AB 60 Yaşında: Başarılar, Sorunlar Reviewed by Momizat on . İsmail Kemal Bundan tam 60 yıl önce 25 Mart 1957’de Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu (AET) oluşturan Roma Antlaşması imzalanmıştı. Sözkonusu antlaşmayı imzalayan ül İsmail Kemal Bundan tam 60 yıl önce 25 Mart 1957’de Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu (AET) oluşturan Roma Antlaşması imzalanmıştı. Sözkonusu antlaşmayı imzalayan ül Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Görüş / Makaleler » AB 60 Yaşında: Başarılar, Sorunlar

AB 60 Yaşında: Başarılar, Sorunlar

İsmail Kemal

Bundan tam 60 yıl önce 25 Mart 1957’de Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu (AET) oluşturan Roma Antlaşması imzalanmıştı. Sözkonusu antlaşmayı imzalayan ülkelerFransa, İtalya, Hollanda, Batı Almanya, Belçika ve Lüksemburg’tu. Roma Antlaşması 1 Ocak 1958’de yürürlüğe girdi. Altı ülke ile yola çıkan AET süreç içinde genişledive Avrupa Birliği (AB) oldu. 28 üyeye ulaştı.İngiltere’nin ayrılma kararı ile 27’e indi. AB üyesi 27 ülkenin liderleri Roma Antlaşması’nın 60. yıldönümünü kutlamak ve birliğin durumunu, geleceğini değerlendirmek için Roma’da biraraya geldiler. 2004 ve 2007 genişleme sürecinde var olan hava şimdi var olsaydı AB’nin 60. yıldönümü kutlamaları çok farklı olacaktı. İngiltere de birlik içinde olacaktı. Ama 2004’ten 2017’ye köprülerin altından çok sular aktı.

Şimdi AB entegrasyon projesi ciddi sorunlarla karşı karşıya. Havada sevinç, kendine güvenden çok kaygı, güvensizlik, yolunu kaybetmişlik var. Avrupalıların sadece yüzde 36’sı AB’ye güveniyor. Bir çok Avrupa ülkesinde AB projesine karşı çıkan popülist hareketler güç kazandı. Hollanda’da popülizm dalgasına bir şekilde set çekildi ama sırada Fransa, Almanya ve (gelecek yıl) İtalya var.Bu ülkelerdeki seçimlerin birinde popülistlerin başarılı olması, özellikle Marie Le Pen’in Fransa Cumhurbaşkanı seçilmesi AB’nin sonunu getirebilir. İşte bu nedenle AB’nin 60. yıldönümü kutlamaları bayram havasında olmuyor. Gelecek konusunda ciddi kaygılar var.

AB dünyanın en gelişmiş entegrasyon projesidir. Demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, özgürlükler konusunda dünyaya örnektir. Bu konularda standartları belirlemektedir. Avrupa’yı harabeye çeviren iki dünya savaşının acı deneyimleri üzerine 1957’de kurulan AET öncelikle bir barış projesiydi. Siyasi bir projeydi. Almanya ile Fransa arasındaki düşmanlık ve savaşlara son vererek yaşlı kıtada işbirliğini, halkların barış ve refah içinde yaşamasını sağlamayı amaçlayan bir projeydi. Bu anlamda başarılı bir projedir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa ülkeleri arasında savaş olmadı ve olması beklenmiyor. Avrupalılar 60 yıldır barış içinde yaşıyor. Bu nedenle AB 2012 Nobel Barış Ödülü’nü kazanmıştı. Aşırı sağcı, popülist hareketler AB’yi parçalamayı, eski düşmanlıkları geri getirmeyi başarmadığı sürece savaş tehlikesi sözkonusu olamaz.

Entegrasyon Avrupa halklarını ekonomik yönden de güçlendirdi. Yaratılan büyük ortak pazar, malların, sermayenin, işgücünün serbest dolaşımı ve diğer ekonomik entegrasyon süreçleri sosyal devleti, refah toplumunu güçlendirdi. İnsanlar istedikleri üye devlette öğrenim görebilir, çalışabilir, yerleşip yaşamını sürdürebilir. Bu büyük bir olanak. 2014 yılı verilerine göre 14 milyon Avrupalı başka bir AB ülkesinde yaşıyor, çalışıyor. Schengen Bölgesi serbest dolaşımı yeni bir seviyeye çıkarıyor. Euro bölgesinde para birimi ortak. Kısacası2008 mali krizi patlak verene kadar AB ekonomik proje olarak dabaşarılıydı. Kuşkusuz daha önce de ekonomik durgunluk dönemleri olmuştu. Ancak 2008 mali krizi bambaşka bir kriz oldu. Üye ülkeler arasındaki dayanışmayı, güveni sarstı. Ortak para birimi Euro’ya duyulan güven yara aldı. Yunanistan gibi krize giren üye ülkelere dayatılan acı reçeteler halkı yoksullaştırdı ve popülizmi körükledi. Ama sonuçta AB hala dünyanın en büyük ortak pazarıdır. Büyük bir ekonomik refah alanıdır.

AB çevreyi koruma, küresel ısınma ile mücadele, alternatif enerji kaynaklarına yönelme gibi yaşamsal konularda da dünya standartlarını belirliyor. Küresel ısınma ile mücadele konusunda Paris Antlaşması’nın kabulünde AB’nin önemli rolü oldu. AB’nin karbon emisyonlarını kısıtlama hedefleri dünyaya örnektir. Avrupa’da çevreyi koruma hukuku çok gelişmiştir ve çevre çok iyi korunuyor.

AB’nin hep eleştiriler aldığı, zayıflıklarının, hatalarının hatırlatıldığı, karamsar tabloların öne çıktığı bu dönemde bu projenin başarılarını hatırlatmak istedik. Elbette AB projesi şimdi 60 yıllık varlığının en büyük sınavı ile karşı karşıya. Başarı ile yoluna devam edebilmek için kendine yeni bir strateji belirlemesi gerekiyor. AB’nin karşı karşıya olduğu sorunların sadece ekonomik sorunlar olduğunu düşünmek yanlış olur. Temelde yatan ekonomik sorunlar olsa da günümüzde kimlik konusu ve bundan kaynaklanan gerginlikler, AB kurumlarına güvensizlik ve buna bağlı olarak meşruiyet sorunları vardır. Popülist hareketlerin yükselişini durdurmak için bu sorunlara çözümler üretilmesi gerekir. Bakalım Roma’da biraraya gelen AB liderleri bunu başarabilecek mi?

Avrupalıların ve dünyanın çıkarları yaşlı kıtada entegrasyon süreçlerinin devamında yatar. Tüm eksikliklerine, aksaklıklarına, hatalarına rağmen AB hepimize gerekli. Ulus devlete geri dönüş, içe kapanma, dar milliyetçilik, nativizm, popülizm Avrupalıların yararına olmaz. Dünyanın yararına olmaz. AB projesine yeniden dinamizm, çekicilik kazandıracak,halkın güvenini yeniden kazanacak politikalara ihtiyaç var. 60. yıldönümünde AB projesi kritik bir kavşakta.

Kıbrıs

Scroll to top