ABHaber-Analiz: Jean Claude Juncker,Johannes Hahn ve çöken Türkiye-AB ilişkileri… Reviewed by Momizat on . Avrupa Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker, yeni ekibini belirledi. Türkiye’de her zaman olduğu gibi her kafadan bir ses çıkıyor.Anlamsız sadece konuşmak ve y Avrupa Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker, yeni ekibini belirledi. Türkiye’de her zaman olduğu gibi her kafadan bir ses çıkıyor.Anlamsız sadece konuşmak ve y Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Yorum Analiz » ABHaber-Analiz: Jean Claude Juncker,Johannes Hahn ve çöken Türkiye-AB ilişkileri…

ABHaber-Analiz: Jean Claude Juncker,Johannes Hahn ve çöken Türkiye-AB ilişkileri…

Avrupa Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker, yeni ekibini belirledi. Türkiye’de her zaman olduğu gibi her kafadan bir ses çıkıyor.Anlamsız sadece konuşmak ve yazmak için yapılan değerlendirmeler.Gezi olayları sonrası AB’den Türkiye’ye yapılan eleştirilere bir bakın birde Johannes Hahn’ın Türkiye’den sorumlu olduğu Avrupa Komisyonu’na bakın.Tam bir komedi.

AB’de Türkiye’ye karşı çok büyük oyun oynanıyor.Ankara Anlaşması imzalandığı günden bugüne Türkiye AB kapısında avutulup duruyor.Bizlerde seyrediyoruz. Yarım asır geçmiş beklemekten hala bıkmadınız mı?

AB’nin ‘Genişleme Müzakereleri’nden sorumlu yeni komiseri Johannes Hahn’ın atanmasının özeti  ‘iliskilerin buzdolabından alınıp derin dondurucuya konulmasıdır’

Johannes Hahn Avusturya’nın muhafazakar partisi ÖVP kökenli.Başka ne diyelim.İnsanlar kalkıp Hahn’ın Türkiye’nin AB üyeliğine karşıyım demesini bekliyor.Demez,diyemez.Ancak Hahn’ın Türkiye’den sorumlu üye yapılması ‘ETİK’  değil.AB’nin Türkiye’ye yaptığı eleştirilerinde samimi olmadığını ortaya çıkaran bir gelişme ile karşı karşıyayız.Sorun bu.

İlk önce şunun bir tespitini yapalım.Beş yıl boyunca AB’ye yeni bir üye alınmayacak.Genişleme gündemde değil.Yine Beş yıl boyunca Avrupa Komisyonu’nda özel bir genişleme Komiseri eskisi gibi olmayacak. Genişleme yok kaldırıldı.Sadece AB Komşuluk Politikaları başlığına genişleme müzakereleri eklendi.Buda zaten son saniyede ayıp olmasın diye yapıldı.Bunuda yapmayacaklardı. İlk iki taslakta (Yeni Avrupa Komisyonu üyeleriyle ilgili) ne genişleme ,nede genişleme müzakereleri lafı vardı son saniyede eklediler. Şimdi herkes birbirini avutuyor.Zaten bugünlere böyle birbirlerimizi avutarak geldik.Konuya hakim olmazsanız kendinizi avutursunuz.

Ayrıca Juncker,ilk iş olarak yeni Komisyon’da AB Kıbrıs Türk Masası’nı Bölgesel Politikalar Genel Müdürlüğü’ne bağladı.Bu olacak iş mi?

ABHaber’de orjinal metni yayımlanan Juncker’in Hahn’a gönderdiği mektuba dikkat etmek lazım.

Juncker, Hahn’a gönderdiği görev mektubunda Komisyon üyesinin ‘AB’nin Güney ve Doğu komşularıyla siyasi ve ekonomik bağlarını güçlendirmeye yoğunlaştırması gerektiğini’ ifade etti.’Geçtiğimiz on yıl boyunca AB’nin kapsamlı bir şekilde genişlediğine’ işaret eden Juncker, önümüzdeki beş yılın bir ‘pekiştirme’ dönemi olacağını belirterek görev süreleri boyunca yeni bir üyenin alımayacağını tekrarladı.Hahn’ın devam eden üyelik müzakerelerinden de sorumlu olacağını hatırlatan Juncker mektubunda ‘özellikle Batı Balkanlar ‘ görüşünün altını çizdi.Komisyon Başkanı’nın bu vurgusu, özellikle Türkiye’yi kapsam dışı bırakıyor.Juncker mektubunda Türkiye’nin adını bile telafuz etmiyor.

Bakın 50 yıl geçmiş oynanan oyunu görüp ona göre politikalar oluşturacağımıza.Gelişmeleri seyrediyoruz.Ve birkaç üye ülkenin yönlendirmesiyle AB tarafından hedef tahtasına oturtulup sindiriliyoruz.

Ortada teknik süreç olan müzakerelerin adı var kendisi yok.Müzakereler bir şekilde siyasi ve keyfi olarak bloke ediliyor.Siz sağlık,ormanların korunması, gıda güvenliği ….vs AB müktesabatını bu şartlarda  kendi mevzuatınıza nasıl uyarlayacaksınız? Bunun için de ayrı ayrı 28 ülkenin onayını  her müzakere başlığının açılması ve kapatılmasında almak zorundasınız.Sevgili ABHaber okurları dünyada böyle bir uygulama yok.Resmen Türkiye’yle dalga geçmek için yapılan bir müzakere süreci sanki.Böyle bir müzakere süreci olamaz.Bunun değiştirilmesi lazım.

Zaten birçok AB adayı ülke,”AB’nin yarın Türkiye gibi bizi de gereksiz, nedensiz, her ülke için değişken hale gelen kriterlerle oyalamayacağının garantisi nedir?” sorusunu soruyor.AB adayı ülkeler bile (Türkiye-AB) müzakere sürecine şüpheyle yaklaşıyor.

Bir üst düzey AB Komisyonu bürokratının Türkiye-AB müzakere süreci başladığı zaman görüşünün altını tekrar çizelim.Müzakereler Türkiye’yi oyalama ve masadan kaldırma müzakereleridir.Böyle müzakere süreci olmaz demişti.

Onun demesine gerek yok ABHaber’in 2004 sonrası yayımladığı onlarca analizde oynanan oyunu gündeme getirerek yeni bir strateji belirleyin demiştik.Hatta birkaç üye ülkenin girişimiyle AB’nin haksız bir şekilde Türkiye’ye dayattığı müzakere kurallarını belirleyen önerilerini reddedin demiştik.

Sorun şu.Sizin gelinen nokta itibariyle stratejiniz ne olmalı?AB’ye şuna buna bağırmaya kavga etmeye,rest çekmenize hakaret etmenize…vs hiç gerek yok.AB tarafından size önerilen her şeye evet demenize ise hiç gerek yok.

Birkaç AB üyesi ülke tarafından AB adına oynanan oyuna karşı ne yapmalısınız?İşte sorun burada.Sevgili ABHaber okurları maalesef bu işi yapacak ne siyasette nede bürokraside ekip yok.Bunlar birkaç kişiyle yapılacak işlerde değil.

Şimdi çıkmış AB uzmanıyım diye geçinenler bunların uzaktan yakından AB uzmanı olmadıkları bizce ortada.Diyolarki Hahn, Türkiye için çok iyi bir fırsat.Avrupa Komisyonu’nu çok iyi biliyormuş.Sanki Hahn müzakere sürecindeki ülkeleri tam üye yapıyor.Gülelim mi ağlayalım mı? Sevgili ABHaber okurları bu kafalar yüzünden 50 yıldan fazla (verdiğimizin karşılığında çok az alarak) AB kapılarında bekleyip duruyoruz.İşin acı gerçeği bu maalesef.

ABHaber olarak açık çağrı yapıyoruz.Türkiye’deki AB üzerine çalışan bilim insanları lütfen durum tespiti duyguları ve siyasi görüşlerine göre değil sorunu çözecek strateji ne olmalı bunları ortaya koysunlar.

Türkiye-AB süreci birkaç AB üyesi ülkenin sözüm ona kendi sığ stratejik hesapları yüzünden Türkiye’yi köşeye sıkıştırma süreci olarak kullanılıyor.Bu nasıl bozulacak? İşte buna kafa yormak lazım.

Şimdi müzakere masasından kalkmadan alternatif öneriler çıkış yolları ara formüller bulmak lazım.Bu çerçevede ABHaber olarak bizde bir öneri getirelim.AB Bakanı Volkan Bozkır ve ekibi Brüksel’i ziyaret edeceğine bu oluşan şartlarda zaman kaybetmeden doğrudan Berlin’e öneriyle gidip sürecin içinde bulunduğu durumla ilgili bir müzakere yapmaları belki daha doğru olabilir.Sonuçta AB’nin patronu kim ne derse desin Almanya.

Göreve yeni atanan AB Bakanı Bozkır stratejisini, AB-ABD Transatlantik görüşmelerine Türkiye’nin bir şekilde katılımının sağlanması ve Suriye,Iraklı …vs mültecilere yardım ile ‘Gümrük Birliği’ni yeniden müzakereyi merkeze alacak şekilde oluşturması iyi olur.Bozkır bunun dışında ne yaparsa boşuna zaman harcamış olur.Bizden söylemesi.

Bir kez daha görülüyorki AB bu aşamada Türkiye’yi almaya hazır değil.Müzakere sürecide siyasi nedenlerle bloke ediliyor. O zaman Türkiye ve AB olarak ticaret üzerine odaklanalım daha fazla ticareti konuşalım neler yapabiliriz gündem belirleyelim ne zaman Türkiye’yi alma kararını verirseniz siyasi konulara o zaman daha fazla eğilelim.Müzakere sürecini AB ne zaman saygın ve güvenilebilir bir süreç yaptığı zaman diğer konuları yoğun bir şekilde ele alalım.Bozkır ve ekibi bu öneri temelinde çalışıp Berlin’de bu çerçevede müzakereler yaparsa çok daha yerinde olur.

Siz AB olarak hem müzakere sürecini bloke edeceksiniz.Gezi olayları sonrası Türkiye’ye getirmediğiniz eleştiriler kalmayacak. (Bunlar haklı olabilir ancak bunlar AB tarafından müzakere sürecinin siyasi nedenlerle bloke edilmesi gerçeğini değiştirmez.İlk önce bunu konuşalım) Sonra da Türkiye’nin AB üyeliğine soğuk yaklaşan Avusturyalı Komiseri Türkiye’den sorumlu olarak atayacaksınız.Hahn, ben Türkiye’nin AB üyeliğini destekliyorum dese ne olur.Zaten geldiği görev gereği Türkiye’nin AB üyeliğini en çok ben destekliyorum diyecektir.Ama üyesi olduğu ÖVP Partisi Türkiye’nin AB üyeliğine temelden karşı daha ne söyleyelim.

Genişleme Komiserliğini kaldırıp Avusturyalı atayarak Türkiye’ye bir AB bürokratının deyimiyle tarihsel mesaj göndereceksiniz.Sonra da Türkiye’yi eleştireceksiniz.Bu iş olmaz.AB-Türkiye süreci birkaç üye ülke tarafından Türkiye’yi köşeye sıkıştırma aracı olarak kullanılamaz.

Juncker Komisyonu’nun resmen açıklanmasıyla AB’nin bilhassa son zamanlarda (Gezi parkı sonrası) Türkiye’ye yaptığı eleştirilerde samimi olmadığıda bir kez daha net bir şekilde ortaya çıkmıştır.İsteyen istediğini söyler.Elimizdeki veriler üzerinden konuşuyoruz.Marc Pierini, Türkiye’ye ders vermeden önce AB’nin teknik süreç olan müzakerelere siyasi müdahalelerin sonlandırması çağrısında bulunması çok daha anlaşılabilir olurdu.Pierini’nin eleştilerinin bir anlamı olmadığını Juncker açıkladığı yeni Avrupa Komisyonu’yla ortaya koydu.Lütfen biribirimizi kandırmayalım.

AB’de Türkiye’ye yapılan eleştirilerin doğru veya yanlışlığı tartışma dışındadır.Müzakereler engelleniyor.Ve müzakere süreci Türkiye’yi AB dışında bırakmak isteyen birkaç AB üyesi ülkenin girişimiyle sulandırılmıştır.İlk önce saygın ve ayrımcı olmayan bir müzakere sürecini önümüze koyalım ondan sonra AB’nin getirdiği tüm eleştirileri ele alalım.

Juncker Komisyonu’nda Genişleme komiserliği kaldırılıyor.Ayıp olmasın diye genişleme müzakereleri konuluyor. Kimse kendini kandırmasın.Fransız bir gazetecinin deyimiyle Avusturyalı Komiser Türkiye’ye AB üyesi olamazsın mesajı vermek için getirildi görüşünün altını çizmek gerek.

Brüksel’deki çok deneyimli bir İtalyan gazetecinin bize 1999 yılında söylediği sözle bitirelim.’’Türkiye’ye karşı AB’de saygın olmayan büyük bir oyun oynanıyor adeta dalga geçiliyor.Türkiye’de ısrarla benle dalga geçin diyecek politikalar izliyor.O açıdan kızmayın bu politikalarla bir yere varamazsınız”

Sevgili ABHaber okurları bunu söyleyen 1960 yılların başından beri Brüksel’de AB konularını izleyen bir İtalyan gazeteciydi. Kendisi 2002 yılında Brüksel’den ayrıldı.Sonucu buyrun siz değerlendirin.50 yılın üzerinde ilişkilerde gelinen noktayı siz değerlendirin.Biz değerlendirirsek ayıp olacak.

Juncker Komisyonu Türkiye’ye AB süreci açısından her anlamıyla çok kötü bir mesaj veren bir heyetle yola çıkıyor.

Unutmadan bir kez daha söyleyelim kimseye kızmanıza veya hakaret etmenize gerek yok.Veya AB’nin her dediğini yapmanıza ise hiç gerek yok.

Strateji,Strateji,Strateji geliştirecekisiniz.Kimse size siz haklısınız hakkınızı alın demez.Hakkınızı mücadele ederek (strateji belirleyerek) alacaksınız.

Bu politikalarla gitmekte ısrar ederseniz AB kapılarında hiç bir şey almadan ve sürekli hedef tahtasına oturtulup köşeye sıkıştırılarak bugüne kadar olduğu gibi daha çok avutulursunuz.

Şimdiden iyi hafta sonları

Scroll to top