femdom-mania.net femdom-scat.net hot-facesitting.com
92. yılında Nutuk’un önemi Reviewed by Momizat on . Umut Berhan ŞEN “Milletin içinde serbest bir birey olmak kadar dünyada mutluluk var mıdır? Gerçekleri bilen, kalp ve vicdanında manevi ve kutsal hazlardan başka Umut Berhan ŞEN “Milletin içinde serbest bir birey olmak kadar dünyada mutluluk var mıdır? Gerçekleri bilen, kalp ve vicdanında manevi ve kutsal hazlardan başka Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Görüş / Makaleler » 92. yılında Nutuk’un önemi

92. yılında Nutuk’un önemi

Umut Berhan ŞEN

“Milletin içinde serbest bir birey olmak kadar dünyada mutluluk var mıdır? Gerçekleri bilen, kalp ve vicdanında manevi ve kutsal hazlardan başka zevk taşımayan insanlar için ne kadar yüksek olursa olsun, maddi makamların hiçbir değeri yoktur.” Gazi Mustafa Kemal, Nutuk, s. 663

Türkiye Cumhuriyeti tarihini anlatan ilk yazılı belge niteliğindeki Nutuk (Söylev), 92 yaşında. Peki Nutuk’ta anlatılanların yaşı var mı? Aslına bakarsanız, Nutuk, tüm zamanlara ışık tutan bir başucu kitabı olmasının dışında, aynı zamanda döneminin koşulları altında değerlendirilebilecek tarihi bir belgedir.
Kuşkusuz dil, düşüncenin somutlaşmış halidir. Düşüncenin oluşmasında, gelişmesinde ve kelimelere aktarımında en önemli araçtır. Dilin sınırları düşüncenin sınırlarıdır. Dolayısıyla, düşüncenin sınırları da dilin sınırlarını oluşturur. Büyük önder Atatürk’ün kaleminden çıkan ve onun söylevi olarak seslendirilen Nutuk’u bu açıdan incelediğimizde metin yapısı ve dil kullanımı bakımından Atatürk’ün söylemini oluşturduğunu görüyoruz. Nutuk’ta Atatürk, tam 10 bin 531 bir cümleyi 3 bin 25 değişik dizim ilişkisi ile oluşturmuş ve metnin temel mantığını, düşünme biçimini, önceliklerini bu cümle yapılarına yansıtmıştır. Dolayısıyla Nutuk’un üslubu, Türk ve dünya tarihindeki diğer siyasal söylemlerden tamamen farklıdır.

Türkiye Cumhuriyeti tarihini anlatan ilk yazılı belge niteliğindeki Nutuk (Söylev), 92 yaşında. Peki Nutuk’ta anlatılanların yaşı var mı? Aslına bakarsanız, Nutuk, tüm zamanlara ışık tutan bir başucu kitabı olmasının dışında, aynı zamanda döneminin koşulları altında değerlendirilebilecek tarihi bir belgedir.
Kuşkusuz dil, düşüncenin somutlaşmış halidir. Düşüncenin oluşmasında, gelişmesinde ve kelimelere aktarımında en önemli araçtır. Dilin sınırları düşüncenin sınırlarıdır. Dolayısıyla, düşüncenin sınırları da dilin sınırlarını oluşturur. Büyük önder Atatürk’ün kaleminden çıkan ve onun söylevi olarak seslendirilen Nutuk’u bu açıdan incelediğimizde metin yapısı ve dil kullanımı bakımından Atatürk’ün söylemini oluşturduğunu görüyoruz. Nutuk’ta Atatürk, tam 10 bin 531 bir cümleyi 3 bin 25 değişik dizim ilişkisi ile oluşturmuş ve metnin temel mantığını, düşünme biçimini, önceliklerini bu cümle yapılarına yansıtmıştır. Dolayısıyla Nutuk’un üslubu, Türk ve dünya tarihindeki diğer siyasal söylemlerden tamamen farklıdır.

36 saat 31 dakika
Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Cumhuriyet Halk Fırkası genel başkanı olarak fırkanın ikinci büyük kongresinin cereyan ettiği 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında toplam 36 saat 31 dakika süreyle okuduğu, daha sonra kitap haline getirilen büyük Nutuk, Cumhuriyet tarihimizin önemli kaynaklarının başında yer alır. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkıştan itibaren 1926 yılı ortalarına kadar devam eden tarihsel süreci içeren Nutuk’un müsveddeleri 36 x 22 cm. büyüklükte kâğıtlara yazılmış olarak 506 sayfa tutmaktadır. Büyük bölümü Ankara’da hazırlanmış, son kısmı ve tamamının okunarak düzeltilmesi Mustafa Kemal Paşa’nın 1927 Temmuz’u başlarında geldiği İstanbul’da gerçekleştirilmiştir.
Kuşkusuz, Nutuk’ta 1920-1926 arası süreçteki, Türk toplumunda yaygın devlet anlayışı da en açık şekilde görülür. Devleti kurtarma ve koruma kavgası veren Gazi Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları bin bir güçlükle yılmadan mücadele ederken, kamuoyunun yaklaşımı nasıldı, gelişmeleri nasıl değerlendiriyordu sorularının Nutuk’taki karşılığı, hem devrin sosyal anlayışının hem aydın-halk ilişkisinin ipuçlarını vermektedir. Türk ulusu, 20. asrın başlarında henüz, asırların kökleştirdiği dini ve geleneksel bağlarla “ihanetinden haberdar olmadığı padişah-halifeye” bağlı olduğu gibi kendinden önce onun kurtuluşunu düşünmektedir ve onlarsız kurtuluşun derin anlamını kavramak yeteneğinde değildir. Türk ulusunu uzun yıllar savaştan savaşa sürüklemiş, son noktada memleketi düşman istilasına maruz bırakmış yöneticilerin durumundan habersiz, kendisi için iyi olan şeyi göremeyen bir ulusun egemenliği nasıl sağlanacaktı? İşte, büyük Nutuk aynı zamanda, bu temel ve can alıcı sorunun cevabını veren bir siyasal yol haritası niteliğindedir.

İnsanüstü çalışma
Nutuk, Atatürk’teki çalışma gücünün insan takatını bazen ne kadar aştığını da ortaya koyar. Zira Atatürk, devleti ilgilendiren yüzlerce, binlerce resmi yazışma ve belgeyi eski köşkün üst katındaki küçük çalışma odasında kendisi tasnif etmiş, sınıflandırmış ve düzenlemiştir. Atatürk, Nutuk’unu genellikle hep ayaküstü dolaşarak kâtiplerine yazdırmıştır.
Ayrıca, tam bir hafta uykusuz geçen, insanüstü bir çalışma sürecinin ürünüdür Nutuk. Uzun saatler süren yazışmalardan sonra kâtipler yaklaşık sekizon saatlik bir uykuya gittikleri zaman Atatürk süratlice banyo almış, giyinmiş ve akşam davetlilerine o gün yazdıklarını okutmak üzere sofrasına inmiştir. Okuma ve o günkü yazılar üzerine konuşmalar da saatler sürmüştür. Sabaha karşı, yorulanlar uzun bir dinlenme için evlerine dönmüşler, Atatürk ise çok defa kısa bir uykudan sonra bir gün önceki çalışmalarına kaldığı yerden devam etmiştir.

Güncel sentez
Atatürk, Türk dilinin kendisine sunduğu zengin imkânları, bilgiye ve bilince dayalı bir ustalıkla kullanmıştır. Nutuk, Mustafa Kemal Atatürk’ün yorumuyla, Türk tarih ve devlet felsefesinin güncel bir sentezidir. Dolaysıyla Nutuk, Atatürk’ü anlamak için temel kaynak olarak değerlendirilmeli, tarih biliminin çeşitli yöntem ve bakış açılarıyla incelenmelidir. Zira, Atatürk Nutuk’ta olanla birlikte olması gerekeni de anlatır. Bu yönüyle geleceği tasarlamaya yönelik bir eserdir. Atatürk, asla gerçeği söyleme kurban etmemiş, nihai amacını en açık şekilde ifade ederek metnini yazdırmıştır. Günümüz Türkiye’sinde Nutuk, halen yönetenlere ve tüm siyasetçilere ders verici niteliğini korumaya devam ediyor. Bugün, oldukça sıkıntılı bir süreçte hayati bir mücadele veren ülkemizin yöneticilerine tavsiye olarak, yine Nutuk’tan bir pasajla yazımı sonlandırıyorum:
“Her taarruza karşı, daima, karşı taarruz düşünmek lazımdır. Karşı taarruz ihtimalini düşünmeden ve ona karşı güvenilir tedbir bulmadan hareket edenlerin sonu yenilmek ve bozguna uğramaktır, yok olmaktır.” (Nutuk, s. 435)

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/1636452/92._yilinda_Nutuk_un_onemi.html

Scroll to top