AB savunma sanayiinde ticareti yavaşlatıyor Reviewed by Momizat on . AB ile Türkiye arasında yaşanan gerilim, savunma sanayinde de kendini gösteriyor. AB ülkeleri Türkiye ile yapılan ticarette zaman zaman ihracat ve ithalat lisan AB ile Türkiye arasında yaşanan gerilim, savunma sanayinde de kendini gösteriyor. AB ülkeleri Türkiye ile yapılan ticarette zaman zaman ihracat ve ithalat lisan Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Özel Haberler » AB savunma sanayiinde ticareti yavaşlatıyor

AB savunma sanayiinde ticareti yavaşlatıyor

AB ile Türkiye arasında yaşanan gerilim, savunma sanayinde de kendini gösteriyor. AB ülkeleri Türkiye ile yapılan ticarette zaman zaman ihracat ve ithalat lisanslarını geciktiriyorlar. Sektör temsilcileri 1974 yılını hatırlatarak bunun Türkiye için avantaja dönüştürülebileceğini vurguluyorlar.

AB’den Türk savunma sanayisine engeller uygulanıyor. Yaşanan siyasi gerilimler nedeniyle bireysel bazda bazı AB ülkeleri ihracat ve ithalat lisanslarını geciktiriyor. Türk savunma sanayicileri ise 1974 yılında Türkiye’ye uygulanan ambargoyu hatırlatarak, bunun avantaja dönüştürülebileceğini vurguluyorlar.

Türkiye’nin savunma sanayinde 2016 yılı ihracatı toplam 1.95 milyar dolar. Türkiye bunun yüzde 36’sını AB ülkelerine yapıyor. AB’ye yapılan ihracatın büyük bölümü ise off set kapsamında yapılıyor.

DÜNYA’ya açıklamalarda bulunan Savunma Sanayii İmalatçılar Derneği (SASAD) Başkanı Temel Kotil, mülteci krizi ile başlayan ve referandum ile AB dışında AB üyesi ülkelerin bireysel tutum ve davranışlarının AB uyum görüşmelerini olumsuz etkilediğini söyledi. Almanya’nın karşı durması nedeniyle AB ile yürütülen Gümrük Birliği modernizasyonu sürecinin kesilmesinin kaçınılmaz olduğunu kaydeden Kotil, “Türk savunma ve havacılık sanayii bugün itibarıyla büyük ölçüde kendi kendine yeterli bir konuma geldi. Mevcut ortamda yine genelde bireysel olarak bazı ülkeler ithalat ve ihracat lisanslarının alınmasında yavaşlatma ve kasıtlı olarak engelleme izlenimleri var. Bugün hiçbir ülkenin kendi başına tüm ihtiyaçlarını yerli olarak karşılaması mümkün değil. Durum böyle olunca da bizlere intikal eden önemli bir şikayet olmamasına karşın olmayacak da diyemeyiz. Uzun vadede bu tür sıkıntılar bizim için avantaja dönüşebilir” dedi.

AB’li şirketlerle ortak yürütülen projelerde şu ana herhangi bir sıkıntı olduğuna dair haber gelmediğini ifade eden Kotil, buna karşın ihracat lisansındaki gecikmelerin bu projeleri de etkilediğini dile getirdi. Bu konuda ilgili bakanlıkların ilgili ülkelerle temasta olduğunun bilgisini de veren Kotil, “Uluslararası ortak projeler sözleşmelerle uluslararası mevzuatla güven altına alınmaktadır. Ama bu mevzuatı hiçe sayarlar mı bilemeyiz” açıklamasını yaptı.

Savunma sanayi ithalatında ABD’den sonra AB’nin önemli bir yer tuttuğunu aktaran Kotil, özellikle kara, deniz ve hava araçlarının güç ünitelerinin AB’den ithal edildiğini kaydetti. Zor durumda kalınması halinde AB’nin alternatifinin bulunacağını belirten Kotil, “AB ile savunma ve havacılıkta sıkıntılar yaşamamız olası. Bu durum Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayi politikasının yeniden incelenmesini, bu gibi tehditleri önlemede ön tedbirlerin alınmasını sağlar” dedi.

Maliyetlerde azalma hedefleniyor
Mehmet KAYA

Savunma sanayisinde yapılanmanın son aşamalarından biri olarak düşünülen ve şirketlerin etkin rol oynayarak, TSK kullanımındaki platform ve sistemlerin tamamının envanterden çıkıncaya kadar etkin şekilde kullanılmasının sağlanması anlamına gelen “ömür devri” sistemine geçilmesi için çalışmalar yoğunlaştı. SSM, bu konuda bir strateji belgesi hazırlığını son aşamaya getirdi.

Ömür devri yönetiminin işlerliğinin artırılması amacıyla da SSM’de bir özel sektörün de katılımıyla platform oluşturuldu. Strateji belgesiyle, şirketlerin uzun vadede sürecin tamamında etkin olması ve mevcut TSK ve diğer kamu altyapısının ömür devri için kullanılması amaçlanıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine giren silah, yerli platform ve sistemlerin artmasıyla, bu ürünlerin sürekli olarak kullanıma hazır tutulması ve olası geliştirmelerine yönelik yeni yaklaşım arayışları son aşamaya geldi.

Ömür devri yönetiminin kullanımdaki her türlü askeri silah ve sistemin maliyet etkin şekilde, özel sektörün de katılımıyla kullanımdan çıkıncaya kadar geçecek süreci kapsayan ömür devrinde verimliliğin ön planda tutulması amaçlanıyor. Böylece, silah, sistem ve platformlar etkin olarak kullanılması yanında, özel sektörün de sürece katılmasıyla gelirlerinin artması, buna karşılık toplam maliyetlerde ise azalma hedefleniyor. Ürünün kullanımdan çıkıncaya kadar süreçte üreticinin dahil olmasının sadece yüklenici değil, alt tedarikçiler açısından da uzun süreli gelir anlamına geleceği, bunun da savunma sanayiinin sürdürülebilirliği açısından uygun bir iklim oluşturacağı değerlendiriliyor. Bu süreci yönetmek için yeni bir strateji belgesi hazırlığı da tamamlandı.

Belgeye göre tedarik aşamasından itibaren ürünlerin ömür devri planlanarak ihalelere çıkılacak. Bu yolla her bir ürünün sadece alımı değil, kullanımının bitimine kadar oluşan bütün maliyetlere yönelik bir öngörü de sağlanacak. Belgeye göre, başta, mevcut bakım üniteleri olmak üzere TSK ve kamuda bu yönde hizmet veren birimlerin kullanılmasında kamu-özel ortaklığı modelleri geliştirilecek. Ürün destekleri de maliyet etkin olarak sağlanacak. Belgede, garanti sürelerinin bitmesinin ardından şirket ile ürün arasında bağın koptuğu ve bunun da ürün kullanıcısı açısından ilave bir maliyet ortaya çıkardığı, gerekli hallerde üreticinin katılımıyla gerçekleşen süreçlerde de yüksek maliyetli hizmet alımlarının gerçekleşebildiği belirtildi.

Ömür devri yönetiminde, sadece yedek parça tedariki değil, ürünün tamamen desteklenmesi, üretici ile bağın ürün kullanımı sona erene kadar devamı, kritik parçalarda millileştirme-yerlileştirme imkanı sağlanması, lojistik avantajlar, yüksek harbe hazırlık seviyesi avantajları bulunacağı vurgulanıyor.

Sercan Akıncı-Mehmet Kaya -Dünya

Scroll to top