Cumhurbaşkanı Akıncı: “Cenevre’de çözümün önü açılmazsa, KKTC’nin demokratik, laik, özgür şekilde yoluna devam etme seçeneği var” Reviewed by Momizat on . KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Cenevre’de yapılacak müzakerelerde Kıbrıs Türk halkını siyasal eşitliğinin ete kemiğe bürünmesi gerektiğini söyledi. Akıncı, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Cenevre’de yapılacak müzakerelerde Kıbrıs Türk halkını siyasal eşitliğinin ete kemiğe bürünmesi gerektiğini söyledi. Akıncı, Rating: 0
Buradasınız: AB Haber » Özel Haberler » Cumhurbaşkanı Akıncı: “Cenevre’de çözümün önü açılmazsa, KKTC’nin demokratik, laik, özgür şekilde yoluna devam etme seçeneği var”

Cumhurbaşkanı Akıncı: “Cenevre’de çözümün önü açılmazsa, KKTC’nin demokratik, laik, özgür şekilde yoluna devam etme seçeneği var”

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Cenevre’de yapılacak müzakerelerde Kıbrıs Türk halkını siyasal eşitliğinin ete kemiğe bürünmesi gerektiğini söyledi.

Akıncı, Cenevre’de çözümün önü açılamazsa KKTC’nin demokratik, laik, özgür bir şekilde yoluna devam etme seçeneği bulunduğunu ancak önceliklerinin adada federal bir yapı kurulması olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Akıncı, ne Güney Kıbrıs’a yama, ne de Türkiye’ye vilayet olma siyasetleri bulunduğunu da vurguladı.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıs müzakerelerinin ve zirvesinin yapılacağı İsviçre’nin Cenevre kentine hareketinden önce Ercan Havalimanı’nda basın toplantısı düzenledi.

Uzun yıllardan sonra ilk kez böylesine bir konferansın toplanmasının bile önemli olduğuna işaret eden Akıncı, Kıbrıs Türk tarafının Cenevre’ye sorumlu bir davranışla, politik istek ve kararlılıkla sonuç almak için üzerine düşeni yapmak üzere gideceğini söyledi.

Aynı tutumu Rum tarafından da isteyen Akıncı, garantör ülkelerle AB, BM ve uluslararası topluma da Kıbrıslılara yardımcı olmaları çağrısı yaptı.

Cenevre’den mutlaka bir sonuç çıkmayabileceğini, ihtiyatlı olduklarını belirten Akıncı, kendilerini zor bir haftanın beklediğine işaret etti.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Cenevre’de Kıbrıs Türk halkını siyasal eşitliğinin ete kemiğe bürünmesi gerektiğini kaydederek, güvenlik konusunda da her iki toplumun kaygılarını giderecek bir düzen sağlamanın önemini vurguladı.

Akıncı, “Sadece ‘korkuya gerek yoktur’ söylemiyle bunu elde etmek mümkün değil. Düzenlemelerini yapabilmek, gereklerini yerine getirmek gerekir” dedi.

Son günlerdeki ilhak söylemlerine de değinen Akıncı özetle, “Bizim ne Güney Kıbrıs’a yama, ne de TC’ye vilayet olma gibi bir siyasetimiz vardır.

Öyle birşey söz konusu olamaz. Türkiye’nin 800 bin kilometrekareye yaklaşan toprağı var. Kıbrıs’ın küçük toprağına ihtiyacı olduğunu düşünmem. Türkiye’nin 81 vilayeti var 82’nciye ihtiyacı olduğunu da düşünmem. Akıncı’nın Tayfur Sökmen olma düşüncesi de yoktur, olamaz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Akıncı, Cenevre’de uzlaşma mümkün olmazsa KKTC’nin demokratik, laik, özgür bir şekilde yoluna devam etme seçeneği bulunduğunu ancak önceliklerinin adada federal bir yapı kurulması olduğunu ifade etti.

Cenevre’nin yeni bir gelecek inşa etmelerine yardımcı olması umudunu vurgulayan Akıncı, Cenevre’deki zirveye katılım konusunda Rum tarafının kendi iç kamuoyuna yönelik mesajlar verdiğini, aslolanın BM’nin tutumu olduğunu, müzakerelerin iki toplum lideri olarak yürütüldüğünü ve böyle devam edeceğini anlattı.
Akıncı, Cenevre’de liderlerin ve garantörlerin kendi aralarında yapacağı toplantılara ise kapalı olmadıklarını belirtti.

Bir soru üzerine Cenevre’ye Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yerine Başbakan Binali Yıldırım’ın gidebileceği haberleri bulunduğunu ancak BM Genel Sekreteri Guterres’in Erdoğan’la uzun bir telefon görüşmesi yaptığını kaydeden Akıncı, bunun üzerine Türkiye’de yeni bir durum değerlendirmesi olduğunu bildiğini anlattı.

Basın açıklamasının ardından Akıncı ve heyeti, charter uçakla saat 11.30’da İzmir üzerinden Cenevre’ye gitmek üzere Ercan’dan ayrıldı.

Müzakere heyetinin de yer aldığı Cumhurbaşkanlığı heyeti yanında, CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit ve basın mensupları da aynı uçakla hareket etti.
Öte yandan Cenevre zirvesine katılacak DP Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın dün adadan ayrıldığı öğrenilirken, Başbakan Hüseyin Özgürgün ve heyetinin yolculuk saati henüz netleşmedi.

Akıncı: “Başarının sırrı iki toplumun da huzur ve güven içinde olacağı bir düzenlemeyi sağlamak”

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, müzakerelerdeki başarı sırrının, Kıbrıs’ta her iki toplumun da kendini huzur ve güven içinde bulabileceği bir düzenlemeyi sağlamak olduğunu söyledi.

Cenevre’deki müzakerelerde Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliğinin ete kemiğe bürünmesini istediklerini vurgulayan Akıncı, Cenevre’ye temkinli bir iyimserlikle gideceklerini ifade etti.

Akıncı, Ada’da bir çözüme varılabilmesi için Kıbrıs Türk tarafı olarak sorumlu bir davranış içinde politik istek ve kararlılıkla üzerlerine düşeni yapmak için Cenevre’ye gideceklerini kaydetti ve garantörlere, AB’ye, BM’ye ve uluslararası topluma da Kıbrıslılara yardımcı olmaları çağrısı yaptı.

Akıncı, son günlerdeki “ilhak” söylemlerini de yorumlayarak Güney Kıbrıs’a yama veya Türkiye’ye vilayet olma gibi bir siyasetleri olmadığını vurguladı; Cenevre’de çözüme ulaşmak mümkün olmazsa KKTC’nin yoluna devam etmesi seçeneğiyle karşı karşıya kalacaklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Akıncı “Bizim birinci seçeneğimiz elbette Kıbrıs’ta siyasal eşitlik içinde, özgürlük içinde, güvenlik içinde iki siyaseten eşit kurucu devletin var olacağı bir yapıyı kurmaktır. Arzumuz budur. Bunun dışında başka planlarla meşgul değiliz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Akıncı, heyetiyle birlikte Cenevre’de yer alacak Kıbrıs müzakereleri ve zirve için dün adadan ayrılmadan önce Ercan Havalimanı’nda basına açıklama yaptı.

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın 25 kişilik Cenevre heyetinde, Müzakereci Özdil Nami, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, Diplomasi ve Avrupa Birliği Özel Danışmanı Erhan Erçin, Siyasi İşler ve Tarih Özel Danışmanı Meltem Onurkan Samani, Cumhurbaşkanlığı Hukuk İşleri Danışmanı Sülen Karabacak, Müzakere Heyeti Üyesi ve Dış İlişkiler Uzmanı İpek Genç, Müzakere Heyeti Üyeleri Aslı Erkmen, Sertaç Güven, Güvenlik Danışmanı Halil Sadrazam, Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Danışmanı Ömer Gökçekuş, Mülkiyet Komitesi Üyesi Layık Mesutoğlu, Özel Kalem Müdürü Cenk Gürçağ, 1. Derece Kadastro Sorumlusu Ahmet Alemdar, Harita Mühendisi Aslı Oral ve teknik uzmanların yer alıyor.

CTP ve TDP de gitti

Türkiye’deki kötü hava koşulları nedeniyle planlanandan farklı saatte ve rotayla ve charter olarak gerçekleşen uçuşla, CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman ve TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit ve iki partinin heyetleri de Cenevre’ye hareket etti.

Dün İstanbul’a giden DP Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş ile beraberindeki heyet bugün Cenevre’ye hareket ederken, UBP Genel Başkanı ve Başbakan Hüseyin Özgürgün ve heyetinin ne zaman gideceği ise henüz netleşmedi.

Kıbrıs sorununun çözüm çabalarında önemli bir aşamayı oluşturacak Cenevre zirvesini izleyecek çok sayıda basın mensubu da Cenevre’ye gitmek üzere adadan ayrıldı.

Akıncı: “Böylesi bir konferans uzun yıllardan beri ilk kez gerçekleşecek”

Cumhurbaşkanı Akıncı, Ercan’da yaptığı açıklamada, Cenevre’de 11 Ocak’a kadar yapılacak görüşmelerde iki liderin 5 başlıkta müzakere edeceğini, buna 12 Ocak’tan itibaren 3 garantör ülkenin de katılacağını belirterek, böylesi bir konferansın uzun yıllardan beri ilk kez gerçekleşeceğine dikkat çekti.
Sadece bunun başarılmasının bile kendi içinde önemli bir gelişme olarak değerlendirdiğini belirten Akıncı, “Önemli olan, sadece bir araya gelmek değil, olumlu sonuçlar üretebilmektir. Bütün temennimiz bunun sağlanmasıdır” dedi.

“Kıbrıs Türk tarafı olarak sorumlu bir davranış içinde politik istek ve kararlılıkla bu olumlu sonucun sağlanmasında üzerimize düşeni yapmak için gidiyoruz. Tüm tarafların sorumlu davranması gerekiyor. Özellikle Kıbrıslı Rum ve Türklerin birbirlerine karşı anlayış ve yardımlaşma içinde olmaları lazım. 3 garantör ülkenin, AB’nin, BM’nin ve uluslararası toplumun da Kıbrıslılara yardımcı olması gerekir. Şimdi tam o kavşaktayız” diyen Akıncı, yapılması gerekli katkının tam zamanı olduğunu vurguladı.
Cenevre’nin mutlaka bir sonuç çıkacak diyecek noktada olmadıkları, ihtiyatlı olmak gerektiğini belirten Akıncı, her şey oldu bitti şeklinde abartmaya da gerek olmadığı düşüncesi taşıdığını ifade etti.
Kendilerini zor bir haftanın beklediğini belirten Akıncı, tarafların aynı kararlılık, sorumluluk ve çabayı gösterdikleri takdirde, Kıbrıs’ta eşitlik özgürlük ve güvenlik içinde her iki toplumun huzur ve mutluluk içinde yaşayabileceği bir çözüm mümkün olduğunu vurguladı.

Kıbrıs Türk toplumunun siyasal eşitliğin önemini yıllardır vurguladığı ve bunun Cenevre’de ete kemiğe bürünmesi gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, siyasal eşitliğin temel unsurları olan konularda Rum tarafının artık ortaya çıkarak çok daha net mesajlar vermesi Kıbrıs Türk tarafının siyasi eşitliğini benimsediği, içine sindirdiği, dönüşümlü başkanlık ve kararlara etkin katılım konuları dahil göstermesi gerektiğini kaydetti.

Güvenlik anlamında toplumların duygularının büyük önem taşıdığı kanaatini dile getiren ve yakın tarihte her iki tarafın da kaygıları oluştuğunu belirten Akıncı, Kıbrıslı Türklerin Rumlardan endişeleri; buna karşılık da Rumların da Türkiye’den endişe ve korkuları bulunduğuna dikkat çekti, şöyle deva etti:
“Burada önemli olan her iki tarafın da kendisini huzur ve güven içerisinde bulabileceği bir düzenlemeyi bulabilmektir. Başarının sırrı buradadır. Ancak bunu sağlayabilmek için işte korkulara gerek yoktur, bunlar gereksizdir gibi sadece söylemle, bunu elde etmek mümkün değildir.

Bunun düzenlemelerini yapabilmek, bunun gereklerini yerine getirebilmek gerekiyor.“
Bu süreçte Türkiye Cumhuriyeti ile yakın diyalog ve işbirliği içinde çalıştıklarını belirten Akıncı, yakın istişare ve diyaloğun Cenevre’de de devam edeceğini kaydetti.
BBC’nin kendisi ile yaptığı bir mülakatta da ilk kez kendisine yöneltilen; “Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye’ye ilhak” konusunun son zamanlarda bazı basın yayın kurumları ve toplumun bazı kesimlerinde seslendirilemeye başladığını belirterek, konuya ilgili duruşlarını şu ifadelerle vurguladı:

“Bizim ne Güney Kıbrıs’a yama ne de Türkiye’ye vilayet olma gibi bir siyasetimiz yoktur. Böyle bir şeyi düşünmek bile söz konusu olamaz. Türkiye’nin 800 bin kilometrekareye yaklaşan toprağı var. Kıbrıs’ın küçük toprağına ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. 81 vilayeti var, 82’nciye ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum ve Mustafa Akıncı’nın da ikinci bir Tayfur Sökmen (Hatay’ın son Cumhurbaşkanı) olma gibi bir düşüncesi de asla yoktur, böyle bir düşünce de asla söz konusu olamaz.”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, eğer Rum tarafının yanlışları ön plana çıkar ve Cenevre’de arzu edilebilir karşılıklı çözüme ulaşmak mümkün olmazsa KKTC’nin demokratik, laik, özgür bir toplum olarak yoluna devam etme seçeneğiyle karşı karşıya kalacağını belirterek, “Bizim birinci seçeneğimiz elbette Kıbrıs’ta siyasal eşitlik içinde, özgürlük içinde, güvenlik içinde iki siyaseten eşit kurucu devletin var olacağı bir yapıyı kurmaktır. Arzumuz budur. Bunun dışında başka planlarla meşgul değiliz” diye konuştu.
Akıncı, ancak bütün çabalarına rağmen böyle bir durum yine de başkalarından gelen yanlışlar ve özellikle Güney’den ya da Yunanistan’tan kaynaklı yanlışlar nedeniyle çözümün yolunu açamazlarsa elbette hayatın durmayacağını, devam edeceğini kaydederek “Biz de biraz önce tanımladığım çerçevede bu yolu yürümek isteyeceğiz” dedi.

Yaşan gerçeğin bir başka yüzüne de işaret eden Cumhurbaşkanı Akıncı, bunu da güneydeki toplumun çok iyi değerlendirmesini istedi; konuşmasına şöyle devam etti:

“Bunu defalarca yeri geldikçe vurguladım. Bunu bir tehdit olsun diye söylemedim, söylemiyorum. Ancak geçen zaman çözüme hiç bir şekilde yardımcı olmadı. Yine yardımcı olmayacaktır. Geçen zaman çevrede fiziki değişiklikleri yarattığı gibi, demografik değişiklikleri yaratıyor. Biz arzu ederiz ki bir an önce bu çözüme varalım. Kıbrıs’ı Doğu Akdeniz’in bir huzur ve barış adası haline getirelim. Gerginliklerin değil, zenginliklerin paylaşılacağı yeni bir dönemi başlatalım. Bu duygu ve düşünceler içerisinde Cenevre’ye gidiyoruz. Umarız orada yapacağımız çalışmalar bize bir an önce söylediğim niteliklerde yeni bir geleceği inşa etmemize yardımcı olsun ve bu adanın artık yıllardan beridir beklediği yeni bir dönemi başlatabilelim.”

Cumhurbaşkanı Akıncı, Ercan’daki basın açıklamasında basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
Akıncı, “Temkinli olduğunuzu söylediniz. Bunun nedeni, ilk iki gün iki taraf arasında yapılacak müzakerelerde bir ilerleme sağlanamayabileceğini mi düşünüyorsunuz? Öyle bir durum mu var? Yoksa garantörler arasında mı güvenlik-garantiler konusunda çok iyi gitmeyen bir durum mu var?” sorusunu şöyle yanıtladı:

“Spesifik olarak ilk bölüm ya da ikinci bölüm diye bir ayırım yapmadım. Çünkü her iki bölüm de önemli. Her iki bölüm açısından da henüz ortada uzlaşıldı denebilecek bir tablo yok. Tarafların pozisyonları belli. Bunları 8-10 maddede toparlamak mümkün. Mülkiyet başlığında 3-4 konu var.

Mülkiyet başlığında 3-4 konu var. Yönetim başlığında 2-3 konu var. AB müktesebatıyla ilgili işte bizim arzu ettiğimiz ek protokol, yasal kesinlik konuları var. Bunun yanında toprak düzenlemeleriyle güvenlik – garantiler meseleleri var. Zaman zaman başka bir sürü madde var diye konuşmalar yapılır. Bunlar doğrudur, vardır. Ama aslı bu saydıklarımdır. Eğer bunlar Cenevre’de bir uzlaşmayla sonuçlanırsa ya da en azından tümünde olmasa bile bir çoğunda bunların artık yaklaşıldığı ve sonuca çok yaklaşıldığını görürsek çözümün önü açıldı demektir. Arkası gelecek demektir. Temennimiz ve arzumuz bunu sağlamaktır. Bunun için çalışmalara devam ediyoruz. “

Cumhurbaşkanı Akıncı, 5’li konferansa katılım konusundaki şüpheler ve Anastasidis’in “Kıbrıs Cumhuriyeti’ni” temsilen katılma arzusundan geri adım atmadığı belirtilerek “Bu toplantının daha düşük bir temsiliyetle yapılacağını ön görebilir miyiz?” şeklindeki soruya karşılık net olduğu halde Rum tarafının kendi iç kamuoyuna yönelik sürekli mesaj verdiğini, sözlü kalmadığını ve BM Genel Sekreteri’ne de yazı gönderildiğini kaydetti.

Konu yazıya dökülünce kendilerinin de bir yazıyla gerçek durumu BM Genel Sekreteri’ne anlatma ihtiyacı duyduklarını belirten Mustafa Akıncı, “Burada önemli olan BM’nin tutumudur. BM bu güne kadar iyi niyet misyonunu hangi çerçevede yürüttüyse, yine o çerçevede yürüteceğini bize söylemiştir. Bunun dışında izahata gerek yoktur. İki toplum lideri olarak bu müzakerelerde yer almaktayız. O şekilde yer almaya devam edeceğiz” dedi.

Cenevre’deki başlangıç seremonisinden sonra garantörlerin üçlü olarak, kendilerinin de iki toplum olarak, garantörlerin kendi arasında ikili olarak görüşmesi gibi farklı formüllerin gündeme gelebileceğini de ifade eden Akıncı, “Bu da Bugenstock tipi bir müzakere süreci akla getirir. Aslında Sayın Anastasiadis de, ben de, Türkiye de, Yunanistan da buna kapalı değiliz. Bu türden formülasyonlar da söz konusu olabilecektir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Yunanistan Başbakanı Çipras’ın ve İngiltere Başbakanı May’in zirveye katılım katılımları konusundaki sorulara karşılık da şöyle konuştu:
“Sayın Erdoğan’ın katılacağının bilindiği dönemde, Sayın May ve Sayın Çipras’ın da katılma olasılığı çok yüksekti. Hemen hemen kesindi denebilir. Kamuoyuna açıklanmamış olsa da bize ulaşan bilgiler bu yöndeydi. Şimdi Sayın Erdoğan’ın Binali beyin Başbakan olarak gitmesi durumunda yine iki başbakanın gelmesi beklenir, doğal olarak. Ama gelirler mi onu bilemiyorum. Ancak Türkiye’de yeni bir durum değerlendirmesi gündeme gelebilir. O konuda sonuç tam açıklanmadı. Ancak perde gerisinde bazı temasların olduğunu biliyorum. Genel Sekreter, Sayın Erdoğan ile uzun bir telefon görüşmesi yaptı. Bu konuyla ilgili kararını Türkiye kendisi verecek.”

Dönüşümlü başkanlıkta henüz uzlaşı olmadığı, sağlanamazsa ne olacağı sorusu üzerine de Akıncı, “Yani bu konuda uzlaşı sağlanmazsa ne zaman sağlanacak? Bunu soracağız. Halkımız bize bunu soracak biz de Rum tarafına bunu soracağız” dedi.

Cenevre’nin artık bir dönüm noktası haline geldiğine, toprak-güvenlik konularının bile konuşulacağına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Akıncı, “Siyasi eşitliğimizle ilgili olmazsa olmaz dediğimiz, halkımızın bunu bizden beklediği konuları ne zaman konuşacağız?” diye sordu; şöyle devam etti:
“Bu müzakere süreçlerinde hep bir integrated whole anlayışı hakimdir. Yani tümü bitmedikçe parçalar üzerindeki uzlaşmalar tek tek geçerli değil anlayışı vardır. Yani hepsinde mutabakat sağlandığında anlaşma kesin olarak ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla en azından bu konularda her şeyin en sonda varılacak uzlaşmaya bağlı olarak kabul edilebildiği gibi de bir durum vardır. Biz de herhangi bir konuda şunu kabul ettik dediğimizde, ama bunun sonunda güvenliğimiz de önemlidir, eğer biz güvenlikte tatmin olmazsak bu konudaki kararımızı da gözden geçirebiliriz diyebiliriz.

Dolayısıyla onların da bu tür hakları olabilir. Bu hakkı esirgemiyoruz onlardan da. Ancak bu konuda kesinlik istiyoruz. Bu gündemde değildir, söz konusu değildir söylemleri geçmişte çok oldu Güney Kıbrıs’ta. Bu söylemlerin artık ortada kalkmasını ve bir çözüm olacaksa hep birlikte bunu sağlayacaksak, bu çözümün önemli, unsurlarından birinin de dönüşümlü başkanlık ve kararlara etkin katılım konusu olduğunu artık netleştirmeleri gerekir.”

Tak

Scroll to top