- AB Haber - http://www.abhaber.com -

Birikim Özgür: Rumlar, Avrupa Parlamentosu’nda iki sandalye istememizi siz ‘ayrılıkçısınız’ diye tanımlıyorlar

Bayrak Radyosu’nda yayınlanan Günün Panoraması Programına katılan KKTC’de Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP-BG) Lefkoşa Milletvekili Birikim Özgür, gündeme ilişkin konulara değinerek soruları yanıtladı…

“Dürüstçe söyleyeyim: bugüne değin Rumların -son süreçle ilgili- niyetini tespit edebilmiş, kavramış değilim. Federal Kıbrıs’ta samimi midirler, Güç Paylaşımı’na hazır mıdırlar! AP seçimlerine gelinen süreç mesela: Önce ayrılıkçısınız dediler sonra başka… Yani Federal değil, sanki de üniter bir devlet idealiyle…”

“AİHM’in tazminatı adalet adına alınmış ama ‘adaletsizlik’ kokan bir karar. Bu noktada iradeyi sulandırmak değil, güçlendirmek lazım. Böylesi saçma sapan durumlar, maddi-manevi zararlarıyla birlikte Kıbrıs’ta bir Çözüme kadar sürecek. Samimiysek müzakerelere daha da asılalım”

“ABD Başkan Yardımcısı geliyormuş da çantasında Maraş varmış! Önemli olan bizim kendi içimizde geliştireceğimiz politikalardır. Birileri çantasıyla gelip de ‘Maraş’ı finanse edeceğim, dedi diye olmaz. Daha dikkatli olmamız gerekir kendi içimizdeki bu tartışmalarda…”

AİHM kararı… “Adalet adına adaletsizlik kokan bir karar…”

Birikim Özgür, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Kıbrıs Tazminat kararını da değerlendirerek şöyle konuştu; “Gerçekten ilginç ve takip etmeyenler açısından da beklenmeyen bir gelişme… Müzakereler, çok taraflı siyasi süreç devam ederken böyle bir karar acaba nasıl etkiler sorusu gündeme geldi. Karar, en azından dışarıdan bakanlar için kuşkuyla değerlendirilmelidir. Hukukçu olmadığımız için mekanizmanın teferruatını da bilmiyoruz. Türkiye, müzakere sürecine katkı yapıyor ve Kıbrıs Türk tarafını motive eden bir pozisyonda… İşin doğrusu adalet adına alınmış ama adaletsizlik kokan bir karar şeklinde hissettim duyduğumda…

“İradeyi sulandırmak değil, güçlendirmek lazım”

“İradeyi sulandırmak değil, güçlendirmek lazım” diyen Özgür sözlerini şöyle devam ettirdi; “Kıbrıs Sorununda iki temel paradigma vardır: Biri, tüm gelişmeleri ‘ayrılıkçılığa’ yontar. Biri de ‘olumlu mu, olumsuz mu’ bakmaksızın çözüme yönelik bir tehdit olmaması yönünde bir çabayla bakar. Bu da hoşlanmadığımız bir karar olmakla birlikte çözümden uzaklaşmamamız gerektiğini, Kıbrıs Sorununu çözene kadar da böylesi saçma sapan durumlara dair risklerin olduğunu, dolaysıyla çözüm iradesini sulandırmak değil, aksine bu iradeyi güçlendirmek noktasında meseleyi değerlendirmek gerektiğini vurgulamak isterim.”

“Kaos, maddi-Manevi zararlarıyla birlikte Çözüme kadar…”

“Bir taraftan –Türkiye adına- haksızlığa uğradığınızı hissediyorsunuz bir taraftan da haksızlık karşısındaki hisle isyan etmek geliyor içinizden… Ama diğer taraftan da müzakereler devam ediyor. O halde kararla ilgili sübjektif görüşü net olarak ortaya koyarsınız ama müzakerelerle ilgili yine o çözüm iradesini sergilemekten de bir adım geri atmazsınız. Beşir Atalay’ın bu yönde bir açıklaması var biliyorsunuz. Müzakerelere etkisi olmaz şeklinde… Sayın Davutoğlu da kararı tanımadıklarını açıkladı… Kıbrıs Sorununun bu kaotik durumu, çözülene kadar varlığını sürdürüyor. Ne zamana kadar? Maddi manevi zararlarıyla birlikte Çözüme kadar…”

“Müzakerelere daha da asılmalıyız”

Birikim Özgür sözlerini şöyle sürdürdü; “Eğer gerçekten istiyorsak, samimiysek Çözüm politikamızda, müzakerelere daha da asılalım diyorum…

…artık en milliyetçi insanlar bile, adada doğru-dürüst bir sistemin kurulamadığını, çözüme ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyorlar. Bu geminin karaya oturduğu bilmeyen, görmeyen ve hatta artık ifade etmeyen de yok…”

“Rumların niyetini çözebilmiş değilim”

CTP-BG Lefkoşa Milletvekili Birikim Özgür, Rum tarafının gelinen süreçte niyetinin ne olduğunu anlayamadığını söyledi.

“(Rum Başkan) Anastasiadis’in (son) açıklamaları olumlu, yapıcı ancak ben dürüst olmak gerekirse bugüne değin Kıbrıslı Rumların bu süreçle ilgili niyetini anlamış, kavramış, tespit edebilmiş değilim…

Mesela Avrupa Parlamentosu (AP) seçim süreci yaşıyoruz. İki sandalyeyi talep ettik ‘ayrılıkçısınız’ dediler. O yüzden bu talepte bulunuyorsunuz’ dediler.

Kıbrıslı Türk siyasetçilerde ‘hayır değiliz, Federal çözüm istiyoruz. Madem öyle Gözlemci Statüye de razıyız dediler’ Avrupa’da… Bu girişimlerle AP’deki bazı guruplar bizi anladılar ve Rumlara ‘engelleyemezsiniz bu temsiliyeti’ mesajını net bir şekilde vermeye başladılar.

AP Başkanlık Divanı, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti ile buna karar verelim’… Kıbrıs Cumhuriyeti de o noktada Kuzey’de yaşıyorsa da oy kullanabilir’ dendi. Yani Federal Kıbrıs değil, sanki de üniter bir devlet idealiyle (neticelendi).

Yani Kıbrıslı Rumlar ne istiyor? Çözümde, Federal Kıbrıs’ta samimi midirler, Güç Paylaşımına hazır mıdırlar, izliyoruz ama biz Kıbrıs Türk halkı olarak Çözüm yönünde katkı yapmaya devam edeceğiz… Bunda kuşku yok.”

Küreselleşmenin evrimleşmesi adına

ABD’nin etkin katkısı hakkında konuşan Özgür şöyle dedi; “Denklem çok da karmaşık değil. Ben ABD’yi kendi çıkarlarını gözetmesi bakımından anlıyorum.. Avrupa Birliği’nin bir enerji inisiyatifi var ve bunun AB’ye taşınması isteniyor. ABD’de İsrail-Türkiye doğalgaz boru hattının inşasını istiyor ve bu çerçevede hem de ABD, -Yahudi lobisi ile- İsrail çıkarlarını korumak istiyor.

Küreselleşmenin evrimleşmesi adına ABD’nin de liderliği de –bisikletin pedallarını çevirme misali- buna bağlı.

Enerji güvenliği çok önemli; Avrupa buna odaklanmış, ABD de bunu destekliyor. Üstelik gazın Türkiye üzerinden geçmesi de en makulü…”

“Kıbrıslı Çözüm hala mümkün”

“Bizim idealimiz Türkler ve Rumların geleceği birlikte şekillendirebilmesi ve Kıbrıslı bir Çözümü temin etmesidir. Bu koşullarda bile ‘Kıbrıslı bir Çözüm’ mümkündür bana göre… Bir enerji sevkiyatı ile yeni bir ekonomik-siyasi konjonktür oluşuyor.

Bunun içinde nasıl yer alabiliriz? Bu gaz Türkiye’ye ulaştırılacak: Türkiye’ye yakın taraf Kuzey…

Rumlar da AB’nin oluşturduğu müktesebatı adapte etmiş ve vizyon oluşturmuş. Ekonomik krizden enerji sayesinde çıkılacağına dair strateji de oluşturmuş. O halde neden birlikte enerji ihraç eden bir Kıbrıs oluşturmasınlar? 2014-15’te sorun çözülür, boru döşenir. Türkiye üzerinden İsrail gazı da akar ve biz de bundan vergimizi de alırız, maliyetleri de düşürürüz.”

“Ama sağlıklı konuşamıyoruz…”

“Bunları ama biz, kendi içimizde sağlıklı da konuşamıyoruz… Elektrik konusu ve süreçler bunda manidardır. Arz güvenliğini artıralım, kaynak çeşitliliği sağlayalım dediğinizde hemen bir tepki ile karşılaşıyorsunuz…

Yani Kıbrıslı Türklerle Rumlar akort tutturup senkronize olabilirse çok pozitif bir döneme girmiş oluruz Kıbrıslılar olarak… Ama (dediğim gibi) konuşamıyoruz bunları…”

“Enerji konusunda masaya ne götürüyoruz?”

Özgür Kıbrıs Türk tarafının enerji konusunda müzakere masasına ne götürdüğünü sordu.

Özgür şöyle dedi; “…tabi muhatap önemli… Etkileşime ne kadar açık Kıbrıs Rum liderliği? Bu çok önemli bir soru ve veridir. Yukarıda bu etkileşimden şüphe duyduğumuzu ifade ettim. Bu koşullarda da işte bizim itici güç olmamız lazım. Enerji konusunda söz gelimi masaya Kıbrıslı Rumlara ne götürüyoruz?

Sayın Eroğlu, Anastasiadis’e ‘gel bu konuda bir ortak duruş sergileyelim, şunu öneriyorum…’ diyor mu yoksa ne kadar az görüşürsek o kadar iyidir diyerek bir süre geçsin de Rumların bir çözüm istemediği anlaşılsın’ mı diyor?

Ya da varsın 90 Milyon Euro’luk AİHM tazminatı da Türkiye ödesin ve sair mi diyor, çok da mühim değil diyerek?

Konuşmalara bakılırsa duyan da her şey güllük gülistanlık zanneder!

Biz demiyoruz ki tüm haklarımızdan feragat edelim ama hamasetin de alıcısı yok artık… Federasyon demek zaten eşitlik demek. Bu nedenle bunun üzerinegitmesi lazım Kıbrıs Türk liderliğinin”

Maraş… “Önemli olan bizim ortaya koyacağımız politikalardır, çantayla gelen değil”

Güven Artırıcı Önlemler (GAÖ) kapsamında gündeme gelen ve bilhassa Amerika’nın ısrarla bastırdığı iddia edilen “Kapalı Maraş” konusu ve tartışmaları hakkında ise CTP-BG Lefkoşa Milletvekili Birikim Özgür şu değerlendirmeyi yaptı: “ABD’den Başkan Yardımcısı geliyormuş da çantasında Maraş varmış…

Maraş’ı diyor, ben bedelini yani yapılanmasını ödeyeceğim, Rumları mobilize etmek için…

Amerika bunu bir araç gibi algılıyor olabilir. Bizde bakış, en genel anlamıyla bunun müzakerenin bir parçası olduğu yönündedir. Şimdi genel (bizde) bakış bu iken ABD ben öderim, derken bir milletvekili olarak ya da bir sivil toplum örgütü olarak çıkıp da ‘Kıbrıs Türk liderliğini bu konuda çok sert bir dille eleştirerek belli görüşler dillendirmek bana çok da sağlıklı gelmiyor.

Önemli olan bizim kendi içimizde geliştireceğimiz politikalardır. Birileri gelip çantasıyla Maraş’ı finansa edeceğim, dedi diye olmaz. Daha dikkatli olmamız gerekir kendi içimizdeki tartışmalarda… Bu konu hakkında kanım budur…”

Vatan Mehmet-Kıbrıspostası