ABHaber-Analiz:CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz’ın Kıbrıs çıkışı ışığında Türkiye’nin çöken Kıbrıs ve AB politikaları… Reviewed by Momizat on . CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz’ın son günlerde Kıbrıs ile iligili çıkışları dikkat çekiyor.Yılmaz’ın Kıbrıs çıkışını hemen üzerine alanlar var.Sorun CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz’ın son günlerde Kıbrıs ile iligili çıkışları dikkat çekiyor.Yılmaz’ın Kıbrıs çıkışını hemen üzerine alanlar var.Sorun Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Yorum Analiz » ABHaber-Analiz:CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz’ın Kıbrıs çıkışı ışığında Türkiye’nin çöken Kıbrıs ve AB politikaları…

ABHaber-Analiz:CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz’ın Kıbrıs çıkışı ışığında Türkiye’nin çöken Kıbrıs ve AB politikaları…

CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz’ın son günlerde Kıbrıs ile iligili çıkışları dikkat çekiyor.Yılmaz’ın Kıbrıs çıkışını hemen üzerine alanlar var.Sorun izlenen politikalar ve siyasi-bürokrasi…vs sistemle ilgili şu veya bu kişiyle ilgili değil.Yılmaz’ın çıkışını en iyi anlayacak kesimlerden birisidir ABHaber.

Crans Montana sonrası mevcut model ve siyaset anlayışının iflas ettiği bir kez daha ortaya çıktı.BM-AB’nin ortak hazırladığı Annan planını kabul edeceksiniz 2004 sonrası 13 yıl masada kalıp izolasyon ve ambargolar altında yaşamayı kabul edip hiç bir şey yapmayacaksınız.Sonrada masada çözümsüzlüğü üzerinize alıp kalkacaksınız.

Öztürk Yılmaz, adeta isyan edercesine Kıbrıs politikalarında ısrarla yapılan yanlışlara dikkat çekiyor. Yılmaz kariyerinin önemli bir kısmını AB koridorlarında geçirdi.Yunanistan’ın Rumlarla birlikte AB kulvarlarında oynadıkları tiyatroyu ve AB’de kapalı kapılar ardında işlerin nasıl döndüğünü bilen bir isim.Klasik Türk bürokratının dışında işin pratiğine hakim.Zaten AB ve Kıbrıs politikalarında Türkiye ve  KKTC’nin sorunuda bu zaten.Konunun teori ve pratiğine hakim insanların görevlerde (karar alıcı) olmaması.Açık bir ifadeyle işi bilmemeleri.Ve yaşanan sorunlara çözüm üretecek kapasiteden yoksun olmaları.

Bunları söylerken herhangi bir siyasi görüşü veya kişileri hedef almıyoruz.Ortada çok ama çok büyük bir yanlış var bunu tartışmaya açıyoruz.Bu iş böyle gitmez ve gidemez. Kıbrıslı Türklerin Annan referandumu sonrası masada 13 yıl oturup çözümsüzlüğü üzerlerine almalarını nasıl açıklayacağız.AB’de Crans Montana sonuçları nasıl algılanıyor hemen söyleyelim.’’Türkiye askerilerini çekmek istememesi sonrası Kıbrıs müzakereleri çöktü.’’ İsteyen istediğini söyleyebilir için gerçeği AB cephesinde maalesef bu.

KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı, ise ’’ Sürecin sadece güvenlik ve garantiler nedeniyle sonuçsuz kaldığı söylemi doğru değil” diyor. İlk soru şu.Kıbrıs Türk tarafı Rumlara verdiğine karşılık olarak ne aldı? Dönüşümlü başkanlığı alabildi mi? Ne söylesek boş.Gelinen noktaya bakalım tam anlamıyla bir fiyasko. Sonuçlar üzerinden politikaları değerlendirmek gerekiyor.

Yaşanan sorunları kişiselleştirmeden özeleştiride bulunmak gerekiyor.Mustafa Akıncı biz haklıyız çözüm istedik diyor.Doğru gerçekten çözüm istedi.Çözüm için tüm enerjisini ortaya koydu Akıncı.Ancak haklı olmanız değil haklı çıkmanız önemli.

Anastasiadis çözüm istiyorum tiyatrosu oynadı ve oynamaya devam ediyor…

Yunanistan ve Rumlar Annan planı sonrası Kıbrıs politikasını masada Türkleri oyalıyıp garanti ve askerlerin çekilmesi temelinde yürütüyorlar ve bunuda çok güzel AB başta olmak üzere uluslararası kamuoyuna satıyorlar.Crans Montana’nın sonuçsuz kalmasını Kıbrıs Rum yönetimi,’’Kıbrıs müzakereleri, Türk tarafıyla Ankara’nın garanti ve müdahale hakkını muhafaza etmesi üzerinde ısrar etmesi nedeniyle sonuçsuz kaldı.’’ şeklinde AB’ye taşıdı.Çok sayıda alıcıları var.Biraz zaman geçsin AB’den Rumları destekleyen kararlar birbiri ardına çıkar.

Peki bu durumda Türkiye ve Kıbrıslı Türkler biz haklıyız demenin dışında ne yaptı ve yapıyor?.Pratikte yapılan bir iş yok. Lay lay loy lom…Onun bunun adamı şu parti bu parti ile parti liderlerin seçtiği siyasiler ve kamuya yerleştirilen (içlerinde konularına hakim olanlar var ama onlar çok azınlıkta) iş bilmeyen bürokratlarla iş tutuluyor.Buyrun yarım asrı geçen AB ve Kıbrıs politikalarında gelinen noktaya bakın.Sonuç tam anlamıyla ‘FİYASKO’.Kimse bu işi şahsileştirip üzerine almasın 50 yıldır bu işler böyle gelmiş böyle gidiyor.Bu soruna neşter vurulmazsa çok geç olacak.

Yeri gemişken bir kez daha söyleyelim Rum lider Anastasiadis’in Annan planına eveti bir taktikti. AB’yle diyalog yolunu açık tutmak için evet dendi.Rum tarafındaki tüm siyasi partiler kiliseyle birlikte ortak politika yürütüyorlar.Bunu da herkes çok iyi biliyor.Birbirimizi kandırmayalım.

Kıbrıs Türk tarafında merhum Denktaş’ı eleştirenler maalesef eleştirdikleri duruma kendileri düştüler.Çözüm istiyoruz diye hiç bir şey yapmayarak masada Rumların zamana oynaması ve statükonun devam etmesinin bir parçası oldular. Kıbrıs’ta aslında çözüme Türklerden önce Rumların ihtiyacı var. Ama olmuyor.Rumlar çözüme hazır değil.’Çözüm istiyoruz, çözümsüzlüğüde Türklerin üstüne yıkıyoruz’ tiyatrosunu oynuyorlar.’ Çözümsüzlük dünyanın sonu değil.Rum halkı federasyona hazır değilse, Kıbrıslı Türklerden izolasyon ve ambargolar altında yeni bir çözüm modeli beklemesi istenemez.2004 Annan planı referandumu sonrası ne yapılması gerektiğini açık bir şekilde ortaya koymuştuk..Ama dinleyen olmadı.’’ÇOK BÜYÜK KIBRIS VE AB UZMANI BÜROKRAT VE SİYASİLERİMİZ VAR’’ İşte gelinen nokta bu elde var sıfır.Hayal aleminde yaşıyorlar.

Daha geçenlerde Anastasiadis Kıbrıslı Türklerin Türkiye’yle bağlarını kesmeleri çağrısında bulundu.Rum lidere hemen soralım iflas etmelerinin nedeni nedir ? Bütün paralarını Yunanistan’daki bankalara yatırdılar Yunanistan iflas edince en büyük bankaları iflas etti. Rum lider bunu nasıl açıklayacak? Güney Kıbrıs’ın Yunanistan ile değil bağ kurmasını tam anlamıyla Atina tarafından yönetildiğinin net kanıtıdır iflas konusu.

Bakın ne yapılması gerektiğini ortaya koyduk. Türkiye ve Kıbrıslı Türklerin aşağıdaki önerinin dışında izleyecekleri bir başka politikada yok.Sonuç üzerinden konuşalım.Devam edersiniz izolasyon ve ambargolar altında yaşamayı tam anlamıyla haketmiş olursunuz.Ercan’ın bugünden yarına yok (arayol ve formüller üreterek) hemen uluslararası uçuşları açın.

www.abhaber.com/57222-2/

AB üyesi ülkeler Kıbrıs’taki haksızlığa ortak olmamalı

Bakın Rumlar Crans Montana sonrası yeniden Akdeniz’de sondaja başladılar.Peki bu gelişmeyi hangi çözüm parametresi ışığında açıklayacağız.Rum ve Yunanlıların haksız bir şekilde AB’yi kullanıp Türkiye karşıtı açıklama yaptırarak Kıbrıs sorununda bir yere varılamayacağını üye ülkelerin görmesi gerekiyor.AB bu kadar büyük haksızlıkların üzerine dış politikasını inşa edemez.AB’nin uluslararası alanda inandırıcılığı ve saygınlığını Rum ve Yunanlıların sorgulatmasına AB üyesi ülkelerin artık dur demesinin zamanı geldide geçiyor.

Gerçekten Kıbrıslı Türkler her ortamda çözüm istediklerini ortada koydu. Rum ve Yunanlılar tarafından BM ve AB kullanılarak Kıbrıslı Türkler 2004 sonrası methodik sistemli bir şekilde masada oyalanıyor.

Avrupa Parlamentosu AP Liberal grup başkanı Guy Verhofstadt, bizce çok önceden yapılması gerekirdi.Akıncı ve Anasatasiadis’in AP’de dinlemesi çağrısında bulundu.Verhofstadt’a biz söyleyelim Yunanlılar AP’de bir şekilde bunu engellerler.Boşuna çaba.

Kıbrıslı Türkler ilk önce seslerini çıkarıp her düzeyde AB’yi uyarmaları lazım.Kıbrıslı Türkler bu aşamadan sonra kendi ayaklarının üzerinde duracakları bir sisteme geçmek için çalışmaktan başka çareleri yok.

Kıbrıslı Türklerin AB’de sesleri hiç duyulmadı.Peki KKTC Brüksel temsilciliği bugüne kadar ne yaptı?AB’de Kıbrıslı Türklerin sesini ne kadar duyurabildi? Her zaman söylüyoruz.Hakkınızı mücadele ederek alacaksınız.Ölümden başka her şeyin çaresi var.Strateji geliştirip ara formüller üreteceksiniz …vs Yeterki çalışın,isteyin.

Siyasetle kamu kuruluşları arasına çok büyük bir kalın çizgi çizilmesse Türkiye’yi ayakta tutmak imkansız hale gelir

Batıdaki gibi kurumlarınız var ancak içi boş.Kurumların içini doldurmak gerek. Türkiye ve KKTC’nin en büyük sorunuda bu zaten.Sorunun acilen tartışmaya açılması lazım.Liyakat ve tecrübenin temel olarak esas alınmadığı hiç bir kurumdan bir şey beklemeyiniz.Buyrun 50 yıllık AB ve Kıbrıs politikalarında gelinen nokta kimi tatmin ediyor.Kamu kuruluşlarıyla siyasetin arasına çok kalın bir çizgi çekilmezse Türkiye’yi ayakta tutmanız imkansız hale gelir.İş oraya doğru gidiyor.Bizden söylemesi.Ne yapmanız lazım.İlk iş kamu reformu.Almanya-İngiltere örneklerinde olduğu gibi siyasetin tamamen kamudan elini ayağının çekileceği bir sistem kurmaktan başka çare yok.Anglosakson modelinde olduğu gibi iki dönemden fazla siyasetin önüde tıkanmalı.

AB politikalarına bakalım.İşin her türlü boyutuna hakim insanların sayıları çok az olanlarda diğer çoğunluğa uyuyor zaten.Sizin büyükelçi olmanız,AB ve Kıbrıs konularında üniversite hocası olmanız tek başına yeterli değil.Teori ve pratiğe hakim olmanızın yanında yaşanan sorunlara çözüm üretecek ara formüller üretecek kapasitede olmanız gerekiyor.

Kurumların içini liyakat ve tecrübe temelinde yeniden doldurmak gerekiyor.Ve bu anlamda bürokrasi ve  siyaseti yeniden dizayn etmek gerekiyor.

Türkiye’nin sadece Kıbrıs değil AB politikasıda çökmüş durumda…

Yeri gelmişken Türkiye’nin AB politikalarını sorgulamak gerekiyor. Ankara’nın AB politikalarıda tam anlamıyla çökmüş duruda.Bol bol laf.İşin başında konuya hakim bürokrat ve siyasetçi yok.Sizce cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında konuya tüm boyutuyla hakim AB’yi bilen birisi var mı?

Daha da ileri gidelim AB Bakanlığında yaşanan sorunların çözümü bağlamında strateji üretecek AB’yi bilenler var mı? Cevabını buyrun siz verin.Biz verirsek şık olmaz.

Sadece şu veya bu üniversite mezunu olmak, yabancı dil bilmek veya AB konusunda akdemisyen olmakla bu işler olmuyor. Olmadığını herhalde anlamışınızdır.Son 50 yıla bakın fiyasko,fiyasko,fiyasko.

Bakın Türkiye AB programlarına istenilen şekilde katılamıyor AB’den doğru dürüst proje alamıyor.Çünkü ilgili bakanlıklarda konuyu takip edecek kalifiyede insanlar yok.Türkiye’nin katıldığı mevcut AB progamlarını devam ettirecek kapasitede insanlar yok.Biz buyuz.Bunları söyleyince hemen konu kişiselleştirilip bazıları üzerine alınıyor.Bunları birilerinin söylemesi lazım.Biz söylemezsek kim söylecek. Aynı hatalar 50 yıl olduğu gibi sürüp gidecek.TÜSİAD,TOBB,İKV,İTKİB,UND …vs AB ile ilgili tüm sivil toplum örgütlerinin AB politikaları (çalışmaları) baştan aşağı yeniden tanımlanması lazım.Bu işler böyle gitmez.Herkes kendi kafasına göre bir şeyler yapmaya çalışıyor.Boşuna kürek çekliyor.Hemde boşuna

AB’yle yaşanan sorunlara çözüm üretecek politika oluşturulamıyor.Brüksel ile bire bir müzakere edecek ekip yok.Siyasi atamalarla bir yere varılmaya çalışılıyor.Tecrübe, liyakat yok onun bunun adamı…50 yıldır değişen bir şey yok.

AB ile Gümrük Birliği’nin güncelleştirilmesi müzakere edilecek.Ekonomi bakanlığında bu konuya hakim olan bürokrat sınıfı var mı? Biz söyleyelim.Türkiye’nin AB’yle Gümrük Birliğini bire bir müzakere edecek bürokrat sınıfı yok.Ekonomi bakanlığında AB’yi bilenlerde bir kenara itilmiş durumda.Biz buyuz. Kurumları kurduk içini dolduramadık.Birbirimizi kandırarak bugünlere geldik.AB ülkelerine kızmaya gerek yok.AB’yle vize konusunda masaya oturup Türkiye’yi şantajcı duruma düşüren AB değil.Türk siyasi ve bürokratlarıdır.AB ile müzakere etmeyi bileceksiniz.Her önünüze konulan teklifin üstüne atlamayacaksınız.Bu işler santraç oynamaya benzer.1963’ten beri öğrenemediniz mi?

Gümrük Birliği olmasına rağmen hala bugün bazı AB üyesi ülkeler Türk sanayi ürünlerine haksız hukuksuz yüzde 21 vergi alıyor.Yani anti damping uyguluyor.AB Bakanlığı, Ekonomi bakanlığı peki ne yapıyor? Söylemeyelim cevabı yine sizlere bırakalım.

Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafında liyakat tecrübe değil partili olmanın kriter alınarak kamu kuruluşlarının içi tamamen boşaltılmış durumda.Ne derseniz deyin gerçek bu.Çoğunluk böyle.

Türkiye’nin içinde bulunduğu sorunlara çözüm üretememesinin birinci sebebidir hem bürokrasinin hemde siyasetin içinin boşaltılması.TBMM’de AB’yi bilen milltevekili var mı sizce?.Sizin AB dalında akademisyen olmanız AB’yi bildiğiniz anlamına gelmez.Sadece işin teorik boyutunda kalırsınız.Bugüne kadar olduğu gibi.

Soralım AB Bakanlığı veya diğer ilgili kurumlar Suriyeli mülteciler ilgili AB cephesinde ne yaptı? Bilenleri gördük.AB’ye tam üye olacağız diye strateji açıkladılar.Yapmayın etmeyin yanlış yoldasınız dedik.Ne dediysek cümle cümle çıktı.Bu işler bilgi işidir. AB’de Almanya –İngiltere niye güçlü ülke.Biz deki gibi her önüne gelen istediği mevkiye gelemez ve atanamaz.Her şey belli kural ve disiplin içinde olur.Almanya ve İngiltere’den öğrenilecek çok ama çok büyük dersler var.Bu ülkelerde akşam yatıp sabah bakan,milletvekili,büyükelçi,müsteşar,genel müdür …vs olamazsınız.

Türkiye’de artık göreve getirilen bakanların konularına bürokratlardan (teori ve pratik boyutu) çok daha iyi hakim olması lazım.

Bugüne kadar AB,Kıbrıs politikaları üreten siyasi ve bürokrat sınıfı kuramadık.AB cephesinde 1963’ten sonra siyasi liderlerin atadıkları siyasetçi ve bürokratlarla işi savsaklayarak bugünlere geldik.

AB’yi eleştirmeden önce özeleştiride bulunarak kamu ve siyasette acilen reforma gitmek gerekiyor.

Scroll to top