumuz AB’nin müktesebatına ve hukuksal mevzuatına uyum sağlama kriteri yerine getireceğimiz temel taahhütlerimiz arasındadır. Bu süreçte yine AB müktesebatında yer alan ve üyeliğimizin temel kriterleri olan Kopenhag Siyasal Kriterlerinden bağımsız yargı, işleyen demokratik kurumsal yapılar ve güçler ayrılığının güvence altına alınması ve güçlendirilmesi gerekmektedir. İşte bu Anayasal değişiklikle resmî aday olduğumuz AB’nin iç hukukumuzu uyumlaştırma sürecinde yaratacağı büyük sorunlar acaba bu taslağı hazırlayanlar tarafından değerlendirildi mi? Dikkate alındı mı?” diye sordu.

ÖNCELİKLİ İHTİYAÇ MI?
“Türkiye’nin temel ve öncelikli ihtiyacı güçlü, sağlıklı ve tutarlı işleyen bir parlamenter sistem ve kuvvetler ayrılığı mekanizması olmalıydı.” diyen Özdemir, “Ancak bu düzenleme, ülkemizi AB üyesi olmanın yegâne ve değişmez kuralı olan demokratik hukuk devletinden ve kuvvetler ayrılığı ilkelerinden uzaklaştırarak yönetimi tek kişiye teslim ediyor, güçler birliğini oluşturuyor, mutlak güç yaratılıyor, Meclisi devre dışı bırakıyor ve nihayetinde Türkiye’nin AB sürecini tıkayan yeni bir açmaz getireceği” ifadelerini kullandı.

ETTİĞİMİZ YEMİNE SAHİP ÇIKALIM
“Ne yüce Meclis’te görev yapan değerli milletvekilleri ne de bu halk bu nevi şahsına münhasır bu dikta rejimine asla izin vermeyecektir.” diyerek Milletvekillerine seslenen Özdemir, “Tıpkı yüce Meclisin huzurunda ve yüce milletimizin önünde ettiğimiz yemin gibi, tam demokratik, hukukun egemen olduğu, demokratik, laik, sosyal, hukuk devletine ve cumhuriyet rejimine hep birlikte sahip çıkalım.” şeklinde konuştu.

Scroll to top