femdom-mania.net femdom-scat.net hot-facesitting.com
Batı sonrası düzen Reviewed by Momizat on . Dr. İsmail Kemal Transatlantic Academy isimli kuruluşun “Transatlantik Bölgesinin Durumu 2014” başlıklı raporu ile ilgili bilgileri daha önce sizlere aktarmıştı Dr. İsmail Kemal Transatlantic Academy isimli kuruluşun “Transatlantik Bölgesinin Durumu 2014” başlıklı raporu ile ilgili bilgileri daha önce sizlere aktarmıştı Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Görüş / Makaleler » Batı sonrası düzen

Batı sonrası düzen

Dr. İsmail Kemal

Transatlantic Academy isimli kuruluşun “Transatlantik Bölgesinin Durumu 2014” başlıklı raporu ile ilgili bilgileri daha önce sizlere aktarmıştım. Aynı kuruluş, kısa süre önce, “Liberal Order in a Post-Western World” (Batı sonrası dünyada liberal düzen) başlıklı 174 sayfalık kapsamlı bir çalışma yayımladı. “Liberal uluslararası düzen” İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD önderliğinde ve Avrupa’nın da desteğiyle kurulan ve Sovyet sisteminin yıkılması ile tüm dünyaya yayılan serbest piyasa, serbest ticaret, uluslararası kuruluşlar ve kurallara dayalı dünya düzenine verilen isimdir. BM, Dünya Bankası, IMF, Dünya Ticaret Örgütü, NATO gibi örgütler bu düzenin önemli kurumları. “Batı sonrası dünya” Çin’in ve diğer bazı ülkelerin yükselişi ışığında dünyada oluşmakta olan yeni duruma verilen isimdir. Batı hakimiyetindeki dünya dengelerinin değişmekte olduğunu herkes kabul ediyor. Yeni düzenin nasıl olacağı tartışma konusu.

Yeni bir döneme isim bulunamadığı zaman eski dönemin isminin önüne “sonrası” koymak en kolay çözümdür. Bu çerçevede “Soğuk Savaş sonrası” dönemden söz ederiz. Şimdi de “Batı sonrası” dönem gündemde. Batı’nın hegemonyasının ortadan kalkacağı dünyada liberal dönemin temel kuralları da değişecek mi? Herkes bu soruya cevap arıyor. Transatlantic Academy’nin raporu bunları irdeliyor. Geçtiğimiz günlerde Londra’da, Chatham House’da “The Rise of China and the Future of Liberal World Order” konulu bir konferans vardı. Prof. John Ikenberry konuşmacıydı. (Konuşmayı YouTube’da bulup izleyebilirsiniz.) Konu aynı. Liberal dünya düzeninin geleceği ne olacak? Bu bağlamda Ikenberry’nin “Liberal Leviathan” isimli kitabını okumakta yarar var.

Transatlantic Academy’nin çalışmasında çok sayıda uzmanın makaleleri yer alıyor. Yeni dünya düzeninde ekonomi yönetiminin nasıl olacağı, kuralların ne olacağı, ABD ile AB arasında imzalanması amaçlanan Transatlantik Ticaret ve Yatırım İşbirliği çerçevesinde bölgesel örgütler, yeni düzende ABD ve AB’nin dış yardımları, yeni dönemde internetin durumu, Çin, Brezilya, Hindistan, Nijerya, Güney Afrika gibi ülkelerin yeni düzendeki yeri ve rolü, çok kutuplu dünyanın yönetimi gibi konular inceleniyor. Natalie Tocci’nin “Turkey and the Western Liberal Order” (Türkiye ve Batı Liberal Düzeni) başlıklı yazısı da raporda yer alıyor.

Batı’nın hegemonyası giderek zayıflarken, Batı’nın oluşturduğu liberal dünya düzeninin kurallarını korumak mümkün olacak mı? Çin, Hindistan, Brezilya, Türkiye gibi ülkeler liberal dünya düzeninin sunduğu olanaklardan yararlanarak ve oyunun kurallarına uyarak ekonomilerini geliştiriyorlar. Halen kurallara uymayan tek güç Rusya ve Putin. Çin, çok güçlenince liberal düzenin kurallarını bozar mı? Şimdiki düzeni tamamen değiştirmeye çalışması beklenmiyor. Zaten yeni düzenin güçlü kutuplarından biri Batı olmaya devam edecek.   Transatlantic Acadeny’nin raporuna göre çok kutuplu dünyada Batılı güçlerle yükselen yeni güçler arasında uzlaşı, hoşgörü ve farklılıkları kabul etmek gerekecek. Kurallara dayalı bir dünya düzeni olması için tarafların bu konuda uzlaşıya ihtiyacı olacak. Realist okuldan düşünürler böylesi geçiş dönemlerinin çok tehlikeli olduğuna, savaş tehlikesinin arttığına inanırlar. Bu raporda realist yaklaşım benimsenmiyor. Batı ile dünyanın geriye kalan kısmı (The West and the Rest) arasında işbirliği ve uzlaşı sağlanabileceği savunuluyor. Raporun amacı böylesi işbirliğinin nasıl sağlanabileceğine ışık tutmak.

Raporun bizim için en ilginç yönlerinden biri Çin’in Ortadoğu ve Akdeniz’e artan ilgisi ışığında bu bölgede Batı ile Çin arasında güvenlik alanında işbirliği önerilmesidir. Çin’in Ortadoğu ve Akdeniz’deki varlığı bir tehlike olarak algılanmıyor. Tam tersine güvenlik alanında Çin’le işbirliği öneriliyor. Ortak çıkar algısı var. Bu bölgede geliştirilecek işbirliğinin dünyanın diğer bölgelerine örnek olabileceği savunuluyor. Böylesi bir işbirliği hayata geçerse Kıbrıs’ın bulunduğu bölgede NATO-Çin ilişkileri ne gibi sonuçlar doğurur?

Çok ilginç bir konu. Şimdiye dek alıştığımız klişelerden farklı bir yapı karşımıza çıkabilir mi? Düşünmekte yarar var.Tabii, Akdeniz ve Ortadoğu’da olası işbirliği Çin ve Batı arasında rekabet olmayacağı anlamına gelmez. Rekabet ve bazı konularda gerginlik mutlaka olacak. Bunların nasıl yönetileceği önemli.

Çok kutuplu dünyada bölgesel örgütlerin rolü artacak. Bölgecilik güçlenecek. Bölgesel örgütler arasında global düzeyde koordinasyon sağlanması gerekecek. Bölgeler bir biri ile rekabet ederken, global kuralların korunması, global sorunların çözümü için işbirliğinin artması gerekecek. Yani, bir yönüyle daha global, diğer yönüyle daha bölgeci bir dünya düzeni ortaya çıkacak. Bölgesel entegrasyonlarda ve yeni uluslararası düzende ulus devletin rolü ne olacak?

Aşağı yukarı son 200 yıldır dünyamıza Batı ülkeleri hakimdi. Önce Pax Brittanica, sonra da Pax Americana vardı. Şimdi yeni bir düzene doğru ilerliyoruz. Batı modelinin tekeli sona eriyor. Yeni düzenin nasıl olacağını düşünmemiz gerekir.

Kıbrıs

Scroll to top