Alman Siyaset bilimci Alexandra Stiglmayer:”AB’nin Türkiye ile müzakereleri kesmesi hata olur” Reviewed by Momizat on . Siyaset bilimci Alexandra Stiglmayer, AB'nin Türkiye'ye yönelik olası bir ekonomik yaptırım kararının ya da Ankara ile üyelik müzakerelerinin kesilmesinin yanlı Siyaset bilimci Alexandra Stiglmayer, AB'nin Türkiye'ye yönelik olası bir ekonomik yaptırım kararının ya da Ankara ile üyelik müzakerelerinin kesilmesinin yanlı Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Özel Haberler » Alman Siyaset bilimci Alexandra Stiglmayer:”AB’nin Türkiye ile müzakereleri kesmesi hata olur”

Alman Siyaset bilimci Alexandra Stiglmayer:”AB’nin Türkiye ile müzakereleri kesmesi hata olur”

Siyaset bilimci Alexandra Stiglmayer, AB’nin Türkiye’ye yönelik olası bir ekonomik yaptırım kararının ya da Ankara ile üyelik müzakerelerinin kesilmesinin yanlış bir adım olacağını belirtiyor.

Avrupa İstikrar Girişimi’nden (ESI) Türkiye uzmanı Alexandra Stiglmayer, AB’nin Türkiye’ye yönelik ekonomik yaptırım kararı almasının ve Ankara ile üyelik müzakerelerinin kesilmesinin her iki tarafa da olumsuz etkileri olacağı görüşünü savunuyor. Stiglmayer, AB’nin bunun yerine mali yardımların yönünü değiştirerek Türkiye’deki bağımsız medya örgütleri, öğrenci ve insan hakları aktivistlerine önemli bir destek verebileceğini belirtiyor.

Siyaset bilimi uzmanı Stiglmayer, AB’nin Türkiye’ye yönelik politikası ile ilgili DW’nin sorularını yanıtladı.

DW: AB devlet ve hükümet başkanları Brüksel’deki liderler zirvesinde Türkiye ile ilişkileri kesmeyeceklerinin ve üyelik konusunun tamamen masadan kaldırılmayacağının sinyalini verdi. AB’nin Türkiye’ye yönelik tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Stiglmayer: AB Konseyi ve dolayısıyla üye ülkeler Türkiye’ye yönelik politikalar konusunda ikiye bölünmüş durumda. O nedenle bir uzlaşı bulmak kolay olmuyor. Angela Merkel’in açıklamalarına göre AB Konseyi, AB Komisyonu’ndan Türkiye’ye yönelik üyelik katılım öncesi mali yardımların kısılması yönünde çalışma yapmasını talep etmeyi kararlaştırdı. Bunun ekonomik anlamda büyük bir anlamı olduğu söylenemez. Her şeyden önce AB’nin Türkiye’den duyduğu memnuniyetsizliğin bir ifadesi olarak görülebilir. Ancak bu da Türkiye’nin canını acıtmaz. Çünkü Türkiye bu yardım muhtaç değil. Hatta bu gelişme sonuçta Erdoğan’ın AB’ye yönelik sözlü saldırılarına bir cephane görevi görebilir. Ancak kesin olan şey, bunun Türkiye’de politik bir dönüm noktası yaratmayacağı. Fakat tabii bu bir mesaj ve bazen bu da çok önemli.
DW: Bu mesajı gerekirse yaptırımlar da takip eder mi?
Stiglmayer: Ekonomik yaptırımlarla AB hem kendisine, kendi firmalarının birçoğuna ve pek tabii ki Türk halkına zarar verir. Müzakereler elbette kesilebilir. Ancak bunu tersine çevirmek hiç de kolay olmayacağı için, bu bir hata olur. Bu arada Kıbrıs Türkiye’ye karşı bir pozisyon aldı. Kıbrıs sorunu çözülmedikçe de bu durum değişmeyecek. Türkiye birkaç yıl iç yeniden demokratik ve reformlar için çaba gösteren bir ülkeye dönüşürse, Kıbrıs bu kez müzakerelere yenden başlanmasını reddedecektir. Eğer müzakereler şimdi kesilirse önümüzdeki 10 ya da 20 yıl içerisinde yeniden devam etmek bu nedenle pek de mümkün olmayacaktır. İşte birçok AB ülkesinin endişesi de budur.
DW: Bu durum neden AB ülkelerini endişelendiriyor?
Stiglmayer: Bunun birçok sebebi var. Bir kere ortada Türkiye üzerinden AB’ye daha az mülteci gelmesini sağlayan bir mülteci anlaşması var. Bununla birlikte Türkiye AB’nin beşinci büyük ticaret ortağı, aynı zamanda AB de Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı. Türkiye’deki yabancı yatırımcının yarısından fazlası, hatta uygun yıllarda yüzde 70’i AB ülkelerinden geliyor. Diğer yandan AB ülkelerinde birçok Türkiye kökenli insan yaşıyor. Türkiye’ye ayrıca terörle mücadele, savunma ve güvenlik konularda da ihtiyacımız var. AB ülkeleri tüm bunları riske atmak istemiyor ve Türkiye’nin bir gün, belki bir başka hükümet ile birlikte AB’ye yakınlaşma politikasına yeniden geri dönmesini umuyor.
DW: Peki, AB’nin Türkiye üzerindeki baskıyı artırma imkanı var mı?
Stiglmayer: Şu an çok fazla seçenek yok. AB’nin şu an mülteci anlaşması gibi Türkiye ile işleyen ortaklıklarını devam ettirmek dışında bir seçeneği yok. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi de önemli. Bu her iki tarafta da ticarete canlılık getirecektir. Ama Almanya şu anda buna karşı bir tutum sergiliyor.
DW: Mülteci anlaşması Almanya için Türkiye ile ilişkilerde önemli bir rol oynuyor. Türkiye’nin Akdeniz ve Ege üzerinden daha fazla mültecinin geçmesini engellemesi diğer AB ülkeleri açısından ne kadar önemli?
Stiglmayer: Bu anlaşma tüm AB için önemli. Tabii ki bu rotadan gelen mültecilerin büyük bir kısmı Almanya’ya geldi. Ancak birçoğu da İsveç, Danimarka, Hollanda ve Avusturya’ya da gitti. Bu insanlar Yunanistan, Balkanların batısındaki ülkeler, Avusturya ve Slovenya güzergahını kullandı. Bulgaristan o dönem bu mülteci akının biraz dışında kaldı ama her an yeni bir mülteci akınından etkilenme endişesini taşıyor. Tabii ki AB içerisinde bu konuda bir dayanışma da gösterilmek isteniyor. Şimdi konu, AB’nin Türkiye’deki mülteciler için bir üç milyar euro daha bulması. Çünkü Türkiye’nin iki defa üçer milyar euro alması, anlaşmanın bir parçasıydı. Umarım bu para bulunur, çünkü bu paranın büyük bölümü Türkiye’deki mültecilere gidiyor. Bu paralar onların koşullarını gerçekten iyileştirdi. Bu sayede yüzbinlerce Suriyeli çocuk okula gidebiliyor. Oysa bunan 2 yıl önce gidemiyorlardı. O nedenle şu an milyonlarca Suriyeli mülteciye bakan Türkiye ile dayanışma gösterilmeye devam edilmelidir.
DW: Tekrar yaptırımlar konusuna geri dönecek olursak: Eğer AB yaptırımlar konusunda tereddüt ederse, bu Erdoğan’ın AB’ye karşı takındığı sert üslubun sonuç verdiğine işaret etmez mi?
Stiglmayer: Şu an konu katılım öncesi mali yardımlar. Bunlar sadece kısılmayıp, farklı yöne de kanalize edilebilir. Örneğin sivil toplum kuruluşlarına. Bağımsız medya kuruluşlarına daha fazla para aktarılabilir. Ya da işadamları, öğrenci ve insan hakları aktivistleri için vize kolaylığı getirilebilir. AB bu şekilde kimin tarafından olduğunu gösterebilir. Ancak doğrudan yatırımlar planlananın aksine zarar verici olabilir. Bununla birlikte Türkiye’de halkın büyük bir kısmı demokrasiye ve AB istikametine geri dönmeyi arzu ediyor. Söz konusu grup, bunu dile getirmeye cesaret edenden çok daha fazla… Bu bağlamda Avrupa’nın beslediği yerinde bir umut. Gerçi şu an birçok kişi tüm bu “temizlik” operasyonları nedeniyle sesini çıkarmaktan fazlasıyla korkuyor. Ama ben Türkiye’nin başka bir hükümet ile çok kolay bir şekilde yeniden iyi bir yol bulabileceğine inanıyorum.

Siyaset bilimci Alexandra Stiglmayer, Avrupa İstikrar Girişimi’nin (ESI) kurucu üyeleriden. Stiglmayer, Avrupa İstikrar Avrupa İstikrar Girişimi’nde ağırlıklı olarak Balkan ülkeleri, Türkiye ve Azerbaycan alanında araştırma ve çalışmalar yapıyor.

Söyleşi:Kersten Knipp

Scroll to top