Avrupa Halkın Partisi Kongresi Kıbrıs sorunu ve Türkiye’nin Kıbrıs’ın MEB’ndeki faaliyetleriyle ilgili karar aldı

20

Zagreb’de toplanan Avrupa Halkın Partisi Kongresi (EPP), Kıbrıs sorunu, Türkiye’nin Kıbrıs’ta ve Doğu Akdeniz’deki faaliyetleriyle ilgili acil bir kararı oybirliğiyle kabul etti.

Avrupa Halkın Partisi kararda, ‘Kıbrıs sorununa BM Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararları ve AB hukuku, değer ve Avrupa Birliği hukukunun genel bir prensibi olarak bilinen bağlılık ilkesi (principle of subsidiarity) dâhil ilkeleri çizgisinde, kapsamlı, sürdürülebilir ve uygulanabilir bir çözümü desteklediğini’ tekrarladı.

Kararda, BM Güvenlik Konseyi kararlarının sağladığı iki bölgeli, iki toplumlu federal bir model esasında yürütülen müzakereler çerçevesinden sapma olmaması vurgulandı.

Kararda EPP, Guterres’in müzakereler çerçevesine dikkat çekildi ve 2017’de Crans Montana’da varılan uzlaşmalar temelinde müzakerelerin başlaması çağrısı yapıldı.

Bu düşünceyle EPP, Kıbrıs adasında iki devlet oluşturulmasına yönelik Türkiye’nin alternatif çözüm olarak görülen önerisi kınandı.

Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm için müzakerelerin başlamasına yönelik koşulların yaratılması için BM gözetimindeki çabaların desteklendiğinin yeniden teyit edildiği kararda, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’taki iki toplum lideri Nicos Anastasiades ve Mustafa Akıncı’yla 25 Kasım 2019’da Berlin’de yer alacak üçlü görüşme yapılması çağrısı memnunlukla karşılandı.

Avrupa Halkın Partisi bu bağlamda, kapsamlı bir çözüme varılana kadar ilgili tüm taraflara Kıbrıs’taki BM barış gücünün (UNFICYP) varlığının devamının sağlanması için çağrıda bulundu.

EPP kararında ‘Türkiye’nin Kıbrıs müzakerelerinin başlaması çabalarıyla AB ve Türkiye arasındaki iyi komşuluk ilişkilerini baltalayan son davranışları ve açıklamaları kınandı ve Türkiye’ye Avrupa Birliği’nin bir üyesi olarak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarına saygı gösterilmesi’ çağrısında bulunuldu.

Bu bağlamda EPP, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Münhasır Ekonomik Bölgesi’ndeki sondaj faaliyetlerinin başlaması’ kınandı; Avrupa Konseyi’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerinden sorumlu gerçek ve tüzel kişilere yönelik sınırlayıcı tedbirler alınmasından memnuniyet duyulduğu’ ifade edildi.

EPP, Konsey’in Türkiye’nin faaliyetlerini engelleme ve son verme çabalarını desteklediklerini, bunun için gerekli her türlü tedbiri alma taahhüdünü koruduklarını belirttiler.

Avrupa Halkın Partisi Türkiye’ye bu faaliyetlere hemen son vermesi ve Kıbrıs Cumhuriyeti’yle tam bir dayanışma içinde olması çağrısında bulundu; EPP ve AB’nin AB üyesi ülkelerin egemenlik haklarının, BM Deniz Hukuku Sözleşmesi dâhil uluslararası hukuk ve AB müktesebatına uyumlu doğal kaynakların araştırma ve kullanımının ikili anlaşmalara girmesinin defalarca tekrarlandığını hatırlattı.

EPP dolayısıyla Kıbrıs Cumhuriyeti’nin enerji araştırma programına tam destek verdiğini kaydetti ve Kıbrıs’ın AB’nin enerji güvenliği ve bölgesel enerji işbirliğinin desteklenmesinin önemini tekrarladı.

Avrupa Halkın Partisi, Türkiye’nin kışkırtıcı girişimleri ve Kıbrıs Türk liderliğinin Maraş’ı kendi yönetimi altına alma girişimlerini kınadı; Maraş’ın sahiplerine geri verilmesi ve bu bölgenin BM Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararları ve 1979’da Kıbrıs Cumhurbaşkanı’yla Kıbrıslı Türk lider arasında uzlaşılan Üst Düzey Anlaşmaya uyumlu olarak BM yönetimine devredilmesi çağrısında bulundu.

Kararda, EPP’nin yabancı askerler, çağdışı kalmış garantiler ve herhangi bir dış ülkenin müdahale hakkı olmadan tüm Kıbrıs halkına faydası olacak adil, sürdürülebilir ve uygulanabilir bir çözüm için müzakere sürecinin desteklenmesine tamamen sadık oldukları vurgulandı; Avrupa Birliği’nin tüm Kıbrıslılar için barış, güvenlik ve daha fazla refah için en iyi araç olduğu tekrarlandı.