Almanya-Türkiye arasında tansiyon yüksek…Türkiye-Almanya Gerilimi İlişkilerde Kalıcı Hasar Yapar mı? Reviewed by Momizat on . Almanya, Türkiye’nin en büyük ticari ortağı. İki ülke arasındaki dış ticaret hacmi, 2016 yılında 35 milyar dolar düzeyindeydi. 14 milyar dolarla Türkiye’nin ihr Almanya, Türkiye’nin en büyük ticari ortağı. İki ülke arasındaki dış ticaret hacmi, 2016 yılında 35 milyar dolar düzeyindeydi. 14 milyar dolarla Türkiye’nin ihr Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Özel Haberler » Almanya-Türkiye arasında tansiyon yüksek…Türkiye-Almanya Gerilimi İlişkilerde Kalıcı Hasar Yapar mı?

Almanya-Türkiye arasında tansiyon yüksek…Türkiye-Almanya Gerilimi İlişkilerde Kalıcı Hasar Yapar mı?

Almanya, Türkiye’nin en büyük ticari ortağı. İki ülke arasındaki dış ticaret hacmi, 2016 yılında 35 milyar dolar düzeyindeydi. 14 milyar dolarla Türkiye’nin ihracatında ilk sırada yer alan Almanya, Çin’in ardından Türkiye’nin en fazla ithalat yaptığı ülke.

Hem güçlü ticari bağları, hem Almanya’da yaşayan Türkler nedeniyle güçlü ilişkileri olan iki NATO müttefiki arasındaki gerilim, her geçen gün daha da artıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya Başbakanı Angela Merkel’e getirdiği “Nazi” eleştirisine tepkiler Almanya’da yalnızca koalisyonun ana gövdesini oluşturan Hıristiyan Demokrat Parti ile sınırlı kalmadı.

17 Ocak’ta Avrupa Parlamentosu Başkanlığı’ndan ayrıldıktan sonra Pazar günü Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) başkanlığına seçilen Martin Schulz “Dost bir ülkenin cumhurbaşkanının bu ülkenin başbakanını bu şekilde aşağılaması küstahlıktır. NATO üyesi ve AB üye adayı bir ülkenin devlet başkanı, uluslararası diplomasi kurallarını çiğneyemez. Bu tutum bir cumhurbaşkanına yakışmıyor,” dedi.

Prof. Güney: “Almanya’da Türkofobia artıyor ama gerilimin geçici olduğunu düşünüyorum”

Yıldız Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Nurşin Ateşoğlu Güney, karşılıklı gerilimin artışını Türkiye ve Avrupa’daki seçimlere bağlarken bu açıklamaların ilişkilerde kalıcı bir hasar bırakmayacağı görüşünü dile getirdi.

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Prof. Güney, “Rusya ile de böyle bir kırılma yaşandığında ticari ilişkilerimize yansıdı ama Avrupa ülkeleri ile bu olmaz. Evet siyasi retorik keskinleşti. Unutmayın Hollanda seçime gitti. Almanya ve Fransa seçime gidiyor. Popülizm her zaman sandıkta işe yarıyor. Bugün ırkçılık, yabancı düşmanlığı Türkofobia artıyor. Ancak ben bunun geçici bir dönem olduğunu düşünüyorum,” dedi.

Prof. Güney: “Türk bakanlar konuşturulmazken terör yanlılarının gösteri yapması meşru değil”

Aslında Almanya-Türkiye ilişkileri, Avrupa’nın geri kalanına kıyasla 2015 ve 2016 yıllarında güçlüydü. Uzun bir aradan sonra 2015’in Ekim ayında Türkiye’ye gelen Almanya Başbakanı sonraki on altı ayda, en sonuncusu Şubat ayında olmak üzere, altı kez Türkiye’ye geldi. Göçmen krizinin yakınlaştırdığı iki ülkeyi, 15 Temmuz Darbe Girişimi uzaklaştırdı.

Türkiye, Almanya’yı hem darbeye geç tepki vermekle hem de FETÖ ve PKK ile ilgili taleplerini yerine getirmemekle suçluyor. En son Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın dile getirdiği gibi bakanların konuşturulmadığı bir dönemde PKK yanlısı grupların Nevruz kutlamaları yapması Türkiye’de “Almanya’nın teröre destek verdiği” algısı yaratıyor.

Profesör Ateşoğlu, “Türkiye bu konuda çok net. Almanya’nın geniş anlamda terörist faaliyetlerinin önünü açması kabul edilebilir değil. Hükümet temsilcileri konuşturulmazken hatta Hollanda’ya sokulmazken bu örgütlerin toplantılar yapması meşru değil, demokrasiyle örtüşmez,” diyor.

Osman Korutürk: “İktidarın kafasının gerisinde bu gerilimi milli duyguya dönüştürüp oya tahvil etmek var”

2000-2003 yılları arasında Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi olan Osman Korutürk de bu gerilimin iki ülkenin ticari ve iktisadi ilişkilerine kalıcı bir sorun yaratmayacağını düşünenlerden.

Emekli büyükelçiye göre, iki ülke arasındaki gerilimin artmasının nedeni 16 Nisan referandumu: “Bugün Türkiye’de özellikle de iktidar için referandum konusu her şeyin önüne geçmiş görünüyor. Yapılmak istenen ‘Herkes bize karşı’ algısı yaratmak ve onu bir milli duyguya dönüştürmek. Tabii Almanya tek değil Hollanda meselesinde de bunu gördük. Perde arkasında, kafalarının gerisinde milli birlik ve beraberliği sağlayıp bu duyguyu oya tahvil etmek var ama ben insanlarımızın bu oyuna gelmeyeceğini düşünüyorum. Ancak yine de her iki tarafa da yazık oluyor.”

Korutürk: “Türkiye, Almanya’daki Türklerin de çıkarlarını düşünmeli”

Büyükelçiliği döneminde Almanya’daki Türk kökenlilerin entegrasyonu üzerine Alman kurumlarından veriler sağlayarak birçok araştırma yaptırdığını söyleyen emekli büyükelçi, bu ülkedeki Türkler’in Almanya’ya entegre olmadıkları iddiasının gerçek dışı olduğunu ifade etti.

Korutürk, Amerika’nın Sesi’ne yaptığı değerlendirmede, “Almanya’da çok büyük bir Türk toplumu yaşıyor. Çok ilerleme sağlamış bir toplum. Misafir işçi diye gittiler. Bugün işveren pozisyonuna geldiler. Federal hükümette bakan oldular; keza eyalet hükümetlerinde… Birçok milletvekili çıktı. Türkiye’deki siyasetçiler oradaki toplumu düşünmek zorundalar. Bunların çıkarlarını sarsmamalılar. Ben tüm bu yaşananlara rağmen gerilimin kalıcı olmayacağını düşünüyorum,” dedi.

——-

Almanya’dan Erdoğan’a Sert Tepkiler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dün yaptığı bir konuşmada Alman hükümetini ve Başbakan Angela Merkel’i ‘Nazi uygulamalarına başvurmakla’ suçlaması, Almanya’da büyük tepkilere neden oldu.

Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) başbakan adayı Martin Schulz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarıyla Almanya’daki Türkleri karşı karşıya getirmeyi hedeflediğini ve “kendisine bunun kabul edilemeyeceğinin çok açık bir şekilde söylenmesi gerektiğini” ifade etti. Martin Schulz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Merkel’e yönelik, “Sen de şu an Nazi uygulaması yapıyorsun. Kime karşı? Almanya’daki Türk kardeşime ya da oraya giden bakan kardeşime” sözlerini ise, “NATO üyesi ve AB üye adayı bir ülkenin devlet başkanının bir partner ülkenin başbakanını bu şekilde aşağılaması küstahlıktır” şeklinde yorumladı.

Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ise, Erdoğan’ın son sözleriyle ‘sınırın aşıldığını’ belirtirken, “Nazi suçlamaları şoke edici. Bu nedenle Türk mevkidaşıma burada sınırın aşıldığını açıkça bildirdim” ifadesini kullandı. Gabriel hafta sonunda da, Türkiye’nin bundan sonra Avrupa Birliği üyesi olmasını ‘gerçek dışı’ olarak tanımlamıştı.

Federal Meclis Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) milletvekili Norbert Röttgen ise, 16 Nisan’da referandum oylamasında ‘evet’ çıkması ve Türkiye’nin başkanlık sistemine geçmesi durumunda AB ile üyelik müzakerelerinin sona ereceğin öne sürdü. Türkiye’nin sadece referandumu değil, aynı zamanda AB ile ilişkilerinin geleceğini de oyladığını iddia eden Röttgen, Türkiye’yi demokrasiden uzaklaştıracak olan değişikliklerin AB ile uyumlu olmayacağını ve üyelik müzakerelerinin sona ereceğini ifade etti. Röttgen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ‘meşru devlet darbesi’ hedeflemekle de suçladı.

Hristiyan Demokrat CDU’dan Genel Başkan Yardımcısı Julia Klöckner, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik “Acaba aklı başında değil mi?” ifadesini kullanırken, AK Partili siyasetçilerin Almanya’daki referanduma destek toplantılarının yasaklanmasını ve Avrupa Birliği fonlarından Türkiye’ye giden mali desteğin de kesilmesini talep etti. Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu Başkanı Ska Keller, Almanya’nın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı en etkili cevabının, gümrük birliğinin genişletilmemesi, Türkiye’ye silah satışının durdurulması ve ekonomik yardımlara son verilmesi olacağını öne sürdü.

Başbakan Angela Merkel ise, kendisini hedef alan açıklamalara henüz tepki vermedi. Başbakanlık sözcülerinden Ulrike Demmer, “Federal Hükümet olarak gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz. Daha önce belirttiğimiz gibi, Nazi karşılaştırmaları hangi biçimde olursa olsun, kabul edilemez.” dedi. Angela Merkel, geçen hafta parlamentoda yaptığı konuşmada, “Bu benzetmeler Almanya’da Nazi döneminde yaşananları önemsiz gösteriyor. Erdoğan’ın Nazi benzetmeleri durmak zorunda” demişti. Ardından Federal Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert, “Almanya Başbakanı provokasyon yarışına katılma niyetinde değil. Kendisi bu yarışa girmeyecek” şeklinde bir açıklama yaparak, Merkel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın suçlamalarına doğrudan cevap vermeyeceğini ima etmişti.

———–

Giousouf: Erdoğan Merkel’den özür dilemeli

CDU’nun Türk kökenli milletvekili Cemile Giousouf, Erdoğan’ın Nazi suçlamaları nedeniyle Merkel’den özür dilemesi gerektiğini kaydetti. Giousouf bu suçlamaların Almanyalı Türkler arasında da hoş karşılanmadığını söyledi.

Avrupalı ve Alman politikacıların Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya Başbakanı Merkel’e yönelik Nazi ithamlarına tepkisi sürüyor. Hristiyan Birlik Partileri (CDU / CSU) Meclis Grubu Uyum Politikaları Sorumlusu Cemile Giousouf, Pazartesi günü Berlin’de yaptığı açıklamada bu ithamların Almanya’da yaşayan Türk kökenliler arasında hoş karşılanmadığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “dayanaktan yoksun suçlamalarının” Türk kökenlileri memnun etmediğini belirten Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) milletvekili Giousouf “Aksine birçok Türk kökenli çirkin düşmanca tavırları sadece utanç verici buluyor. Bu suçlamalar Almanyalı Türklerin imajına ve Almanya’daki Türk ve Almanlar arasındaki ilişkilere zarar veriyor” diye konuştu.

Giousouf, “Eğer Erdoğan’da adab-ı muaşeretten hala geriye bir şey varsa Başbakan Merkel’den özür diler” diye konuştu.

AP Başkanı: Kabul edilemez bir saldırı

Avrupa Parlamentosu Başkanı Antonio Tajani de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’ya yönelik Nazi suçlamalarını sert bir biçimde eleştirdi. Tajani pazartesi günü Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı‘nın ithamını “tüm temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan demokratik bir ükeye yönelik kabul edilemez bir saldırı” olarak nitelendirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hafta sonu yaptığı bir konuşmada daha önce Almanya Başbakanı Merkel’in tepkisine neden olan “Nazi” nitelemesini yinelemiş “Utanmasalar, yeniden gaz odalarını, toplama kamplarını gündeme getirecekler ama şimdilik ona cesaret edemiyorlar” diye konuşmuştu.

Almanya ve Türkiye arasındaki ilişkiler Türk politikacıların Almanya’daki referandum kampanya etkinliklerinin iptal edilmesi ve sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bunu “Nazi uygulamalarına” benzetmesi nedeniyle gergin. Merkel Erdoğan’ın Nazi benzetmesine tepki göstermiş, bu ifadelerin kabul edilemez olduğunu açıklamıştı.

—–

Merkel: Nazi benzetmelerine son verilmeli

Almanya Başbakanı Merkel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Nazi benzetmelerine son vermesi gerektiğini söyledi. Merkel, referandum etkinliklerine ancak anayasanın temel ilkelerine uyulması halinde izin verileceğine işaret etti.

Başbakan Angela Merkel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Nazi benzetmeleri yapmasına son vermesini istedi. Merkel, Hannover’de yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin Nazi benzetmelerine son vermesi gerektiği yönündeki sözlerim hâlâ geçerli” şeklinde konuştu. Ancak bu yöndeki benzetmelerin sona ermediğini belirten Merkel, tabuların yıkılarak Nasyonal Sosyalizm dönemi kurbanlarının acılarına saygı gösterilmemesine Alman hükümetinin kesinlikle izin vermeyeceğini vurguladı.

Başbakan Merkel açıklamasında, Almanya Dışişleri Bakanlığı’nın geçen hafta Türkiye’ye verdiği sözlü notayı hatırlattı. Merkel, bu notada Türk siyasetçilerin Almanya’da etkinliklere katılmasına ancak anayasanın temel ilkelerine uyulması halinde izin verileceğinin açık bir şekilde dile getirildiğini belirtti. Merkel, aksi takdirde referandum etkinliklerine katılma izninin gözden geçirileceğini kaydetti.

Almanya Başbakanı Merkel’in bu açıklamasından önce, federal hükümet sözcüleri de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Merkel’e yönelik suçlamasına tepki gösterdi. Federal Hükümet Sözcü Yardımcısı Ulrike Demmer, Nazi benzetmelerinin “hangi şekilde olursa olsun kabul edilemez” olduğunu vurguladı. Pazartesi günü Berlin’de düzenlenen olağan basın toplantısında konuyla ilgili soruyu yanıtlayan Demmer, gelişmeleri “federal hükümetin dikkatle gözlemlediğini” belirtti. Federal Hükümet Sözcü Yardımcısı Demmer, iki ülke arasındaki ilişkilerde kalıcı bir hasar oluşmasını engellemek için kullanılan söylemi yumuşatmanın Türk hükümetinin elinde olduğunu kaydetti.

“Tuzağa düşmeyeceğiz” mesajı

Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Martin Schäfer de, Ankara’nın provokasyonlarına aynı şekilde yanıt verilmediğini belirterek, bunun sadece Anayasa değişikliği planlarını hayata geçirmek isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işine yarayacağına işaret etti. Sözcü Schäfer, Almanya’nın “aynı sertlikle” karşılık vermesi halinde, Türkiye Cumhurbaşkanı ve iktidardaki partinin tuzağına düşecekleri izlenimine sahip olduklarını dile getirdi. Schäfer, “referandum sonrasında da Türklerle iletişimi devam ettirmek zorunda olduklarını ve bunu istediklerini” ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hafta sonunda yaptığı bir konuşmada daha önce Almanya Başbakanı Merkel’in tepkisine neden olan “Nazi” nitelemesini yinelemiş, “Utanmasalar, yeniden gaz odalarını, toplama kamplarını gündeme getirecekler ama şimdilik ona cesaret edemiyorlar” diye konuşmuştu.

———

Almanya’dan Erdoğan’a sert uyarılar

Erdoğan’ın Nazi kıyaslamasına Berlin tepkili. SPD Genel Başkanı Martin Schulz, suçlamaları “küstahlık” diye nitelendirdi. CDU’lu politikacı Röttgen de “Başkanlık sistemine geçilirse, AB ilişkileri kesilir” dedi.

Almanya’da Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) pazar günkü kongresinde bütün delegelerin oylarıyla parti genel başkanlığına seçilen Martin Schulz, Almanya Başbakanı Angela Merkel’i “Nazi uygulaması” kullanmakla suçlayan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sert tepki gösterdi. Partinin başbakan adayı Schulz, Erdoğan’ın sözlerini “küstahlık” olarak niteledi.

Schulz, ARD televizyonuna yaptığı açıklamada “Dost bir ülkenin cumhurbaşkanının bu ülkenin başbakanını bu şekilde aşağılaması küstahlıktır” dedi. Schulz, “NATO üyesi ve AB üye adayı bir ülkenin devlet başkanının uluslararası diplomasi kurallarını çiğneyemeyeceğinin Erdoğan’a anlatılması gerektiğini, ancak onun bir devlet başkanına yakışmayan tutumunu sürdürdüğünü” sözlerine ekledi.

Türk hükümet üyelerinin Almanya’da referandum kampanyası düzenlemesine getirilen yasakları desteklediğini ifade eden Schulz, “Diplomatik dokunulmazlığını parti politikası yapmakta kullananlara Almanya’da yer yoktur” dedi.

“AB-Türkiye ilişkileri kesilir”

Alman Federal Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Norbert Röttgen de dün akşam ARD’de katıldığı bir televizyon programında Türkiye’nin başkanlık sistemine geçmesi durumunda AB ile üyelik müzakerelerinin sona ereceği uyarısında bulundu.

Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) milletvekili Röttgen, Türklerin referandum öncesi planlanan Anayasa reformunun şimdiki Cumhurbaşkanı’nın çıkarına olduğunu ve aynı zalanda Türkiye’nin AB ile ilişkilerinin de oylandığını bilmesi gerektiğini söyledi. Röttgen, Türkiye’yi liberal demokrasiden uzaklaştıracak olan değişikliklerin AB ile uyumlu olmadığını da ifade etti.Erdoğan’ın planlarını “meşru devlet darbesi” olarak nitelendiren Röttgen, Erdoğan’ın Nazi benzetmesine ilişkin olarak ise yorum yapmayarak “Biz bu seviyede değiliz” diye yanıt verdi.

“Erdoğan ülkesine zarar veriyor”

Avrupa Parlamentosu’ndaki muhafazakar partilerin oluşturduğu Avrupa Halk Partisi Başkanı Manfred Weber da Erdoğan’ın Nazi benzetmesine sert tepki gösterdi. Weber, Erdoğan’a Almanya ve diğer Avrupa Birliği ülkeleriyle arasında çıkan anlaşmazlığı tırmandırmaması için uyarıda bulundu.

Weber, “Bir ülkenin onurunun diğerlerini aşağılamakla korunamayacağını” söyledi. Manfred Weber, Alman basınına yaptığı açıklamada Erdoğan’ın “her geçen gün biraz daha tuhaflaşan saldırgan çıkışlarıyla en çok kendi ülkesine zarar verdiğini, ancak Avrupa’nın provokasyonlara gelmeyeceğini” dile getirdi.

Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu Başkanı Ska Keller de “tartışmaları göstermelik bulduğunu ve hayır oylarının yüzde 50’nin üzerinde olduğu Türkiye’deki muhalefetin desteklenmesi gerektiğini” belirtti. Keller, Erdoğan’a karşı en etkili cevabın gümrük birliğinin genişletilmemesi, Türkiye’ye silah satışının durdurulması ve ekonomik yardımlara son verilmesi olacağını sözlerine ekledi.

 

———

Südkurier: Türkiye diktatörlük yolunda

Alman gazetelerinin yorum köşelerinde Türkiye ile Almanya arasındaki siyasi gerginlik ele alınıyor.

Frankfurter Allgemeine Zeitung Türkiye ile Almanya arasındaki siyasi gerginliği konu alan yorumunda şu satırlara yer veriyor:

“Barışçıl toplanmaya, siyasi rekabete, farklı görüşlere ve dinin yaşanmasına kimse söz söyleyemez. Alman devleti bunun garantörüdür. Devlet bundan böyle de Almanya’daki Türk ve Almanların özgürce yaşamalarının teminatı olacaktır. Ama sadece Almanya’da değil. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu’nu kabul etmişti. Ancak idam cezasının ikide bir zevk alırcasına gündeme getirilmesinden de anlaşılabileceği gibi Avrupa’ya açıkça sırt çevrilmesine Almanya’nın ses çıkarmayacağı, aksine ses çıkarmak zorunda olduğu gerçeği değişmez. Erdoğan’ın yaptığı gibi ‘kendi’ vatandaşlarına otoriterce sahip çıkması gibi değil, kimsenin temel hakları elinden alınamayacağı için.”

Mainz’da yayımlanan Allgemeine Zeitung gazetesi Kürtlerin Almanya’daki gösterisine Türkiye’den gelen tepkiyi şöyle yorumluyor:

“Almanya uygun bir tavır almaya çalışırken Türkiye Cumhurbaşkanı ‘çarpışma’ stratejisini aynen devam ettiriyor. Erdoğan çıldırdığı için değil, katı siyasi hesapları doğrultusunda böyle davranıyor. Onun tek amacı referandum oylamasında Türkiye içinde ve dışındaki seçmenleri kendi safına çekebilmek. Bunun için de bazı şeyleri gözden çıkarıyor. Türkiye’nin Avrupa’ya entegrasyonunu, iç barışı ve ülkesinin refahını tehlikeye atıyor. Bu bakımdan Almanya’daki gösteri yürüyüşlerinin yasak semboller taşındığı gerekçesiyle copla dağıtılamayacağını ona anlatmaya çalışmak beyhudedir.”

Der neue Tag gazetesi yorumunda Erdoğan’ın “Nazi uygulaması” benzetmesine değiniyor:

“Almanya’nın bu kadar ‘Nazi’ yapıldığı enderdir. Almanya Federal Cumhuriyeti, Alman titizliğiyle Nazi terör rejimiyle hesaplaşmış bir devlettir. Türkiye ise ne Ermenilerin sürgüne uğratılmasıyla ne de Kürtlere yapılan baskıyla öz eleştirel yüzleşmeyi göze alamamaktadır. Almanya Başbakanı’na ‘Nazi kıyaslamasında’ bulunmanın anlamsızlığı ortadadır. Bu asabi amanın amacı ne olabilir? Diktatör adayının davranışları, birbirine dayılanan Türk ve Alman gençleri arasındaki ‘fikir teatisine’ benziyor. Nazi benzetmesi, Alman siyasetindeki en büyük tabu ihlalidir. Erdoğan bu benzetmeyle Böhmermann şiirinde uğradığı hakaretleri ödeştirmek istiyor olabilir. Angela Merkel, tahriklere kapılmamakla ve haddini bilmez politikacılara sahne yasağı koymakla en iyisi yapıyor.”

Südkurier gazetesi yorumuna ‘Yine Erdoğan’ başlığını koymuş.

“Türkiye Cumhurbaşkanı bu kez Nazi uygulaması benzetmesini doğrudan Almanya Başbakanı Merkel’e yaptı. Bunu ancak, iktidarını kaybetme korkusuyla bütün köprüleri yakan bir politikacı yapabilir. Uğradığı gerçeklik kaybı gerçekten ürkütücüdür. Çünkü en kaba politikacı bile günün birinde hakaret ettiği kişilerle aynı masaya oturmak zorunda kalacağını bilmelidir. ABD Başkanı Trump ders almaya başladı. Ama Erdoğan Trump, Ankara Washington değildir. ABD’de gazeteciler hapsedilmiyor, muhalefet dilediğini söyleyebiliyor. Türkiye ise çoktan diktatörlük yoluna koyuldu. Erdoğan’ın tek adamlığa kalkışması şimdiden kurban almaya başladı. Avrupa sesini neden daha fazla yükseltmiyor? Erdoğan karşıtları neden Almanya’da bile korkusuzca görüşlerini açıklayamıyorlar? Sözlü saldırılara katlanılabilir. İnsan hakkı ihlallerine ise asla.”

Voa-Dpa-Dw

Scroll to top