femdom-mania.net femdom-scat.net hot-facesitting.com
Anastasiadis: Sıcak temas tehlikesi var, MEB müzakere edilmek üzere masaya konulamaz Reviewed by Momizat on . Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, “Kıbrıs sorununun çözümü havada olduğu sürece Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarının sorgulanmasını kabul etmem sö Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, “Kıbrıs sorununun çözümü havada olduğu sürece Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarının sorgulanmasını kabul etmem sö Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Özel Haberler » Anastasiadis: Sıcak temas tehlikesi var, MEB müzakere edilmek üzere masaya konulamaz

Anastasiadis: Sıcak temas tehlikesi var, MEB müzakere edilmek üzere masaya konulamaz

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, “Kıbrıs sorununun
çözümü havada olduğu sürece Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarının
sorgulanmasını kabul etmem söz konusu değildir. Egemen bir devletin Münhasır
Ekonomik Bölgesi (MEB), müzakere edilmek üzere masaya konulamaz” dedi.

Anastasiadis, Fileleftheros’a verdiği yeni yılın ilk
söyleşisinde yarın (2 Ocak) Atina’da Güney Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail
arasında imzalanacak EastMed doğal gaz boru hattı projesinin hayata
geçirilmesine dair anlaşmaya ve Berlin görüşmesi özelinde Kıbrıs sorununa
değindi.

Rum lider, Atina’da yarın gerçekleşecek üçlü görüşmenin ve
imzalanacak anlaşmanın üç ülkenin “egemenlik haklarıyla egemenliklerini
Münhasır Ekonomik Bölge’lerinde kullanma haklarını yeniden teyit etme önlemi
olacağı”  gerekçesiyle “çok önemli
olduğu” görüşünü ortaya koydu.

“EGEMENLİK HAKLARININ YENİDEN TEYİT EDİLMESİ ÖNLEMİ”

Rum tarafında, devletler arasında imzalanacak bir anlaşmanın
Türkiye’nin faaliyetlerini engelleyemeyeceği ve bu projede belirleyici unsurun
müdahil şirketler olacağının söylenmekte olduğu hatırlatıldığında, “Böyle bir
anlaşmanın imzalanması Türk faaliyetlerini engelleme önlemi değildir” diyen
Anastasiadis, şöyle devam etti:

“Bu, devletlerin egemenliklerinin ve MEB’lerinde egemenlik
haklarını kullanmalarının yeniden teyit edilmesi önlemidir. Projeye dair
inceleme AB tarafından finanse ediliyor. Dolayısıyla, işbirliğine dair siyasi
iradenin ve Avrupa’nın enerji güvenliği hedefinin başarılmasının ifadesidir.
Projenin hayata geçirilmesini etkileyen belirleyici unsurların çok olduğu
kuşkusuz. Eleştirenlere şunu soruyorum: Türkiye’nin hedefleri etkilenebilir
diye pasif mi kalalım? Yani, Ankara egemenlik haklarını sorguladığı sürece,
Türkiye öfkelenebilir veya başka bir şekilde davranabilir diye gerek AB, gerek
müdahil devletler herhangi bir karar almaktan kaçmalı mıdır?”

“HALKA HİKAYE ANLATMASINLAR…”

Anastasaidis, AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu’nun
birkaç gün önce kendisini “halka hikaye anlatmaktan vazgeçmeye çağırdığı”
hatırlatıldığında, halka hikaye anlatmayı düşünmediğini, böyle bir niyeti
olmadığını, imzaların atılması ile Türkiye’nin faaliyetlerinin son bulacağını
da söylemediklerini belirtti. Türkiye’nin Mavi Vatan’ı kurma stratejisi
olduğunu da hatırlatan Anastasiadis özetle şöyle devam etti:

“Halka,  güya çözüm
sunulduğunu ama bizim tarafça siyasi irade gösterilmediği için gerçekleşmediği
ve Türkiye’nin izlemekte olduğumuz bütün kanunsuz faaliyetlerinin Kıbrıs
sorununun çözülmemesinden kaynaklandığı hikayesini anlatıyorlar. Burada
Yunanistan’ın, Mısır’ın ve Kıbrıs’ın egemenlik haklarının sorgulanmasından söz
ediyoruz. Egemenlik haklarının sorgulanması aslında yalnız Kıbrıslı Rumları
değil, Kıbrıslı Türk vatandaşlarımızı da etkiliyor. MEB’in küçülmesi,
kısıtlanması veya tanınmaması Kıbrıslı Türk vatandaşlarımızı da etkiler.
Dolayısıyla, olan her şey Kıbrıs sorununun, Kıbrıs Rum tarafı veya Kıbrıs
Cumhuriyeti yüzünden çözülmemesine bağlanmasın. Unutulmasın ki Kıbrıs
Cumhuriyeti BM ve AB üyesi egemen bir devlettir.”

TALAT’IN SÖYLEMİ…

Anastasiadis, II. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın, Kıbrıs
sorununun çözülmesiyle Doğu Akdeniz’deki bütün sorunlar çözülür söylemini nasıl
algıladığı da sorulduğunda “Sayın Akıncı’nın iyi niyetine inanıyorum. Ama aynı
zamanda hareket alanının kısıtlı olduğunu da biliyorum.  İyi niyetli olduğundan kuşkum yok. Beni
endişelendiren, gelmiş geçmiş bütün Kıbrıs Türk toplumu liderlerin
dizginlerinin veya kontrolünün Türkiye’nin elinde olmasıdır. Sayın Mehmet Ali
Talat çözüm yanlısı değil miydi? Konjonktür Dimitris Hristofyas’a Kıbrıs Türk
tarafından müzakereci olarak Mehmet Ali Talat’ı getirdiğinde neden anlaşma
sağlanamadı? O zamanlar AKEL, Kıbrıs sorununun çözülmesiyle bugün cereyan
edenlerden birçoğundan kaçınılacağını bilmiyor muydu?  Kıbrıs sorunu neden çözülmedi?  Dimitris Hristofyas veya Mehmet Ali Talat
istemediği için mi? Dolayısıyla, Kıbrıs sorununun 2013’de ortaya çıkmadığı,
ihanetin ve 1974’teki Türk müdahalesinin sonucu olduğu anlaşılsın”

ENERJİ PROGRAMI…

“Doğu Akdeniz’de sular sürekli ısınıyor. Enerji programına
devam edecek misiniz? Üçlü anlaşma tek başına Türk meydan okumalarını
caydıracak unsur mu?” sorusu üzerine, Anastasiadis, müdahil şirketler ve
devletlerle işbirliği içinde enerji programlarını uygulamada kararlı
olduklarına işaret etti. Anastasiadis, üçlü işbirliklerinde de müdahil
ülkelerin en yüksek faydayı edinmesinin hedeflediğine işaret ederek, askerî
ittifak olmadığını söyledi. Rum lider “Üçlü işbirliklerinin görmezden gelinen
önemi, MEB sınırlandırmaları ile Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarının
güvenceye alınmasıdır. Bu işbirlikleri ve MEB sınırlandırmaları olmasaydı,
uluslararasında konumumuz ne olurdu?” dedi.

Mısır’la üçlü işbirliğinin Fransa’nın da katılımıyla yakında
4’lü hale geleceği hatırlatılarak, bu ülkenin bölgeye ilgisi bağlamında
Fransa’nın aktif bir katılım göstermesini bekleyip beklemediği sorulduğunda,
her ülkenin kendi ekonomik menfaati peşinde olduğunu söyleyen Anastasiadis,
Fransa’nın egemenlik haklarının veya toprağının sorgulanması tehlikesi
bulunmadığını anlattı.

“SICAK TEMAS TEHLİKESİ VAR, ANCAK…”

Anastasiadis, Türkiye’nin, “Yunanistan’ın tahammülünü
sınamak için Güney Kıbrıs’a da doğrudan etkisi olacak bir sıcak temasa girişip
girişmeyeceği, bu yönde bir endişesi olup olmadığı” sorusu üzerine
Türkiye-Libya mutabakatı sebebiyle ABD başta olmak üzere birçok ülkenin
gösterdiği tepkilerin Türkiye’yi caydıracağını umduğunu söyledi.

Anastasiadis, “Tehlikeler, sadece ümit etmekle
savuşturulmaz. Sonunda, müdahaleler ile böyle bir olasılığın caydırılacağına
inanıyorum” dedi.

YUNANİSTAN İLE MEB SINIRLANDIRMASI YAPMAMA NEDENİ…

Kendisini, Yunanistan ile MEB sınırlandırması anlaşması
yapmaktan alıkoyanın ne olduğu sorusuna karşılık, Miçotakis hükümeti ile
ilişkilerinin, tıpkı SİRİZA hükümetiyle olduğu gibi, mükemmel olduğunu ve iki
ülke arasındaki ilişkiler hakkındaki söylenenlerin gerçeği yansıtmadığını
söyleyen Anastasiadis, “İki ülkenin MEB sınırlandırması yapmama nedeni tamamen
teknik” cevabını verdi.

“LAHEY’E BAŞVURU HAZIRLIK AŞAMASINDA”

Anastasiadis, Lahey’e başvuru konusunun ne aşamada olduğunun
sorulması üzerine, “İlerliyoruz. Hazırlık aşamasındayız. Sunulduğu zaman
Türkiye cevap vermeye çağrılacak” yanıtını verdi.

Rum Yönetimi Başkanı şöyle devam etti:

“Ya reddetmeyi seçecek –reddetmek hakkıdır çünkü
uluslararası sözleşmeyi kabul etmiyor- ve hatta hakemliği de reddedecek. Veya
başka örneklerde olduğu gibi ilk başta reddedecek, daha sonra bir hakemliği
kabul edecek çünkü sıcak temas veya çatışmaların önlenmesinin tek yolu budur.
Hakemlik, uluslararası hukuk temelinde her bir ülkenin ekonomik bölgelerini
belirleyecek.”

“KIBRIS SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ HAVADA OLDUĞU SÜRECE….”

 “Bu konuların Kıbrıs
sorunuyla ilgili müzakere masasında bulunması ihtimalini göz ardı ediyor
musunuz? Zaman zaman Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde bu konuların da
görüşülmesi yönünde çeşitli çabalar oldu” sorusuna karşılık Anastasiadis,
“Kıbrıs sorununun çözümü havada olduğu sürece Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik
haklarının sorgulanmasını kabul etmem” dedi. Anastasiadis, şunları ekledi:

 “Halkın
beklentilerine cevap veren, her iki toplumun da kabul edebileceği, BM ve AB
ilke ve değerleri çerçevesinde bir çözümün bugün karşı karşıya bulunduğumuz
sorunların ortadan kalkmasına önemli ölçüde yardımcı olabileceğinden kuşkum
yok. Elbette bu ancak Türkiye, kendisinin ve haklarını savunduğunu iddia ettiği
Kıbrıslı Türklerin çıkarına olduğunu anlaması şartıyla olacak. Bunun için, BM
üyesi egemen bir devlet MEB’ini Deniz Hukuku Sözleşmesi temelinde belirler.
Uluslararası hukuk ilkesini kabul etmesi gerekir.”

“EGEMEN BİR DEVLETİN MEB’İ…”

Gazetenin, “Kıbrıslı Türklerin istediği tam tersi” yorumu
üzerine Anastasiadis şöyle devam etti:

“Egemen bir devletin MEB’i konusu müzakere masasına konulmaz
çünkü mesele, Türkiye’nin ne alacağı ve Kıbrıs sorununun çözümü için ne şart
koşacağı olacak. MEB konusu, siyasi eşitlikte, onların yorumladığı gibi,
tanınıp tanınmadığı ve Merkezî Hükümet tarafından alınacak bütün kararlarda bir
olumlu Kıbrıslı Türk oyuna sahip olup olmayacakları konusunda daha ileri
diyalog için ön şart olarak ortaya konuluyor. Dolayısıyla,  diyaloğun devam etmesi için peşin talepte
bulunuluyorsa, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin uluslararasında tanınan MEB’indeki
egemenlik haklarını da karıştırmamızın ne anlama geleceğini hayal edebiliyor
musunuz?”

Anastasiadis “Müzakerelerin yeniden başlaması hedefiyle
Berlin’e gittiniz. Orada, mevcut Türk tezleri ortadayken bir anlaşmaya
varsaydınız, böyle bir anlaşmanın perspektif ne olurdu?” sorusunu yanıtında,
sorunun, Türkiye’nin bu aşamada üçlü görüşmeyi de, beşli konferansı da
istememesi olduğunu söyledi. Berlin’e, BM Genel Sekreteri’nin daveti üzerine
gittiklerine işaret eden Anastasiadis, Berlin görüşmesi öncesinde Türk
hükümetinin itirazları olduğunu ve referans şartlarında Cumhurbaşkanı Akıncı
ile karşılıklı anlayışa varamadıkları için değil, Türkiye’nin referans şartları
ve izlenecek prosedürün gayrı resmi 5’li konferansta belirlenmesini
istemesinden dolayı anlaşamadıklarını iddia etti.

“REFERANS ŞARTLARINDA KARŞILIKLI ANLAYIŞ OLMASINA RAĞMEN…”

Nikos Anastasiadis “9 Ağustos görüşmesinde iki lider
arasında karşılıklı anlayış vardı. Buna rağmen Ankara’nın müdahaleleri nedeniyle
referans şartlarına dair anlaşma başarılamadı. Bu vesileyle,  güya Kıbrıs Rum tarafı iyi niyet göstermesi
gerekirdi eleştirisini yapanlara da yanıt vereyim. Anlaşma, Kıbrıs Rum tarafına
bağlı değil. Müzakerelerin yeniden başlamaması veya diyaloğun çökmesi konusunda
Kıbrıs Rum tarafının suçlanmasına artık son verilmeli” ifadelerini kullandı.

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs geçici özel danışmanı Jane
Holl Lute cephesinde yeni bir şey olup olmayacağı sorusuna, bunun BM Genel
Sekreteri’ne bağlı olduğunu ancak şimdilik Lute’un Ada’yı ziyaret etmesi
ihtimalini görmediğini söyleyen Anastasiadis, hemen önümüzdeki dönemde bir şey
beklenemeyeceğini kaydetti.

CUMHURBAŞKANI TERCİHİ….

Anastasiadis, KKTC Cumhurbaşkanlığı seçiminde bir tercihi
olup olmadığı sorusuna karşılık ise, bu konuda ne olabileceğine dair bir
pozisyon almayı düşünecek son kişi olduğunu söyledi. Anastasiadis, “Her iki
toplumun da güvenlik duygusunu –yalnız asker konusunda değil, insan haklarının
tesisi konusunda da- tatmin edecek bir çözüm bulmak için müzakerelerde ilerleme
kararlılığında bir lider seçilmesini arzu ederim. Bu da karşılıklı saygı ve
tanınmış uluslararası örgütlerin temel ilke ve değerlerine saygıyla olur” dedi.

Gündem Kıbrıs-Tak

Scroll to top