Rum İçişleri Bakanı Brüksel’de göç yönetimini geliştirmek için temaslarda bulundu ve Türkiye’yi suçladı

60

Güney Kıbrıs  İçişleri Bakanı Konstantinos Petrides, geçtiğimiz hafta Brüksel’de göç yönetimini geliştirme konusunda teknik düzeyde temaslarda bulundu. Açıklamaya göre Bakan, Komiser Dimitri Avramopoulos’un aynı konuyla ilgili Kıbrıs’a son ziyaretinin devamı olarak hizmet kurumları ile bir dizi görüşmeler gerçekleştirdi.
Görüşmelerden sonra basına konuşan Bakan, AB’de pek çok kişinin Avrupa İltica Destek Ofisinin (EASO) son 2018 yıllık raporuna dayalı olarak “gelişlerde önemli bir düşüşten”, “mülteci krizinin sona ermesinden” veya kriz öncesi AB’ye gelenlerin sayısından” söz etmelerine rağmen “bunun sadece üye devletlerin yarısı için geçerli olduğunu” söyledi. Bakan devamla Türkiye’yi suçlayarak “mülteciler krizini göğüslemede Avrupa’ya yardım etmek için 4,5 milyar avro almasına rağmen yükümlülüklerine göre hareket etmediğine” vurgu yaptı.

İçişleri Bakanı Kıbrıs’ın ne yazık ki ilk sırada bulunan üye devletlerden biri olarak sadece 2018’de değil aynı zamanda 2017 ve 2016’da hatta 2019’un ilk yarısında çok dengesiz başvurular aldığını, bunun endişe verici boyutlarda olduğunu ve sığınma başvurularında bir azalma olacağının görünmediğini vurguladı.

Kıbrıs’ın sadece son aylarda değil, son yıllarda ciddi mülteci baskısı ile karşı karşıya bulunduğunu belirten Bakan, istatistik verilerin çok endişe verici olduğunu, gelenlerin sayısında 2016’ya kıyasla 2017’de %50, 2018’de ise %65 artış kaydedildiğini dile getirdi.
İçişleri Bakanı şöyle devam etti:

“2019 ile ilgili veriler daha da endişe verici: Kıbrıs yılın ilk üç ayında her bir ay için ortalama 1.000 kişi aldı. Kuzey Kıbrıs’tan gelenlerin sayısı ise Ocak – Mayıs döneminde üç bini geçti”.

“Yaz döneminde hava şartlarının iyileşmesiyle tekne ile gelenlerin sayısında daha çok artış görülecek.Kıbrıs’ın karşı karşıya bulunduğu bu göç akınlarının nedenlerinden biri de Türkiye aracılığıyla gelen mülteci akınlarıdır.”

Bakan sözlerine devamla şunlar söyledi:
“Tüm samimi çabalarımıza rağmen Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti ile işbirliği yapmayı reddediyor ve bu durum Kıbrıs’ı zor bir duruma sokuyor”.

“Rakamlar yine tek başına gerçeği gösteriyor: 2015 ile Mayıs 2019 arasında, ya gemiyle ya da Kuzey Kıbrıs’tan  sekiz binin üzerinde insan Güney Kıbrıs’a geldi. Ortaya çıkan ve daha da endişe verici yeni bir durum da üçüncü ülke vatandaşlarının Türkiye’den uçakla doğrudan Ercan’a havaalanına gelmeleri ve devamla yürüyerek hükümet bölgelerine geçmeleridir. Topladığımız ve Frontex tarafından da teyit edilen bilgilere göre, pek çok yabancı ülke vatandaşı, Türkiye’deki serbest vize rejimi vasıtasıyla Türkiye’den Kuzey Kıbrıs’a hiç kısıtlama olmadan giriş çıkış yapmaları olanağına sahip.”

“Bu yabancı ülke vatandaşları arasında Suriyeliler, İranlılar bulunurken, Kamerun vatandaşları gibi diğer ilkelerin vatandaşları da bu vize serbestisi rejimiyle Türkiye’ye seyahat edebiliyorlar ve standartları karşılamayan işlemlerle Türkiye’ye girebiliyorlar. Türkiye’den doğrudan Kuzey Kıbrıs’a uçarak devamla Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından kontrol edilen topraklara geçiyorlar. Özellikle Kamerun vatandaşları tarafından yapılan başvurularda önemli bir artış görüyoruz”.
“Ulusal kaygılarımız dışında, büyük bir Avrupa bileşen de var; temel ihtiyaç üçüncü ülkelerden ortaklarımız için bizim politikamız tutarlı olması”.

“Yeni gelenlerin yaklaşık %25’i Suriyelidir. Unutmayın ki bu insanlar, kökenleri nedeniyle koruma altına aldığımız 15 bin kişiye göre ek akınlar oluşturuyor. Suriyeliler köklerinin olduğu ülkeye geri dönemiyorlar, bu durum da Kıbrıs’ın büyüklüğünden ve toplum yapısından dolayı, topluma içerilmekte ve uyum sağlamakta büyük zorluklara yol açıyor”.

“Tüm çağrılarımıza rağmen, Kıbrıs henüz herhangi bir yeniden yerleştirme programından yararlanamadı. Bu, koruma altına alınan çok sayıdaki insan nedeniyle, karşı karşıya bulunduğu dengesiz baskılardan rahatlayabilmek için tek yoldur”.

“Dengesiz mülteci baskısının azaltılmasının tek yolu, istikrarlı, yaşayabilir ve öngörülür bir çerçeve temelinde, yükümlülüklerin adil bir şekilde paylaşımını ve dayanışma sağlayacak bir mekanizma oluşturulmasıdır”.

“Avrupa’nın göç için gerçekten bütünsel ve kapsamlı bir yaklaşım uygulaması gerekiyor. Bu, adil, kapsamlı ve yaşayabilir, ortak bir Avrupa sığınma sistemi oluşturmak için, toplu bir şekilde işbirliğinde ilerleyebilmemiz için tek nedendir”.

Daha sonra gazetecilerin Komisyon tarafından bilgilendirilmesi sırasında Kıbrıs’a gelen mülteci akınlarındaki artış konusunda sorulan bir soruya Komisyon yetkilileri tarafından şu yanıt verildi: “Komisyon Kıbrıs’taki durumu çok yakından izliyor. Komiser Avramopoulos’un mart ayındaki ziyaretinin devamı olarak, yasa dışı gelişler nedeniyle ortaya çıkabilecek ihtiyaçları incelemek amacıyla Komisyon uzmanlar tarafından yerinde ziyaretler gerçekleştirdi. Her zaman olduğu gibi, Komisyon ve AB örgütleri tüm gerekli destekleri vermeye hazırdırlar”.

Kha